Gerilla Film Yapımı / Patreon Hesabı

Duyuracak haberiniz mi var? duyurmazsanız ölür müsünüz? içeri buyurun, girişler sağdan ücretler soldan.
Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Gerilla Film Yapımı / Patreon Hesabı

Mesaj gönderen KEzzAP » 17 May 2018 11:45

Biliyorsunuz burada yoğun bir çabayla eğitim videoları hazırlamayı sürdürüyorum.
Haftada 2 video hazırlıyorum. Bu işlerin arkasında bir pazarlama mantığından ziyade bir gönüllü herkesin gücünün yettiği kadar mantığının olması gerektiğini düşünüyorum. Çok ümitli olmasam da bu yola bir öncü olarak atıldım. Video izlenme sayıları arttığı taktirde zaten buna gerek kalmayacak, ama böyle bir artış ne zaman olur, olur mu, emin değilim.

Özetle, aylık yapacağınız cüzzi bağışlar, hem benim şevkimi çoğaltacak, hem de kısmen daha cesur bir maliyetle bu işe sarılmama neden olacak. Bilenler biliyor, yakın zamanda Almanya'ya gidiyorum ve orada hiçbir gelirim olmayacak ilk etapta. O nedenle bu videoları sürdürebilmek, çeşitlendirebilmek için ortaya çıkacak maliyeti karşılayabileceğim bir gelir olmayacak. Biraz da bundan kaynaklı bir talep bu. Uzun vadede ise işlerin yoluna girmesini ve aldığımı misliyle vermenin yollarını arayacağım.

https://www.patreon.com/fkonuslu/overview
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
MimFilm
Raging Bull
Mesajlar: 235
Kayıt: 08 Şub 2014 22:56

Mesaj gönderen MimFilm » 18 May 2018 00:08

@KEzzAP Konuyu anlayamadım: Hem bu kanal için, hem de dün bahsi geçen düşünce aşamasındaki kanal için ayrı ayrı mı bağış talebi düzenliyorsun. Yoksa bu ikisi birleşik mi olacak. Yapılacak tüm işlerin tek çatı altında olmasını tercih ederim. Selamlar
ben kuzeyemir

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 18 May 2018 01:13

Dün bahsettiğim bir proje, henüz ortada bir şey yok, sadece bir nabız yoklaması yapmam istenmişti onu yaptım.

Bu ise benim şahsi projem ve kanalım. Üç yıldır yaptığım, şimdi ise biraz daha geliştirmek istediğim bir kanal.O yüzden de bu yola girdim. İkisi benzer zamanlara denk gelince birbiriyle karıştı gibi oldu. Ama birbirlerinden bağımsız şeyler. Bu kanal 3 yıldır var.

Diğeri dediğim gibi nabız yoklamaydı ve gerçekleşirse zaten haberiniz olacaktır, şimdilik ortada bir şey gözükmüyor onunla ilgili.

Ortada net bir şey olmadığı için de uzun vadeyle ilgili konuşamıyorum tabi, ama benim kanalım devam edecek.
Olabildiğince de geliştirmeye çalışacağım.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 31 May 2018 17:01

Tahmin ettiğim gibi oldu. 2 haftalık bir süreçte yalnızca 3 kişi destek oldu. Daha fazla da artacağını sanmıyorum.

O nedenle bu sistemi iptal etmeyi düşünüyorum.
Ancak 20-30 kişilik bir destek olsaydı, çok daha iyi bir seviyeye getirebilirdim diye düşünüyorum.
Ama şaşırmadım. Bunu da sitem olarak algılamasın kimse. Çünkü biliyorum ben bunu. Bizim ülkede mevzu böyle.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
paul.newman
The Recruit
Mesajlar: 48
Kayıt: 02 Oca 2018 03:16

Mesaj gönderen paul.newman » 31 May 2018 17:24

YouTube profilinizde Patreon hesabınızı tanıtmamışsınız. Foruma pek uğramayanlar görememiştir. Kanalda tanıtırsanız zamanla artabilir bence.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 31 May 2018 20:12

Tanıtıyorum aslında videolarda ama, bilemedim.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
MimFilm
Raging Bull
Mesajlar: 235
Kayıt: 08 Şub 2014 22:56

Mesaj gönderen MimFilm » 31 May 2018 21:31

Böyle kalsın bence. Akmasa da damlar. Zaman içinde belki biraz da değişir durum.
ben kuzeyemir

Kullanıcı avatarı
spidervis
Moderator
Mesajlar: 938
Kayıt: 02 Oca 2014 02:31
Meslek: Besteci ve ses düzenleyici
Konum: Web
İletişim:

Mesaj gönderen spidervis » 31 May 2018 22:19

Bence de kalsın. 2 hafta çok kısa bir süre. Zaten bu işler hep kuruş kuruş birikiyor. Yeterli abone ve izlenme olduğunda da öyle damlayacak. Cover videoları yapıp yayınlayan vokalistler biliyorum. Onlar da patreon kullanıyorlar ve sadece ek gelir gibi görüyorlar orayı.

msaricay
Man on the moon
Mesajlar: 403
Kayıt: 24 Ara 2011 09:50

Mesaj gönderen msaricay » 31 May 2018 23:19

çok dar alanda kalıyorsun bence..okadar emek var bu işin üzerinden bişeyler kazanmak hakkın.
1.kendini ortaya çıkar biraz videolarda kendi görüntün ekranın kenarında görünsün.
2.konuşma konusunda biraz tutuksun daha içinden geçenleri konuş. tv spikeri havasından bir konuşma tarzın var.
3.ingilizce alt yazı koyup video ön izleme resimlerini cancanlı birşeyler yapabilirsin yabancılar bile izlesin. global bak sadece foruma bağlı kalma
4.tweeter instagram facebook sayfalarında oluşturup devamlı PR çalışması yap.mesela Alanın Sinema ise Sinema hakkında Söyleşi,Eleştiri,Röportaj,Sektorden kişilerle bir çok farklı projeler üretip içerik olarak sunabilirsin..sadece film yapım odaklanma..Her hafta vizyondaki filmlere giderek izledigin filmi detaylıca eleştirebilirsin.bu güzel bir PR çalışması olabilir. sonuçda Fiilm adlarının çok aranan kelimeler oldugunu biliyoruz.

biliyorum amacın youtuber olmak degil fakat youtube izlenme ve video sayısını artırmaya odaklan.bagışlardan devamında gelir zaten.2 hafta çok az süre insanlar kaç kaç kanal açıp kapatıyor.vazgeçme

Kullanıcı avatarı
reznovrun
Mad Max
Mesajlar: 140
Kayıt: 20 Tem 2014 00:18
Meslek: İsviçre Çakısı

Mesaj gönderen reznovrun » 01 Haz 2018 06:20

Ben bu youtube işleriyle iyi kötü uğraşıyorum. Çok çok hızlı geri dönüş umduğunu söyleyebilirim. Konsol üssü çok sık ve daha çok alıcısı olan (oyun) konusunda üretiyor ve bir asgari ücreti geçtiklerini söylemişlerdi patreon ile. Yine Teknoseyir yıllardır video üretiyor ancak bu yıl abonelik sistemi getirebildi.

İlk önce bir kitle tutman lazım, henüz kitleyi tutabilmiş değilken bunun geri dönüşünü beklemek çok zor. Kaldı ki bizim ilgi duyduğumuz bu alanın içeriğini tüketecek olan insan sayısı kısıtlı. Daha önce denenmiş kısa film kanallarının halini bir araştır. Bunu kıran sadece İFA oldu onun da ulaşabileceği yer bu kadar.

Kısacası patreondan bir şeyler gelmesi için kanalının en az İFA'nın izlenme oranlarında olması gerek.

halostendap
The Legend
Mesajlar: 4063
Kayıt: 04 Mar 2012 22:41
Meslek: komedyen
Konum: Düzce

Mesaj gönderen halostendap » 01 Haz 2018 10:42

sosyal medyadan çok hızlı dönüş beklememek lazım diye biliyorum ben de arkadaşların yazdığı gibi.
eski nickim intercapiller.

Artık instagramdayım| https://www.instagram.com/halitstandup

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 01 Haz 2018 11:42

Öneriler için çok teşekkürler arkadaşlar.
Çok haklısınız.
Sadece şunu bilmenizi isterim, geçimimi buradan sağlamak derdinde değilim. Yakında yurtdışına çıkıyorum ve bir süre işsiz olacağım, ne kadar o süre bilmiyorum, bu süre zarfında da kanalda yapmak istediğim diğer şeyleri yapabilmek için elimde en azından aylık 20 - 30 dolara yakın bir para olursa, onu doğrudan denemek istediğim yazılımlara harcayabilirim. Tabi fazlası olursa ekipmanlara da bütçe kalabilir. Dediginiz gibi belki de gerçekten erken davranıyorum. Bunu düşüneceğim.

İfa meselesinde haklısın reznovrun. Ama benim o seviyeye ulaşabilmem çok zor ki zaten çok farklı olduğunu düşünüyorum formatların. Neticede ifanin esas amacı okula müşteri çekmek bunun için de daha kapsayıcı bir dilleri var, ve enerjileri, sosyal sermayeleri ve imkanları da var. Ben ise bir akademinin öğretebileceğinin yüzde onunu öğretebilsem bile bunu bedava yapmayı denemek istiyorum ilk etapta.Ve esas yaptığım şey öğretmekten öte cesaret vermek gibi geliyor bana. Korkup çekinene yapılabıleceğini göstermek, ve bunun için öğrenmesi gereken şeylere yön vermek. Daha önce paralı da yaptım bu eğitimi Ankara'da. Ama sanki daha doğrusu bu. Bilgi ve tecrübeyi parayla sattığımız değil de bir zincir halinde örgütleyebilecegimiz bir çağa gidiyoruz sanki. Bu yüzden bir kişiden 10.000 almak yerine 10.000 kişiden 1 lira almak daha zor, ama daha geleceğin sistemi ve bence daha etik.

Öte yandan burada temel sıkıntı youtube'tan kaynaklanıyor. Youtube bir anda küçük üreticinin önüne büyük bir engel koydu ve esas amacına çok zarar verdi. Bu konuyla ilgili Casey Neistat'ın videosu var ki adamın öyle bir derdi de yok aslında, sadece az para kazanıyoruz gibi bir derdi olabilir:




Youtube'u değerli yapan ünlü olmayan insanların kendi içeriklerini üretebilecekleri, çok dar, ve niche diyebileceğimiz az ama öz izleneni olan kanalların da destekleneceği bir alan olmasıydı. Fakat şu an koyduğu 4000 saat engeli, iki şeye zorluyor. 1) Ünlü ve konvansiyonel medyayı kendi içine çekmek. Bir ünlü youtube kanalı açtığında hemen ulaşıyor gerekli sayıya. Bu youtube için garantili içerik demek. Reklamı botlar belirlediği için bazen reklam firmasının hoşlanmayacağı bir içeriğe de reklam giriyor, o da sorunlara neden oluyor. Zaten bu sistemin getirilmesinin temel sebebi bu. Ama youtube en nihayetinde konvansiyonel medya gibi olacaksa farkı ne olacak? Yine paranın çoğu acun'a giderse, benden kesilen para acun'u çekmeye harcanırsa, bunun alternatifi yaratıldığı an kaçar insanlar oraya. (Twitch mesela Casey Neistat'ın dediği gibi) 2) Çok ana akım işler yaparak ünlü olacaksın. Ki ünlü youtuber bebeleri biliyoruz. İçeriksiz boş beleş videolar.

Burada İFA gibi ne bileyim Barış Özcan gibi, içerik-izlenebilirlik dengesini iyi tutturabilmeyi başarmış olanları tenzih ediyorum, çok başarılı ve örnek alınacak bir şey olarak görüyorum. Zaten onlar benden daha fazla kazanabilirler, hiçbir sıkıntı yok, zira kulvar ve amaçlar farklı. Ama Youtube özellikle son dönemde artan ve her hafta videolarımı düzenli izleyip, beğenen, yorum yapan, çok teşekkür eden arkadaşları bir nebze daha mutlu ve bilgi sahibi edebilmemin önüne geçiyorsa yeni sistemiyle, bu sorun yaratır.

Tabi burada söylediğiniz eksiklikleri tabii ki var kanalın.
Kendimi geliştiriyorum, daha da iyi olmaya çabalıyorum ama çok eksikler var.
Esasında bu kanalı ingilizce'ye de dönüştürebilirim. Böyle bir niyetim de vardı gerçekten.
İngilizce altyazı da aklımda, ama çok altyazı okuduklarını sanmıyorum o nedenle endişeliyim.
İngilizce içerik, Türkçe altyazı bir tercih olabilir bazı videolar için özellikle, ama emin değilim.
Benim motivasyonum Türkiye. Yukarıdakinin neden olacağı enerjiyi Türkiye'nin genç, cesaret edemeyen sinemacılarına aşılamak isterim. Çünkü her şeyden önce ben bir eğitimciyim. Esas işim bu. Akademisyenim.
Derdim de kendim film yapabilmenin ötesinde, bir dayanışmacı film ağı kurmak senelerdir. Yani bunun hadi film çekiyoruz siz de gelin destek olundan ziyade, bakın biz bir film çektik, bakın biz de çektik diyen tarafları kaynaştırarak olabileceğini düşünüyorum. Önce ürün, sonra ilişki geliyor. Bu piyasada herkes birbirinden iş kaçırırken birlikte bir şeyler yapmak isteyen insanların kesişim noktası olabilir miyim acaba diye düşünüyorum.

Daha çok yazarım bu konuyla ilgili. Neyse ki bana gerekli cesareti verdiniz.
Teşekkür ederim, bir süre daha tutacağım bunu. Youtube izlenmelerim de artıyor. Tahminim bu şekilde devam ederse. 5 ay sonra kanalım monetization incelemesine alınacak 4000 saat izlenmenin ardından. Tabi o aşamayı hiç bilmiyorum. Reklam izlenmeleri ne kadar getiriyor, kazandırıyor. Belki o zamana kadar da işim olur yeniden ve para kazanmaya başlarım, umarım da bu sinema alanından kazanacağım bir para olur. Eğer bir de öyle olursa, zaten o zaman izleyin kanalı. Size her çekim aşamasını, işin kamera arkasını canlı canlı anlatacağım çok daha içerikli bir kanal olacak.


Sonuna kadar okudunuz, şirinleri görebileceksiniz. :)
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

factotum
The Recruit
Mesajlar: 24
Kayıt: 31 Ara 2017 14:09

Mesaj gönderen factotum » 01 Haz 2018 15:20

Zihnine sağlık @KEzzAP Youtube'un evrilmesini çok temiz okumuşsun. İçerik üretirken ki etik+ego kaynaklı gelgitlerini de çok iyi anlayabiliyorum. Bu biraz hayat mücadelesine benziyor aslında. Yazdıklarını okuduktan sonra kendime ulan para vermiyorsun da, neden yorum yazmıyorsun diye sordum. Ve Youtube'un algoritmasında like ve yorumun çok önemli olduğunu biliyorum.

Kendimde dahil bütün arkadaşları videolara yorum yazmaya davet ediyorum. Hatta şimdi 4 5 tane yazacağım.

Gelgit kısmına gelecek olursak eğer, bu mecra içeriğin pornografize etmek zorunda olunduğu bir mecra. Jump-cut, doğallık bilmem ne gibi rönt hazzı veren, ilgiyi üzerinde tutan oyunlara girilmek zorunda olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde bilgiyi gerçekten edinmek isteyen bile gözüyle sağ taraftaki videolara bakıp, daha rafine veren var mı acaba? diye düşünmeye itiyor kendini. Tekrar-tekrar bu olaydan hayatını geçindirmek istemediğini söylemişsin. Fakat geçindirsen, ekipmanlarını alabilsen güzel olmaz mı? Bence kendinle uzlaşırsan olmayacak iş de değil. Hazır yapıyorken en olurunu yapın diyen sen oluyorsun genelde. Bence sen de tam da şu an en olurunu yapmalısın. Ben de nacizane birkaç fikri paylamşmak istiyorum.

1- Kadir Köymen gibi ulaşılabilinecek isimlerle, Skype üzerinden podcast tadında film, ekipman, teknik ve innovasyon üzerine daha sıkı daha rafine sohbetler yapılabilir.
2- Mini belgeseller çekilip (misal: cep hikayeleri kanalı) bütün sürecini vloglaştırıp(bir study case gibi), işte şu hareketi şu tekniği kullanarak yaptık, ışığı şuraya koymamız abimizin hikayesiyle örtüştü gibi kağıtta başlayıp ekranda son bulan film yolculuğunun tüm adımları paylaşılabilinir. Bu şekilde hem film yapmak isteyenleri hem de belgesel seyircilerini kitlene entegre etme imkanın olur.

Çok değerli bilgiler veriyorsun ve kitle tutmak için yapman gereken ilk şeyin içeriği konsantreleştirmen olduğunu düşünüyorum.

Umarım dilediğinden daha da iyi yerlere gelir kanal.

Kullanıcı avatarı
sadevatandas
The Recruit
Mesajlar: 47
Kayıt: 03 Eki 2016 23:31

Mesaj gönderen sadevatandas » 01 Haz 2018 17:16

Konu hakkında yazılıp söylenebilecek pek çok şey var ama çoğu söylendiği için tekrara girmeyeceğim. Ancak bir şeyi hatırlatmak isterim: Adından da anlaşılabileceği gibi "gerilla" filmcilik konvansiyonel ve büyük bir güce karşı (mesela TV, dağıtım tekelleri vb.) yerel, küçük ama daima hareketli olan bir sinemasal direniş formunun adı. Nasıl ki kaliteli bir bağımsız yapımın kendine hiç bir TV'de yer bulamaması kimseye şaşırtıcı gelmiyorsa bir TV kanalına kıyasla çok daha büyük bir teknokaptalizm mecrası olan YOUTUBE'da var olmaya çalışmanın zor olmasına da -hatta belki imkansız!- şaşmamak gerekir.

Elbette üretkenliği sürdürmenin sayısız maddi zorlukları var ama hedef gerilla filmcilikse "eşyanın doğası" gereği ilk başta etki gücünün ve desteğin sınırlı olması çok doğal. O sebeble Kezzabın "destek miktarından ziyade destek veren kişi sayısının fazlalığı" yaklaşımını felsefi açıdan hoş ama pratik olarak gerçekliğe uzak buluyorum. Bu yüzden yola çıkarken önemli olanın ilk etapta kaç kişinin destek verdiği değil destek verenlerin gerçekte ne kadar omuz verdiği olduğunu düşünüyorum. Ortada bir yol haritası varsa başka izleyenler de zaten bir şekilde çıkar gelir.

Ahkam kesmiş olmayayım eline sağlık Kezzab ama biraz dayan ve içeriği biraz daha çeşitlendirmeyi başar gerisi bir şekilde gelecektir.
"Ben istiyorum ki; film, siz sinema salonunu terk ettikten sonra başlasın." Jacues Tati

factotum
The Recruit
Mesajlar: 24
Kayıt: 31 Ara 2017 14:09

Mesaj gönderen factotum » 02 Haz 2018 03:06

@sade vatandas otonomist bir bakış açısının gerilla olmakla tezat olabileceğini düşünmüyorum. Bu idealist yorumunun haddinden yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta formlar, forumlarda yıkılmak için değil midir? İmkansıza yakın dediğin bakış açısı bu jenerasyonda üzücüden, demotive ediciden ziyade gülünç artık. Sonuçta kübalı devrimciler de kapitalizmin karşısında bacak bacak üzerine atıp puro içmişliği var. Bunun eksik ve gereksiz bir demotivasyon olduğunu düşünüyorum.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 02 Haz 2018 10:54

Youtube'u yanlış anlıyorsun bence sade vatandaş. Demişsin ki; konvansiyonel medyaya göre çok daha büyük bir teknokapitalizm mecrası.

Esasında yukarıda yazdığımı okursan, buna kısmen hak verdiğimi görürsün. Fakat eleştirilerim var.
Evet, neticede her ne şartta olursa olsun, kontrol onların elinde, para da güç de.
Fakat konvansiyonel medyaya göre en büyük fark, hem üretimde, hem de tüketimde geleneksel anlamda kapitalizmde hiç olmayan bir şekilde sıradan insanın otonomisine de dayanıyor olması. Yani paranın sahibi olan; 1) içeriğe karar vermiyor 2) içeriği üretmiyor 3) hangi saatte neyi izleyeceğimize karar vermiyor. (Yukarıda eleştirdiğim üzere bu biçimden sapmaya başladı. Dolaylı yollardan bunlara müdahale ediyor)

Elbette bütün bu meselenin dayandığı temelin üreticiyi özgürmüş-güçlüymüş gibi hissettirerek para kazanmak olduğunu biliyorum. Fakat bunun klasik anlamdaki kapitalizmden farklı bir yan etkisi var. O da şu; sermayeyi işçiye hiç olmadığı kadar bağlıyor. Elbette ki kapitalist her halükarda işçiye bağlıdır, çalıştıracak kimseyi bulamazsa o da yok olur, fakat orada sahip olduğu güç, o tip işçinin kolaylıkla ikame edilebilir düzeyde vasıfsız olması. Fakat artık youtube içeriğini üreten kişiler, rahatlıkla ikame edilebilir kişiler değiller çünkü üretilen ürünün üzerinde çok büyük kontrol sahibi durumdalar. Israrla altını çiziyorum bu sahip oldukları mutlak gücü değiştiren bir şey değil, youtube'un ipleri elimizde demiyorum, elimizde olsaydı bu başlık ortaya çıkmazdı, lakin yarattığı yan etkinin örgütleyebileceği alternatif bir toplumsallığın da olduğunu belirtiyorum. Dolayısıyla burayı bir kavga alanı olarak görmek lazım. Youtube ekonomik anlamda gerçekten merkezileşmiş bir kontrol aracı olabilir ki öyle de. Ama alternatif bir özerklik alanı da. O alternatif özerklik de, toplumsal bir dayanışmayı örgütleyebildiği ölçüde anlamlı.
Bu konularla ilgili akademik mecrada çok yazıp çizdim aslında.
Daha kuramsal boyutlarıyla bu meseleyi tartıştığım bir makale var, ilgisini çeken varsa okuyabilir.
https://goo.gl/dJqorL

Öte yandan bu işe yeni girmiş biri değilim. 11 senedir evvela bilinçsizce fakat daha sonra kuramsal açılardan desteklenmiş bir gerilla filmcilik yöntemi üzerine düşünüyor, uyguluyorum.

Bu işlerin ne kadar meşakatli olduğunu gerçekten çok iyi biliyorum. 1,5 sene boyunca aldığım piyasa normallerinin altındaki bir araştırma görevlisi maaşıyla uzun metraj film çekmeye çalışıp, desteksizlikten filmi devretmek zorunda kaldım. Film de ortaya çıkmadı henüz. Daha büyük bir hayal kırıklığı olamaz sanırım. Ben benim yaşadıklarımı başkaları yaşamasın istiyorum. Gerçekten yetenekli insanlar bireysel başarılarının peşinde değil ortaklaşa birbirlerini yukarı çıkararak ve alttan yenilerine de el atarak yükselsinler istiyorum.

Neticede sorun yöntemin kötülüğünden ya da yanlışlığından kaynaklanmıyor. Sadece dediğiniz gibi süreç meselesi sanıyorum.

Burada ara bir yol var. Basitçe emeğimi bir yerlere satarak, bu alanda özerk olabilirim ki muhtemelen öyle olacak.
Bunun böyle olmak zorunda olmasının sebebi de dayanışma eksikliğidir.
Bir yandan düğün videosu çeken, reklam filmi çeken, sonra da gerilla film yapımı öğretmeye devam eden birisi olmak da mümkün ve tahminim tek yol şu an için.

Buradaki amaç zaten çok basit, üç beş yeni ekipman yazılım parası çıkartmak ve sizlere öğretmek, tabii ki de kendimi de geliştirip, geçimimi sağlayacak işler yapabilmek.

Youtube'tan geçimimi kazanamayacağımın zaten fazlasıyla bilincindeyim.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
sadevatandas
The Recruit
Mesajlar: 47
Kayıt: 03 Eki 2016 23:31

Mesaj gönderen sadevatandas » 02 Haz 2018 22:28

Bir iki noktada anlaşılmadığımı (veya iyi anlatamadığımı :) düşünüyorum.
Öncelikle
@factotum "otonomist bir bakış açısının gerilla olmakla tezat olabileceğini düşünmüyorum" demişsin, ben de aksini iddia etmiyorum. Elbette hangi otonomi diye sorabiliriz ama tahminen bu konuda da anladığımız şey birbirine yakındır sanırım. "İmkansızlık" meselesine gelince bu ifadeyi bu tip mecralarda uğraşmaya gerek yok anlamında söylemediğimi yazının son cümlesini "arkası gelir" lafıyla bağlamamdan çıkartabilirsin. Bir imkansızlık daha çok youtube'un sağladığı iddia edilen "özgür ifade" alanının onu yaratan ekonomi-politiğin çizdiği kaba sınırlarla çevrili ve kısıtlı olması ile ilgili. Dolayısıyla youtube'u veya bugünkü hiç bir sosyal medya alanını daha önceki kitle iletişim araçlarının sağlamadığı yeni ve büyülü bir siyasal bir savaş alanı olarak görmüyorum.

@Kezzap'ın eleştirilerine gelince... orada doğrudan konunun özüne ilişkin daha esaslı bir kaç nokta olduğunu düşünüyorum. Ama katılmadığım noktalar var.
"...Fakat konvansiyonel medyaya göre en büyük fark, hem üretimde, hem de tüketimde geleneksel anlamda kapitalizmde hiç olmayan bir şekilde sıradan insanın otonomisine de dayanıyor olması. Yani paranın sahibi olan; 1) içeriğe karar vermiyor 2) içeriği üretmiyor 3) hangi saatte neyi izleyeceğimize karar vermiyor. (Yukarıda eleştirdiğim üzere bu biçimden sapmaya başladı. Dolaylı yollardan bunlara müdahale ediyor).." demiş @Kezzab; bence bu sıradan insanın otonomisine dayanma fazla iddialı bir tespit, 90'lardan beri özellikle Avrupa'da pek çok Postmarksist tez de (@kezzabı tenzih ediyorum) bu tip önkabulleri şartsız bir doğru olarak kabul etti. Hatta son derece iddialı bir şekilde "Bilgi yoğun teknolojilerin ortaya çıkışıyla birlikte değer ilişkisine dayalı üretimin çöküş sürecine girdiğini" ilan ettiler. Oysa ki 18.yy'dan beri aralıksız olarak sürekli üretim araçlarını geliştiren/değiştiren kapitalizm bunu aynı zamanda tüketimi yaygınlaştırma ve kalıcılaştırmak için de çeşitlendirdi ve yaygınlaştırdı. Bunu yaparken kabaca söyleyecek olursak ne o meşhur emek-sermaye çelişkisini bir nebze olsun hafifletmeyi düşündü ne de üretim araçları üzerindeki mutlak hakimiyetini zerre azalttı. Üstelik metalar ve onlara ulaşma yollları giderek kolaylaşır ve "koca" dünya giderek küçülürken!

İşte tam da bu sahip olma gücü, içeriği (yada ürünü/eseri) denetleyebilme ve onun kime ne kadar gideceğini BELİRLEME gücünden kaynaklanıyor. Doğrudur kapitalizm kördür ve yeteri kadar karlıysa kendini asacak ipi de satarar:) Ancak günümüz kapitlazminin en büyüklerinden biri ve dolayısıyla en iyi örgütlenmiş sektörü haline gelen bu alanın içeriğinin sıradan insan tarafından üretildiği iddiası bugün için çok büyük bir iddiadır. Neden mi? Bahsi geçen "sıradan" insan zaten sıradan olması koşuluyla söz konusu içerikleri üretebilmektedir. Bu acı tespitin kendisi "sıradanı" tek başına küçük ve önemsiz bir kukla yapmaz ama sıradana sınırlarını her fırsatta hatırlatır. İtirazımın esası da özetle budur. Yeni teknolojilere veya kitle iletişimin yeni araçlarına kapalılık değil onların sınırlarının ve onların taşıdığı "olanaksızlıkların" farkında olma bilincidir. Bu yüzden özellikle sanatsal üretimde en etkili metodun (ilk adımda!) en geniş kitleye ulaşma çabası değil ulaşılanların sanatsal/siyasal olarak dönüştürülebilirliğine odaklanmak olduğunu düşünüyorum. Tabi ki buradan her tür avangartlık veya underground teori de çıkabilir ya da çok daha esaslı ve kalıcı bir sinemasal anlatı da! Bence günümüzde soyut bir "bağımsız sinema" iddasına göre gerilla filmciliğin farkı/şansı ve gerçekliği burada yatmakta.

Ayırca @Kezzap gönderdiğin makale için teşekkür ederim. İlk fırsatta okuyacağım.
Sanırım bu konudaki düşüncelerinin özeti http://www.birikimdergisi.com/guncel-ya ... ilm-yapimi burada. Yazıda kullandığın bir bölümden yola çıkarsam seninle farklı düşündüğümüz kısım daha somut anlaşılır galiba.
"Eğer ki politik bilinçlenmeyi, birilerinin başkalarına bir şey öğrettiği bir süreç olarak değil, kişinin kendisinin ne olduğunu farkkettiği bir “aynada kendini görme” hali olarak düşünürsek bu teknolojinin böyle bir politik bilince yol açabilmesi de olasıdır, aksi örneği olan “selfie”ler aracılığıyla bir “sıkışmayı” yeniden yaratabileceği gibi." diye bitirmişsin. Magritte'in eşsiz Pipo tasvirine "Bu bir pipo değildir" diyen Foucault'a dönecek olursak (Postmarksizim dedikten sonra bu örnek de ilginç oldu ama neyse :D ) şeyerin tasviri ve bunları tasvir eden sanat ile o şeylerin kendi varlıkları ayrı ve zaman zaman pek de birbirine benzemeyen şeylerdir. O sebeple kamerada kendini gören insanla selfi çeken arasında niyet farkı dışında eylemsel olarak büyük bir fark yoktur. İkisi de ekranda kendi yansımlarını seyretmek için o kameranın önündedir. Farkı ve görüntünün politik sonuçlarını yaratan ilkinde kameranın bir başkasının "kurgusunu" yaşama geçirmek için çalıştırılmış olmasıdır. Youtube'de "play tuşu" her zaman üstüne tıklayanın olmadığı gibi yükleyenin (içerik sahibinin) de değil o içeriği saysısız kez filtreleyerek tasnif eden ve karşına getiren site sahibine aittir. Sadece ekonomipolitik değil "fikri mülkiyet hukuku" da böyle diyor :)

Sonuç, bu kadar lafa karşın bize düşen önce üretmeyi başarmak sonra da üretimimizi mümkün olan her mecrada kullanmak olsa gerek. İşte bu noktada seninle anlaşabiliriz bence, ne dersin?
"Ben istiyorum ki; film, siz sinema salonunu terk ettikten sonra başlasın." Jacues Tati

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 02 Haz 2018 22:34

3-4 paragraftaki kısımla ilgili tartışmaya şimdi girmek istemiyorum.
Çok daha detaylı tartışmalar içeriyor. Başka bir vesileyle konuşursak konuşalım.
2. paragrafta savunduğun ve bana yönelttiğin eleştiriyi zaten gönderdiğim makalede ben savunuyorum, detaylı, kuramsal ve alan çalışmasından bilgilerle.
Fakat yine de otonom çabalarda bir potansiyel görmeye de devam ediyorum.Sadece bilinenden farklı kurguluyorum.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

factotum
The Recruit
Mesajlar: 24
Kayıt: 31 Ara 2017 14:09

Mesaj gönderen factotum » 03 Haz 2018 00:39

@sade vatandas kendi yazdıklarımı kendime tercüme etmekte zorlandım. Sarhoşken yazdığım için özürdilerim.

İletişim problemi yaşadığımız konunuyu şöyle özetlemek istiyorum.

"Adından da anlaşılabileceği gibi "gerilla" filmcilik konvansiyonel ve büyük bir güce karşı (mesela TV, dağıtım tekelleri vb.) yerel, küçük ama daima hareketli olan bir sinemasal direniş formunun adı."

ve

"Elbette hangi otonomi diye sorabiliriz ama tahminen bu konuda da anladığımız şey birbirine yakındır sanırım."

Gerilla ve otonomiyi daha önceden keşfedilmiş kalıplara sokmak istemişsin. Zamanında babalar soktuğu için buna yönelmen de çok normal. Fakat sen formdan bahsederken ben aksine formsuz; şu an için abstrakt kalan, daha keşfedilmemiş bir şeyden bahsetmeye çalışıyorum.

Mesela gerilla politik ya da coğrafi olmak zorunda değildir ve mesela otonomist bir aksiyon marksist ya da etik olmak zorunda değildir. Bu kelimeleri etimolojik anlamda ele almak gerekiyor tartışabilmemiz için. Yoksa iş karşılıklı demagogluktan öteye gitmeyecek gibi duruyor.

Şimdi teorileri bir yana bırakıp gerçeklerden bahsetmem gerekiyor.

Bilmiyorum yaptıkları Süs ve Gerçekten Fazlası Değil isimli filmleri izledin mi? Adamlar az kalsın Türkiye Yeni Dalgası'nı yaratacakken, tahmince bir yerlere gelmiş üç beş tekniğe takılan adamın, motivasyonlarını kırarak bu değişimi engellediğini düşünüyorum. Raw, Color, Işık bilmem ne gibi gibi kavramlara kafa yorup yeni sinemacılara öğretmek istemesinin içsel nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. 1-2 yumruk daha atsalardı belki Nuri başkan yerine bu adamları konuşuyor olabilirdik. Aslında inanılmaz öfke duyulacak bir olay. Nasıl bırakırlar, nasıl biçim fetişizmine köle olurlar diye içten içe de öfke duymuyor da değilim. Şimdiyse, heyecanını kaybetmeyip bambaşka şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu emeği demotive(istemeyerek de olsa) etmeye çalıştığın için de sana yazmak istemişimdir muhtemelen.

Youtube'un neo-konvansiyonel medya olduğunu ima etmişsin. Göz ardı ettiğin şey Youtube'un bir AI olduğu gerçeği. Ritmi insan değil robot belirliyor. Tabii insan kafesinde bir robot. Arpasını da markalar veriyor. Ama bu Patreon olayıyla arpasını tüketiciler vermeye başlayınca, görelim bakalım neler oluyor. Yani diyorum ki bilemessin belki de bu robot dışarıyı kafese çevirebilir. Ve bu durum bence çok da distopik bir durum değil. Bayağı olağan yani. Belki de kendini anarşist görenlerin konvansiyonel kalacağı bir mecra olabilir Youtube. Bunu da sen, ben değil zaman bize anlatacak.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10434
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 03 Haz 2018 01:36

Eyvallah factotum biraz da duygulandım açıkçası tuhaf bir şekilde süs ile ilgili yazdıklarına.

Evvela film çekmekten vazgeçmedim onu belirteyim. Senaryolar var, Süs'ü birlikte yazdığımız @hegel ile yazdık. Üç tane, bence standart üstü işler. Ama çekemiyoruz. Para yok. Oyuncu yok. Destek yok. Açıkçası burada forumda debelene debelene, bir yandan hayatımızı idame ettirmeye çalışırken bir yandan etik duruşumuzu muhafaza edelim diye diye sınırlandık belki de. Yeteneksizim belki de ne bileyim abi, bu da bir olasılık. :)

Ama neticede sinema için bir şeyler yapma ateşi sönmüyor içimde. Şu an param yokken ne yapabilirim, birilerine bir şeyler öğretebilirim diye düşünerek çıktım bu yola.

Biçim fetişizmine köle değilim sanırım, evet daha fazla önemsiyorum eskisine oranla, fakat bir şeyler yapmamamın sebebi o değil.
Cidden elimizde istediğimiz filmi çekebilecek esneklik yok. Bir film çekmeye çalışıp, istediğim gibi yapamama durumundan sıkıldım. O esneklik oyuncu ve mekandan kaynaklanıyor, yoksa az çok istediğimiz estetiği yakalarız. Projeler bekliyor bir köşede. İmkan çıktığı an yaparım. Şu an devam etmekte olan işler de var. Bir uzun metraj belgeselim var, halk sağlığı ile ilgili, kurguda. Ne zaman çıkar bilmiyorum ortaya.

Dertlendim yine gece gece, ama iyi geldi dertleşmek.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Cevapla

“Duyurular” sayfasına dön