Film Fabrikası Forum Sinema Okulu Sinema Sözlük Sinemakale
Marx ve Sanat

 

Marx'ın doğrudan sanat ile ilgili pek bir şey yazdığını söyleyemeyiz. Fakat bütün yazdıklarına belirli bir bakış açısıyla bakarsak, aslında yazdıklarının çoğunun "sanat yapma" ile ilgili olduğunu da söyleyebiliriz.

Marx'a göre insan emeğini, herhangi bir canlının, bir hayvanın mesela, emeğinden ayıran taraf, içgüdülere dayalı olmamasıdır. İnsan bir şeye emek verirken Marx'a göre, tasarım ve yaratı gücünü kullanır. Emeğine,  doğanın kendisinde bulunmayan bir şey katar. Dolayısıyla insanın o ilk avlama aletini edevatını tasarlarken ki ortak aklı aslında sanatsal nüveler barındırmaktadır. Hatta fabrikalardaki makineler bile bir sanat eseridir. Elbette bir noktadan sonra bunların üretimi bir zanaata dönüşür, ama insanlık bir şeyi tasarlama ve yaratma gücünü hiç kaybetmez. Biraz da Benjamin'den ödünç alacağımız bir bakışla, bugün Ayfon 4'ü tasarlayan kişiyle, ilk aleti tasarlayan kişinin arasında niteliksel anlamda bir fark yoktur. Tarihin farklı dönemlerindeki aynı şeyi temsil ediyorlardır.

Bu bakış açısı sanatı basite indirgeyen bir noktaya götürebilir bizleri. Ama aslında yüceltmektedir. Sanatın motivasyonunu insan emeğiyle bir arada algılatmaktadır. Bu emek verilen her şey sanat demek değildir tabii ki de, bu sadece insan emeğinin özünde sanatsal bir yeti barındırdığını, sanatın çıkış noktasının bu olması gerektiğini söyler. Sanatı insanlığın ortak bir özelliği olarak algılanmasını anlatmaya çalışır. İnsanı hayvandan ayıran en önemli şeydir bu.

Bunun ne anlama geleceğini tam anlamıyla tezahür edemiyor olabiliriz. Bunun sebebi bugün sanatın kazanmış olduğu insanlıktan ayrı daha bireysel konum, daha ayrıcalıklı olma halidir aslında. Daha doğrusu bunu sosyolojik bir zeminde inceleyecek olursak, bu algılamada en temel etken "sanatçı" kavramından kaynaklanır. Sanatçı toplum yapısı içerisinde diğer insanlarda olmayan ayrıcalıklı bir konuma işaret eder. Onda bir şeyler daha başkadır, emeğini uyguluyor olduğu şeyde bir tasarım ve yaratı gücü görürüz. Diğer insanlarda bu yoktur.

Bu doğrudur. Ahmet Arif farklıdır. Ya da ne bileyim Abidin Dino... Yılmaz Güney başkadır... Müzeyyen Senar da öyle.

Burada bu figürler, insanlığa ait ortak bir özelliğin yani tasarım ve yaratı gücünün temsili olmuş kişilerdir. Marx için sorun bu noktadan sonra başlar. Bu kişilerdeki diğer insanlardan farklı olan özellikler bireysel özlerinden kaynaklı bir şey değildir. İnsanların çoğunun elinden tasarım ve yaratı kabiliyeti alınmış, mekanikleştirilmiştir. Çünkü kapitalizm dediğimiz şey insanı alır, bir yere koyar, orada çalıştırır, kişinin kendi emeği üzerinde söz sahibi olmasını neredeyse hayatının tamamında engeller. Bu kişilerin insanlığa ait tasarım ve yaratı gücünü geliştirmelerini pek bekleyemeyiz. Sesi bir TRT sanatçısının sesine eşdeğer güzellikte olan babamın TRT sanatçısı olamamasının sebebi 18 yaşında ailesine bakmak için Almanya'ya gitmesidir. Daha öncesinde bu yeteneğinin keşfedilmemiş olmasında, keşfedilse bile değerlendirilecek sosyo-ekonomik durumun ortada olmamasındadır. Peki ya, hiç okula gitmeden, hiç kimseden yardım almadan, sadece gazetlerden okuma yazma öğrenip bir de kardeşine öğreten annemin görsel hafıza yeteneğini herhangi bir yerde değerlendirememiş olmasının sebebi kendisinin 6 yaşından itibaren tarlada çalışmak, ve 17 yaşından sonra yine babamla aynı sebeple Almanya'ya gitmek zorunda olmasında değil midir? Herkesin çevresinde buna benzer kişiler vardır. Mutlaka köreltilmiş bir yetenek göreceksiniz bütün insanlarda çünkü bu Marx'a göre insanlığın "ortak" bir değeridir.

Tüm bunlar bizi nereye götürür? Sanatçı özel bir konumda değildir. Sadece biraz daha "şanslıdır." Bu şansa sahip biri olarak yükümlülükleri vardır. İnsanlıktan aldığını insanlığa geri vermek zorundadır. Yarattığı eserler ile insanlığın ortak algısından uzaklaşmamalı, o algı içinde kalmalıdır. Neredeyse o algının dışına çıkmak için kıçını yırtmaya yemin etmiş sanatlar (kimi modernist ve post-modernist sanatlar) tüm bu bakış açısı çerçevesinde sanat değildirler o nedenle. Bu bakış açısından farklı bir bakışa göre sanat olabilirler, ama bu bakışa göre değildirler. Kapitalizm madem herkesin varolan yeteneğini ortaya çıkartabilmek için genel bir olasılık sunmuyor, bu olasılığa sahip olup onu ait olduğu yere insanlığın ortak algı ve bilincine sunan ve sunmakla kalmayıp onu tasarım ve yaratı gücüyle dönüştüren şey sanattır. Sanat dediğin çoğunluğun anlayabileceği, anlamak için özel bir gayret sarfetmek zorunda kalmadığı şekilde olmalıdır. Bu ilk şarttır.


Marx ve Sanat
09.11.2011