Çalışma Notlarım

Sinema üzerine her konuda uzunca görüşlerini belirtmek isteyenler bu başlığa buyursunki kalabalıkta değerli yazılar kaybolmasın....
Cevapla
Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Çalışma Notlarım

Mesaj gönderen Lumix » 02 Ağu 2016 02:58

Şu ana kadar okuduğum kitaplardan küçük küçük notlar çıkarmıştım. Onları paylaşıyorum. Banada tekrar oluyor.

*Kurgu nedir?
Çeşitli çekimlerin, çeşitli kurallara ve yollara uygun olarak arka arkaya belirlii bir anlayışa göre sıralanması.


*Bağıntılı kurgu
1) Karşıtlık kurgusu: Açlık-tokluk, zenginlik-fakirlik, uzun-kısa, iyi-kötü vs. birini öbürüne göre kuvvetlendiren kurgudur.

2) Koşutluk(paralellik)kurgu: Kısmende olsa "karşıtlık kurgusu" gibi olsada daha karmaşıktır. Örnek verelim. Bir adam fabrikada üzerine atılan bir suçtan dolayı asılacaktır. Saat sabahın sekizidir. Ve hakim kalemine uzanır. Kalemi elinde tutmaktadır. Şak görüntü değişir. Otel odasında daha yeni kalkan ve akşamdan kalma fabrika patronu hala viskisinden yudumlamaktadır.. Olay umurunda bile değildir. Kısaca aynı zaman içinde gelişen, aynı özellikleri gösteren kurgu.

3) Sembolik Kurgu: Bu kurguda anlatılan düşünce "ara yazı" verilmeden anlatılır. Misal verirken özellikle Eisenstein’in Grev filmini örnek vermektedir. Bu filmde işçilerin kurşunlandığı sahnelerin paralelinde bir mezbahada boğazlanan boğalar gösterilmektedir.

Bu kurgu türleri pudovkin'indi onun makalelerinden derlendi. İsterseniz birazda Eisenstein'ın kurgu anlayışına bakalım.
Eisenstein kurgu teorisi şu noktada başlar Goethe'nin sözüyle başlar " doğada hiçbir şey tek başına var olmazlar, yaşamazlar." İşte Eisenstein'ın kurgu anlayışı bunun üzerine bina edilmiştir.

1)Çarpıcı Kurgu(diyalektik kurgu-atraksiyon kurgu-şok kurgu)
Bir görüntü ardından gelen ikinici görüntü ortaya çıkan üçüncü anlama. Misal Grev filmde maymun lakaplı bir adam vardı. İzleyen bilir. Adamın hareketleri maymun gibiydi onun o maymunsu hareketlerini sergilediği görüntünün ardından kanlı canlı maymun görüntüsü çıkması ve sonuç olarak ara yazı koymadan adamı maymuna benzetmek maymun adam tasviri sunmak. Ya da gene "grev" filmi kurşunlanan işçilerin görüntüsü ardından mezbahadaki kesilen hayvanların konması. İşçilerin akıbetinin mezbahadaki hayvanlara benzetilemesi.

2) Çağrışımsal Kurgu: Genel bir kurgu kuramı aslında. İki görüntünün bir araya gelmesiyle çağrışımsal bir anlam oluşturması. Misal sürekli elinde para atan kovboy vardır. Parayla artık bütünleşir bu kovboy. Ardından Bir görüntü girer. Para yuvarlanarak ekranın bir ucundan diğer ucuna yuvarlanır. Biz anlarız ki kovboy öldü ya da başına bir iş geldi diye. O para kovboyun kendisidir kısaca. Biri silahla ateş etmez ya da başka bir görüntü girmez paranın yere düşmesi kovboyun öldüğünü anlamamıza yeter. Çok kullanılır. Hollywoodda misal ateşin dumanını gösterirsiniz ateşin var olduğu algısı ortaya çıkar.

3) Ölçümlü Kurgu(metrik) Bir matematikçi gibi çalışmıştır Eisenstein. Kurgunun ölçülebilirliğinin olduğuna inanan bir anlayış içindeydi. Çekimler ölçüm olarak uyumlu olmalıdır. Bir görüntünün ekranda kalış süresi diğer başka görüntüyle yakın olmalı. Bir görüntü görevini tamamladıktan ya da anlatmak istediğini alattıktan sonra bitmeli. Bir atın görüntüsünü ele alalım diyor einsenstein o at kendini anlatana kadar kalmalı ne fazla ne az. Ardından gelen 2. görüntüyle anlama ulaşacak çünkü. Yani anlamsız uzun görüntüleri yersiz bulmuş.

4)Dizimsel kurgu(ritmik kurgu): Amaca hizmet etmeye, hikaye ilerletmeyen ya da duyguyu taşımayan görüntülerin kurgudan atılmalı. Psikolojik olarak anlatılmak istenenin görüntüyü sükseye uğratan görüntünün atılmalı.

5)TitremseÜst titremsel kurgu: Çekimin egemen öğesi neyse o sürekli devam etmelidir. Sekans kendi içerisinde uyumlu anlam(egemen öğe) hep o orjinde oluşmalı.

6)entellektüel kurgu(anlıksal kurgu): Hayalindeki kurguydu. Gerçekleştireden öldü malesef. Bir düşünce ya terimin anlatılmasıydı. Bir hikayenin anlatılması değil burada anlatılan. Düşünsel bir yöntem bilimi gibi kullanılması söz konusu sinemayı. Bir duygu ya da düşüncenin anlatılması aslında. Burada Marx'ın Kapitalini sinemaya uyarlanması gibi. Görüntüyle düşünmek kısaca.
Entellektüel montaja zamanında bende etkilenip bu aşağıdaki kıas filmi çekmiştim. Aşağıdaki film entellektüel kurguyla hazırlanmış bir kısa filmimidir sömürgecilik terimi işlenmiştir.

https://www.youtube.com/watch?v=uOGljs_ ... e=youtu.be
En son Lumix tarafından 02 Ağu 2016 05:39 tarihinde düzenlendi, toplamda 3 kere düzenlendi.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 02 Ağu 2016 04:07

Rastgele kısa kısa notlar paylaşacağım.

*Geniş Açılı Lens:
lens görüntüye derinlik katar. Görüntünün içindeymişsiniz hissi verir. Bu da amaçlanandır.
Bu objektifte uazk/yakın hareket hızı artar. Uzaktaki cisim daha küçük yakındaki de daha yakındır. Ayrıca uzam genişler(uzam cismin uzayda kapladığı yerdir.)

*Görüntüyü doldurmak istiyorsak ya yakın bir çekim yapacaksak uzun odaklı lens kullanmalıyız. Mekanı sıkıştırmak istiyorsakta uzun odaklı lens kullanmalıyız. Ama bunu yaparken derinlik kaybı olur. Bu kayıp izleyicide istenilen etkiye ulaşamamıza neden olabilir.
Bi başka taraftan genelde stüdyolarda modelleri çekerken uzun odaklı lens kullanırlar. Bu lens yapısı itibariyle daha güzel gösterir. Yani güzel göstermek için uzun lens çirkin göstermek için geniş lens kullanılmalıdır. 25mm'lik lensle çekilen bir burun iki katı daha büyük yansır ekrana. Bu da korkutucu etkide kullanılabilir.

Uzun odaklı bir lensle çekilen bir görüntü düşünün. Uzun odaklı(dar açılı lens) 6 metre düşünün 3 metre gibi çeker. Buda adımların küçülmesi ve daha çok efor sarf etmiş gibi gösterilmesi koşan yada yürüyen kişinin. Hareket duygusu azalır duygusu verir. Ayrıca güçsüz aciz hissi verir koşan kişiyi.. Yüksek kareyle çekim yapan bir kamerayla da çekersek algımızda hızlı hareket ediyor gözükür. Böylece mesafe uzamış gibi gözükür. Bu da adamın uzun bir mesafeyi uzun süredir koşuyor izlenimi oluşturur.

*Seyirci ne olduğunu bilmezse, reaksiyon almaz. Misal hitchcock'un filminden bir masa ve altında bomba vardır. Heyecan verici bir durum. Masaya bir köpek yaklaşır. Oturur. İnsanlar geçer. Heyecan doruktadır. Sonuç biz o bombanın orada olduğunu bilmeseydik heyecan olmayacaktı.

*Hareketli kamera daha iyi duygu yoğunluğu verir. Tarkovsky filminden örnek verelim. Malum uzun planlar çeker Tarkovsky. Ama bu uzun plan çekerken ya dolly hareketi ya kişi takibiyle ilgiyi tutma ya da çok yavaş zoom out ya da in yapar. Yoksa insan sıkılır ve duygu geçemeyebilir.

*Sahnenin uzunluğu değil anlamsız tekrarlar sıkar.

*Söz yerine bazen bir eylem daha etkili olur.

*İnsanlar edebi ya da şiirsel konuşmazlar. Yeni başlayanlarda görünen bir problem hatta profesyoneller bile düşüyor. Diyaloglar edebiyat kokuyor. Bir şair bile sürekli şiirsel konuşmaz. Ondan sokak ağzıysa o tasvirde konuşmalar dizayn edilmeli.

*Küçük bir rolü olanlar dahi tam bir kişilik sergilemeli. Hitchcock'un sık kullandığı bir yöntem. Sokakta birine yol soruyorsun. Adam "sağ sol" diyecek hepsi bu. Ama o adamı geliştirerek. "Sağ yap sonra karşına bir büfe çıkar" sigarasını yakar "sonra caminin karşısı orada iyi kokoreç yaparlar ha" ...

*Söz değil eylem.

*Göz seviyesi çekim yapılmaz. Biraz altı ya da üstü olur.

*Yakın planı çok kullanma esprisini yitirir. Ayrııca genel plan-->yakın plan şeklinde olabilir.

*Oyuncuyu kadraja alırken kadrajda çöp kutusu ne bileyim bir sandalye ya da masa olsun. Etkiyi arttırır.

*50mm normal mercektir. 6 metreyi 6 metre görürsünüz.
25mm geniştir 6metreyi 12 mm gibi gösterir.
100mm lens 3 metre olarak gösterir mesafeyi. Bu da daha kısa adımlar demek. Kişi adım atarken daha güçsüz aciz gözükür.

*Dar açılı lens arka alanı daraltır. Geniş açılı lens arka alanı genişletir.

*Geniş açıılı lens 3 boyut hissini daha iyi hissettirir.

*75mm daha önce dediğimiz gibi güzel gösterir. Kırışıklıklar az gözükür.

*Sesi geriden algılanan bir şekilde kullanbilirsiniz. Misal ambulans sireni yavaş yavaş yaklaşır.

*High angle(göz üstü açı)
Kameranın gözün çok üstünde çekim yapması. Yenilmişlik,zavallılık ve acizlik hissi verir. Ayrıca bir çocuğa karşı yapılırsa sempati ve sevimlilik hisside verir.
Low angle(göz altı açı)
Kişiyi gösterişli,güçlü,üstün ve erdemli kılar.

Dutch Tilt(açı artı açı)
20 derecelik eğimli çekimler yani kameranın bir tarafa eğik yaptığı açılı çekim. İki karakteri hem yüceltmek hem de meydan okumalarını pekiştirmektir. Ayrıca delilik, kafa karışıklığı, uyuşturucu psikozu vermek içinde kullanılır.

*Auteur nedir?
Yazılan eser karakterlerinin deyiş tarzlarını, dünya görüşünü, hayata karşı tavırlarını diğer yazar ya da yönetmenlerde filme imza atarcasına gösteren sanatçı demektir. Sinemada kısaca bir filmi izlerken bunu çekse çekse Nuri Bilge Ceylan çeker diyorsak burada bir auteur vardır.

*Çekimler arasında ilişki azsa devinim fazla olur.

*Yakın çekim etkilemek için olmalıdır.

*Yakın çekim kullanma sebebin ne kadar güçlüyse o kadar katkı sağlar.

*Gün doğumundan sonraki saatler ve gün batımının öncesi saatleri çekim için kullan.

*Objeye yaklaşmak alan derinliğini azaltır.

*Bir kaç ışık bilgisi verecek olursak ışıkla uzaklık ters orantılıdır. Işık oyuncudan iki uzağa uzaklaştırılırsa ışık dört katına çıkmalıdır.
*Büyük alanlar halinde karanlık vermek yalnızlık hissini veririr..
*Diyafram değeri, çekimden çekime çok farklı olmamalıdır. Örneğin bir çekim f:2, öteki f: 8, üçüncüsü f: 16 olursa görüntüler arasında kalite birliği sağlanamaz. Genel olarak, stüdyo çevirimlerinde kullanılan diyafram sayısı f:4 ile f: 5,6 arasındadır.

*İhtiyacın yoksa ışığı arkana alma. 45 derece yandan pozla.

*Polarize filtre gökyüzünü koyulaştırır. Doygunluğu sağlar.

*Teknik ne olursa olsun işe yarıyorsa kullanın.

Daha var ama şimdilik bu kadar umarım işinize yarar
En son Lumix tarafından 18 Ağu 2016 00:57 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

mchtozr
Dr.Strangelove
Mesajlar: 74
Kayıt: 05 Şub 2013 22:52
Meslek: Oyunculuk-Yönetmenlik

Mesaj gönderen mchtozr » 14 Ağu 2016 17:25

Dostum teşekkürler. Devamını bekliyoruz.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 17 Ağu 2016 23:43

DEVAMI...
Sinemada Hikayeleme Teknikleri
1. Chekhov’s Gun (Çehov’un Silahı)
Çehov'un sözünden çıkılarak oluşturulmuş bir kuraldır. Tiyatro sahnesine göre anlatayım. Perde açıldı duvarda da tüfek var. O tüfek oyun bitmeden patlamalı yoksa orada durması manasızdır. Hikayeyle alakalı olmayan ya da ilerletmeyen ya da gerileten her şeyi ama her şeyi atın.
Misal verelim bir çocuk kumbarasına para attığını farz edelim. Eğer o biriktirdiği parayla bir şeyler almazsa o biriktirme hikayeyi geriletir.
2.Ellipsis (Üç Nokta)
Ellipsis ya da üç nokta. Anlatıcı izleyici ya da okuyucudan gizlemek istedikleri varsa bu yöntemi kullanır. A'yı verir C'yi verir B'yi atlar. Baş kahramanın çocukluğunu verir bir anda gençliğini atlar yetişkinliğini verir. Dramatik bir etki oluşturur böylece.
Assassin’s Creed II' de Ezio Auditore’nin çocukluk gençlik ve yetişkinliğinde bir takım atlamalar vardır.
3.Flashback (Geriye Dönüş)
Bilindik bir anlatım tekniği. Hikaye anlatılırken bir anda geçmişten kareler verilir. Hikayede bazı olay ya da kişilerde taşlar yerine oturur.
4.flashforward (İleri Sıçrayış)
Flashback'in tam tersidir. Burada ileri bir tarih hikayeye aktarılır. Böylece bu kahraman nasıl bu duruma geldi merakını oluşturmaya yarar.
5.Foreshadowing (Önceden Göstermek)
Hikayelerinin sonunu veya gidişatını bilen yazarlar,senaristler bazen bu hikayelere ilerisi için ipucu teşkil eden ögeler koyarlar. İşte tam olarak bu foreshadowin'dir. Hikayenin başıyla sonu arası bağlantı kurmak ve merak uyandırmak amaçlanır.
6.In Medias Res (Ortadan Başlamak)
Ortadan başlama genellikle hikayen güçlüyse başvuralacak bir tekniktir. Film ya da kitap başlar böylece merak uynadırıp ve izleyicinin dikkatini taze tutarsınız. Teknik doğru kullanılırsa filmi kalite olarak bir kaç basamak yukarı çıkartır.
7. Nonlinear Narrative (Çizgisel Olmayan Anlatım)
Bir film 1 nisanda başlmışsa kronolojik olarak 2 nisan 3 nisan... misal 10 nisanda biter diye ilerler. Bu Çizgisel anlatımdır. Ama çizgisel olmayanda 1 nisanda başlar 5 nisan verilir sonra 2 verilir ne bileyim 9 nisan verilir sıralama bozulur. Bu çizgisel olmayan anlatımdır.
Eternal Sunshine of the Spotless Mind bu tekniğe uygundur. İzleyici kronolojik olarak dağınık yapıdan hikayeyi sıraya sokmalıdır.
8.Red Herring (Dikkat Dağıtıcı Konu)
Senarist ya da yazar konuyu dikkati başka yere başka sanırsamaya odaklar. Ama sonuç başka başka çıkar.
The Da Vinci Code, Dan Brown’ın kitap boyunca kötü adam sanarız Aringarosa’u finalde aslında manipüle edilmiş bir masum olduğu ortaya çıkar.
9.Unreliable Narrator (Güvenilmez Anlatıcı)
Bir hikaye anlatıcısı vardır. Bu hikaye anlatıcı anlatır anlatır sonra bir kaç yerde öznel yargılarla güvenilir olmadığını belli eder.. Bu da seyircide sorgulama iç güdüsünü çıkartır. Bu Batman serisinden örnekle dersek. Joker hikayesini anlatır. Bu hikayeyi anlatırken biz onun hikayesiyle birlikte karakteri ve olaylarıda sorgularız. Denge tutturulursa karakter iyi mi kötü mü ya da haklı mı haksız mı sorgulaması ortaya çıkar.
En son Lumix tarafından 18 Ağu 2016 14:25 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 18 Ağu 2016 01:21

Aydınlatma yöntemleri
Öncelikle iyi ışık alan aydınlık bir yer sinemasal olarak anlatılan hikayeye uygun değilse o aydınlatma kötü aydınlatmadır. Doğru ve iyi aydınlatma hikayeye katkı yapar ve ifşa eder.
1. Nesnel aydınlatma.
Görüntüde önemli olan ilk basamakta üç boyuttur. Çünkü üç boyut izleyici olaya dahil olma görüntünün içindeymiş hissi uyandırır. Bu nesnel aydınlatma için tam tersidir. Görüntü homojen şekilde aydınlatıldığından iki boyutludur. Gölgede kalan kısım yoktur. Dramatik duygu akışı yoksa bu aydınlatma kullanılır. Sitcom bu tarz aydınlatmayla aydınlatılır.
2.Öznel aydınlatma
Bu aydınlatmada gölgede kalan yerler vardır. Gölge izleyicide dramatik bir etki oluşturur. Göz hizasının altı psikolojik olarak korku, gerilim etkisi oluşturur.
Diğer yandan dipten ya da diğer değişle uzaktan uzaktan gelen ışık nesneyi ya da kişiyi seçilir yapar ve fondan ayırır ve üç boyut ortaya çıkar.
A.CHIAROSCURO AYDINLATMA
Karanlığı ve aydınlığı içinde barındıran bir ışıklandırma. Aslında ilk olarak resim sanatı ortaya çıkartıyor. Ve bu aydınlatma üç şekilde karşımıza çıkar. Rembrand,silüet ve cameo.
1. Rembrand Aydınlatma
Bu aydınlatmayı bilmeyen yönetmene kız vermezler :) Çünkü sinema eşittir Rembrand aydınlatmadır. Bir yerde dram varsa kesin rembrand vardır. Bir abajur yanına oturmuş yüzünün yarısı karanlık kalmış adam ilk bakışta bize hüzünü çağrıştırır.
Aslında Rembrand hollandalı bir ressam. Resimlerinde ilk o kullanmış ardından sinemada da yerini almıştır.
Aşağıdaki linkteki resimlere bakın.
https://www.google.com.tr/search?q=remb ... sQ_AUIBigB
Doku doku ışıklandırma göze çarpar. Konu fondan ayrılır. İlgi nerede toparlanmak isteniyor oralar aydınlıktır. Temelde cılız bir aydınlatma kullanılır. Görüntüde derinlik için psikolojik etki için bu ışıklandırma kullanılır.
2. Silüet
Bu aydınlatma aşinasınızdır. Çok aydınlık arka planla kamera arasına nesne girerse bu doğal görüntü ortaya çıkar. Doğal diyorum ama stüdyo ortamında da yapmak mümkündür. Chiaroscuro aydınlatmada aydınlık-karanlık zıtlığı en çok bu aydınlatmada vardır. Ne işe yarar konuya ya da objeye insana neyse derinlik hissi verir. Bu da istenilendir.

3. Cameo Aydınlatma
Bu aydınlatma için şunu bileceğiz. Silüet aydınlatmanın tam tersidir. Arka plan karanlık nesne tamamen aydınlıktır. Nesne fondan ayrılır. Nesnenin yapısı, boyutu şekli tam olarak idrak edilebilir.


B.Notan Aydınlatma
Aydınlık-karanlık zıtlığının öneminin azaldığı aydınlatma yaklaşımına düz aydınlatma
denir. Düz aydınlatmanın amacı sadece nesnelerin görüntü boyutu içinde, ayrıntılı olarak
görünebilmesini sağlamaktır. Bu aydınlatmada hiçbir estetik kaygı yoktur.
En son Lumix tarafından 18 Ağu 2016 03:51 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 18 Ağu 2016 02:20

Yavuz Turgul- Av Mevsimi
Av mevsimi polisiye bir filmdir. Hatta türünün en başarılılılarındandır. Polisiye filmleri güvensizlik.tekinsizlik ve dengesizlik unsurlarını barındırır. Bundan dolayı da loş ışık kullanılır.
Filmin polisiye konseptinden dolayı neredeyse bütün sahnelerinde ve karakterlerin yakın plan gösterimlerinde özel bir ışıklandırma yapılmış. Yakın plan çekimlerde karakterlerin yüzlerinin bir tarafı hep karanlıkta kalmış.
İdris(cem yılmaz), öldürülen kız Pamuk’un evinde, Pamuk’un annesiyle konuşmakta ve bilgi toplamaya çalışmakta. Ortamın cinayat havasını duvar lambasından gelen az ışıkla sağlanmış. Karanlık oranı baskındır odada. Olumsuz atmosfer nesnelerin ve kişilerin hep bir tarafı gölgede kalacak şekilde ışıklandırmayla gösterilmiş. Filmin ışıklandırmasındaki belirsizlikler hep bu rembrand ışık tekniği hakim olmuş. Başarılıda olmuş.


N.Bilge Ceylan Sineması
Türk sinemasında kendi anlatım dilini oluşturan sayılı yönetmenlerimizdendir. Dili ve hikayeleri yalın ve gösterişten uzaktır. Ceylan fotoğrafçılıktan yönetmenliğe dönüş yapan bir yönetmen oluşu onun ışığı kullanamasını bilen bir yönetmen kılmıştır.
Üç Maymun Ve Işık
Öyküde, küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası anlatılır. Evdeki bu olumsuz havadan dolayı ev sahnelerinde dışarı içeriden daha aydınlıktır hep.
Yerde yatan ceset sahnesinde ceset ay ışığının aydınlattığı kadar aydınlıktır. Ahlaksız teklifte ay ışığında yapılır. İçinde bulunulan umutsuzluk böylece tam anlamıyla verilmiş.
Ahlaksız teklifi karısına söylemek için gelen Eyüp'ün yüzü yarı aydınlıktır(Rembrand aydınlatma). Bu Eyüp kompozisyonunda onu aciz durumda lanse ettirir seyirciye. Dışarı alabildiğince aydınlık oda ise karanlıktır. Bu daha da insanda sıkıntı etkenini tetikler seyirci üzerinde. Karısı pencerenin önündedir. Ve tekliften sonra kadın silüete dönüşür.

Doğuştan Yetenekli/The Natural
Filmin ilk sahnesi baş karakter tren istasyonunda bekler. Baş karakterin geleceğindeki belirsizlikler adamı yarı ışık yarı karanlıkta göstererek betimlenir.

Ford Coppola’nın ‘Baba/The Godfather’ (1972) filminde mafya ailesi gündelik hayat içinde naturel çağrışımı uyandıracak bir ışıklandırma içinde verilirken, mafya toplantıları az ışıklı ve insan yüzlerinde koyu gölgeler oluşturan bir aydınlatmayla verilir.

Komedi ve müzikaller, figürlerin görünür olduğu, onların genel görünümlerini belirgin biçimde ortaya koyulduğu güçlü ışıklandırmalara gereksinim duyarlar. Melodramlarda, duygu yoğunluğunu daha iyi hissettirebilmek için nispeten zayıf ışık kullanılır. Polisiye tür filmlerde ise, ışık zayıf ve nesneleri yeterince belirtmekten uzak şekilde olur; mekânların çok aydınlık görünmemesi tercih edilir. Amaç, ışık gölge oyunlarıyla seyircide yarı bilinmezlik duygusu uyandırmak, ışığın etmesini de sağlamaktır.

Kaynakça "Mustafa SÖZEN"
En son Lumix tarafından 18 Ağu 2016 14:32 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 18 Ağu 2016 06:23

Senaryo nedir?
“Tiyatro oyunu,piyes, film ,dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin.”(TDK)

Senaryo Ve Olay Örgüsü
Aslında senaryo nasıl kurgulanır derseniz dikkatinizi şuraya çekiyorum. “Kral öldü ve kraliçe de öldü.” Eee ne var değil mi? Bir hikaye çıkmaz. Ama “kral öldü ve kraliçede kahrından öldü.” Burada bir olay ağı kurulabilir. Kral’ın ölümü şaibeli ki kraliçe kahroldu yoksa niye kahrolsun değil mi? Bir kumpasa mı kurban gitti? Ya da zehirlediler mi? İşte tam bu nokta da senaryo anlatımı ve kurgulanması ortaya çıkar. Bu olay örgüsü ana olay ve onu besleyen yan olaylardan oluşur.
Ne anlatmak istiyorum? Ne mesaj vermek istiyorum? Bunlar oluşturulduktan sonra “çatışmalar” oluşturulur. Çatışmada ”eksen karakterinin” çatışma için ona mani olan bir “karşıt karakteri” yazarak elde edilir. Sonra “serim” , “düğüm”, “çözüm” diye sıralanarak hikaye çatısı kurulur.
Baba filminde Marlon Brando New York’ta karanlık işler yapan dört aileden biridir. Don Corleone’nin siyasi çevresi ve yargıç tanıdıkları vardır. Bunun ekmeğini yerler. Bunların anlatıldığı bölüm serim bölümüdür.
İlerleyen dakikalarda uyuşturucu işi yapan Solozzo, Don Corleone’den sahip olduğu bu siyasi gücü uyuşturucu işi yaparak kullanmasını ister. Don bu işe yanaşmaz. Don’un bu tavrı hoş karşılanmaz ve çatışma bölümüne gireriz filmde. Çatışmayla gerilimde artar. Solozzo, Don Corleone’yi vurdurtur. Böylelikle düğüm bölümüne girilir. Ölümden kurtulan Don yerine geçecek birini ararken Al Pacino(micheal) baba olur ve çözüm bölümü oluşur.
Sizde hikayenizi böyle olay örgüsüyle düzenleyerek geliştirebilirsiniz.

Sinopsis
Bir bakışta okunulabilen özet. 1 sayfalık dilimde hikayeyi sayfaya dökümüde denir. Kısaca giriş gelişme sonuç bölümleri verilen ön çalışma. Yapımcı senaryonuza sinopsisi okuyarak karar verir. Geniş zaman kipiyle yazılır.
Sinopsis
Mandıra filozofu
"Çökertme köyünde yaşayan,modern hayata sırtını çevirmiş Mustafaali(45) günlerini kitap okuyarak geçirmektedir. Çalışmaya karşı olan Mustafaali her türlü yaşamsal ihtiyacı için doğanın ona verdiği nimetlerden faydalanır. Cavit(55) İstanbul’da yaşayan zengin bir iş adamıdır. Hayatı boyunca sürekli çalışmış olan Cavit’in tek derdi çalışmak, kazanmak ve birikim yapmaktır. Çökertme Koy’unda, Mustafaali’nin arazisini alarak butik otel yaptırmak isteyen Cavit’in hayatı, Mustafaali’yle tanışınca altüst olur… Gibi."

Tretman nedir?
5 ile 20 sayfa olur. Tretmanda hikaye ve karakterler hakkında bilgi verilir. Olaylar arasında nedensellik ilişkisi kurulur. Sinopsisten ayrı önemli dialoglarda verilir. Sinopsiste kesinlikle dialog verilmez. Geniş zaman kipiyle yazılır. Tretmanı senaryoyu pazarlamak için kullanacaksanız; ana karakter ve ana dramatik olay anlatan bölümü yazın. Ardı sıra ana karakterin biyografisi ardından proje sizin için neden önemli onu belirtin.

Senaryo notları
*Karşıt karakteri olmadan karakter yazma.

*Karakteri sevdirmeden öldürme.

*Dialogu yazarken bütün olarak yargıla.

*Karakteri ön plana çıkartırken bir özelliğini parlat.

*Karakterin daima umutu olmalı.

*Çatışmaya girmeye geç kalma.

*Çatışma film boyu hissettirilmeli yoksa seyirci kopar.

*Bazı şeyleri seyirciye bırak.

*Senaryo iyi gözlem gerektirir. Kendinizin sigara içişini bile gözlem yapın yetmez ama yapın.

Lumix
The Recruit
Mesajlar: 23
Kayıt: 20 Nis 2016 06:30

Mesaj gönderen Lumix » 30 Ağu 2016 04:05

---DAR AÇILI OBJEKTİFLER-tele objektifler-( Uzun odaklı lens. 20 dereceden daha az){85mm ve üzerini kapsar}
Ön plan ile arka plan uzaklığı azaldığı için derinlik kaybı oluşur. Uzaktaki nesneler daha yakın ve normalden daha büyük gözükür. Ama umulduğu gibi nesneler uzaklığa bağlı küçülmezler.
Çekilen uzun nesneler büyük oranda kısa gözükür.
Dar açılı lensin kontrolü zordur ayrıca. Elinizdeki kamerayı hafif titrettirmenizde bile görüntü sabitliğini kaybedebilirsiniz.

---GENİŞ AÇILI OBJEKTİFLER(kısa odaklı lens){35mmden küçük değerli objektifleri kapsar}
Mekan derinliğini vurgulamada idealdir. Nesneler gerçekte olduğundan uzaktadırlar. Kamera hareket halindeyken normalden daha hızlı hareket ediyor hissi verir. Kameradan uzaklaşan ya da yaklaşan biri sanki daha hızlı hareket ediyormuş gibi hissettirir.

---Normal objektif-standart objektifler- (45-50 derece arası){35mm 50mm arası değeleri kapsar} İnsan gözüne en yakın lenstir. Perspektifi doğal yansıtır. Yakın plan çekimlerde sığ bir görüntü versede netlenen derinlik tatmin edicidir. Dezavantajı nesne detayını görüntülemek için nesneye yaklaşmasınız gerekir.

---Dar açılı lens avantajı yüzeyin dış hatlarını düzleştirebilir ya da buradaki vurguyu azaltabilir. Dezavantajı derinlik sıkıştırılmış gibi gözükür. Kamera kullanımı oldukça zordur. Kamera hareketlerinde titremeye yol açar bu da.

---Geniş açılı objektif. Dar alanda geniş görüş sağlar. Kamera kullanımında sarsıntı azdır. Görüntüde kayda değer derinlik yakalatır. Dezavantaj derinlik ara ara abartılı gelebilir. Görüntüde geometrik bozulmalar ön plana çıkar. Yakın çekimlerde nesnelere düşen kamera gölgeleri sorun oluşturabilir.
En son Lumix tarafından 30 Ağu 2016 20:17 tarihinde düzenlendi, toplamda 3 kere düzenlendi.

Fulgura
Psycho
Mesajlar: 5159
Kayıt: 19 Oca 2011 20:25

Mesaj gönderen Fulgura » 30 Ağu 2016 13:11

Elinize sağlk. Son mesajınızdaki objektiflerin görüş açısına ek olarak odak uzunluğu cinsinden de adlaını ya da değerlerini yazarsanız bence daha kalıcı olur çünkü objektifler esasen odak uzunluğu esas alınarak adlandırılırlar.
Sinema hem bir hastalık hem de tedavisinin ortak adıdır.

Sorularınızı özel mesaj yerine forum üzerinden herkese açık sormanızı rica ediyorum.

Cevapla

“Makaleler” sayfasına dön