Diyalog Yazma Sanatı

Sinema üzerine her konuda uzunca görüşlerini belirtmek isteyenler bu başlığa buyursunki kalabalıkta değerli yazılar kaybolmasın....
Cevapla
Kullanıcı avatarı
erkayama
Moderator
Mesajlar: 548
Kayıt: 17 Eyl 2012 12:16
Meslek: Sinema Stajyeri
Konum: İstanbul

Diyalog Yazma Sanatı

Mesaj gönderen erkayama » 03 Eyl 2013 04:23

"Sanarist - 2" isimli pdf'ten diyalog üzerine derlenmiş güzel bir yazı :
Konuyu ayrıntısıyla islemeden önce çok basit bir gerçeğe (ve bunu görememekten kaynaklanan çok büyük bir hataya) işaret edeyim: PERDEDE GORUNENİ KARAKTERLERE SOYLETMEYİN! Türk Filmlerinin en bariz hatalarından biri budur: "Ne o? Ağlıyor musun?" sendromu. Bunu sakın yapmayın. Meğer ki espri amaçlı olsun. Michael Hauge'a göre diyalog yazarken senarist iki durumdan birini yasar: Birinci durumda senarist sahne baslığını yazar, tasviri yazar, sonra da sahnedeki karakterleri konuşturmaya baslar. Önce biri bir şey der, sonra da diğeri ona karşılık verir. Karakterler tam kendilerine uygun sözleri, en doğru zamanda ve en doğru bicimde söylemektedir. Konuşmalar son derece akıcı, yaratıcı ve eğlenceli bir bicimde ilerler. Senaristin yaratıcılığının had safhada olduğu bu tur durumlara son derece nadir rastlanır. Eğer kendinizin böyle "yaratıcı bir hal" içinde olduğunuzu hissederseniz, parmaklarınız artık tuşlara basamayacak kadar yorulana dek yazmaya devam edin. Böyle bir durumda asla yazarken kendinizi sansürlemeyin. Bırakın aksın. Nasılsa ikinci, üçüncü müsveddeleri yazarken tekrar tekrar üzerinden geçeceksiniz. Bir yazar hem akış halinde olup hem de kendini kontrol edemez. Bu nedenle kendinizi eleştirmeden yazmaya devam edin. Unutmayın, uzun bir sahneyi kısaltmak, kısa bir sahneyi uzatmaktan her zaman daha kolaydır. Bu nedenle 3 sayfa olması gereken bir sahne, sizin bu "akış" halinde olmanızdan dolayı 15 sayfaya çıkarsa üzülmeyin, yazmaya devam edin. İkinci durumda ise senarist su haldedir: Sahne baslığını yazar, birkaç tasvir cümlesi yazar. Sonra 15 dakika boyunca ekrana ya da sayfaya bakar. Kendi kendine "Bunlar simdi ne diyecek?" diye düşünür. Sonra da kalkıp buzdolabına gider ve yiyecek bir şeyler aramaya baslar! Bu noktada senaristte önce gizli, sonra da acık bir Panik hali başlayabilir. "Eyvah, TIKANDIM" düşüncesi paniğin daha da büyümesine yol acar. (Türk senaristlerinin genelde sigara ve alkol eşliğinde çalışmasının nedeni, bu uyarıcı ve uyuşturucuların yarattığı ortak ve garip etki ile bu tıkanma duygusunu asmaya çalışmalarıdır.) Böyle bir tıkanma duygusuna kapılmamanın ilk şartı diyalogların, senaryonun en önemli bolumu olmadığını hatırlamaktır. Senaryonun en önemli bolumu, aşağıdaki yazılarda uzun uzadıya ele aldığımız hikaye yapısı ve karakterlerdir. Hikaye yapısı (plot) ve karakterler doğru olarak oluşturulduktan sonra, diyalogları halletmek nispeten daha kolaydır. Diyalog yazmak da, tıpkı hikaye yazmak (3 perdeli yapı) ve karakter geliştirmek (karakterin geçmişi ile ilgili soruları yanıtlamak) gibi teknik bir meseledir aslında.[/align]
Ben sana sinema yapma demiyorum. Yap ama hobi olarak yap!!

Cevapla

“Makaleler” sayfasına dön