Nuri Bilge Ceylan: Üç Maymun

Yönetmenler ve Filmografileri üzerine kritikler, yorumlar ve her türlü fikir bildirgeç alanı.
Cevapla
fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Nuri Bilge Ceylan: Üç Maymun

Mesaj gönderen fthslck » 09 Kas 2011 04:58

Nuri Bilge Ceylan'ın oluşturduğu Üç maymun adlı sinema ile ilgili neler yazabilirsiniz...
Fatih SELÇUK

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 09 Kas 2011 05:55

Üç maymun hikayesini aranızda bilmeyen yoktur. 'Üç Maymun' genel olarak şu anlama agelmektedir: Görmedim, Duymadım , Bİlmiyorum. Bu yazının amacı görmedim duymadım bilmiyorum üzerine değildir. Bu başka bir tartışılması gereken konudur... (Filmdeki tüm aile fertleri birbirinin kararlarına eylemlerine ve de çıkarlarına hiç bir zaman itiraz etmezler, itiraz etmedikleri gibi herşeyi kabul ederler, en başta koca hiçbir şeye tepki göstermez tepkisi herzaman olumlu yöndedir olumsuzluğunu bize aktarmazlar. Seyirciye,İlginç bir aile yapısı dayatılmıştır. Bu konulara sonra değinmek istiyorum...)
Ben gerilim yaratma üzerine zırvalamak istiyorum..
Sinemada gerilim yaratma, antik dönem tiyatro yazarlarından beri kulanılan ve günümüze aktarılan bi kaç teknik ten ibarettir: İroni... Daha Doğrusu Dramatik ironi. Çok fazla Teknik detaya girmeyelim. meraklı olanlar gitsin benim gibi 30 bin kitap okusun...
Dramatik ironi basit anlamda şudur. Bİlgi...
Sinema bu bilgi olayını şu şekilde kullanır:
1-Bir Bilgi seyirci tarafından bilinir ama karakter,kahraman vb.. tarafından bilinmez
2- Bir Bilgi karakter tarafından bilinir ama seyirci tarafından bilinmez.
bu kombinasyonlar çoğaltılabilir...
Nuri B. C. Sinema ahlakı işte Üç Maymun adlı filminde bu unsurdan 1. olan şıkkı kullanmıştır.
yani seyirci bilir ama oyun kahramanları, karakterler bilmez.
Yani Film boyunca Seyircilerin bildiği olaylar gösterilmektedir.Aslında filmin konusu çok basit tek düze ve de gereksizdir ama filmi dinamik ve canlı kılan işte bu gerilim yaratma üzerine olan başarılı çalışmalarıdır. Bu başarılı çalışmanın arkasında olan en büyük unsur gerilimin kusursuz yaratılmış olmasıdır...
Yani seyirci filmin başından itibaren sürekli bir şeyler olacak ama ne olacak fikrine sokulmuştur. yani herşey seyircinin gözü önünde olup bitmektedir. siz seyirciler olarak kahramanın bilmediği şeylerden üstünlük duygusu yaşarken, kahramanın yada bilgisizlikten yoksun kurbanın bilgiye ulaşıp ulaşamayacağını beklersiniz. işte sinemacılar için bu bulunmaz fırsattır ve sizin o halinizle oynarlarda oynarlar oynarlarda oynarlar... Kafalarınız karışmasın. filmin heryerini bu bağlamda deşifre ederim ama klimax kısmı çok daha vurucu zaten klimaxın amacıda vurucu olmasından geçiyor. ama bu konuda ayrı bir tartışma konusu...Örneğin klimaks yni doruk ve final sahneleri şöyle.. koca, oğlunun işlediği cinayeti kahvede çalışan bir garibnın üzerine yıkmak istemektedir. (zaten kendiside bu yollardan geçmiştir ve filmin espiriside burdadır buda ayrı bir tartışma konusudur.)kahvede çalışan çocuğun cinayet kabul edip etmediği gösterilmez. onun yerine, adam(koca) evin kapısını açar (sanki kahveci çocuk adamın ailesini öldürmeye gelmiştir gibi bir hava estirilmiştir), karısı holdeki masada uyumuştur, sonra oğluna bakar oda uyumuştur (araya girmek istiyorum yine bu aile nasıl bir ailedir ki hiç bişey olmamış gibi uyuya kalır, yorgunluktan mı bunu görmedik...neyse) sonra terasa çıkar ama terasa çıkarken tren sesi gök gürültüsü yağmur ( filmin başındaki gibi) vardır. Ama ne oldu sizce... Koca gelip evi kolaçan etti ve terasa çıkarken kapıyı açık bıraktı ve kahveci çırağı da gelip adamın alınması gereken intikamımı aldı: yani karısını ve oğlunu öldürmek... yada oğlunun patron cinayetini mi üstlenmesini istedi. sizce hangisi burda şu konu devreye giriyor seçimin doğası. seçimin doğasına ayrıca değinmek istiyorum buraya kadar yazdıklarım genel bir yapı her bir yapı taşı tek tek incelenmek durumunda bunlarada yeri geldiğince değinmek istiyorum...
Yani size bir kahveci içırağı görüntüsü ve anlamı sunuldu ama sonrasında ne olduğuna dair en ufak bir fikrimiz yok, işte burda seyirci ye büyük bir yüklenmiştir, yük hadi çöz bakalım seç bakalım sence ne oldu yüküdür. yani tamamen bilgi. sana kahveci çırağı bilgisi verildi ama sonra ne olacağını kimese kestiremez. zonuçmu başarılı bir dramatik ironiler bütünlüğü... neyyyyyyse filmi aklım estikçe çözümleyi yazarım zaar...yazmazsamda anlattıklarım yol olsun size......
Fatih SELÇUK

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 09 Kas 2011 06:12

üç maymun: görmedim duymadım bilmiyorum demektedir. Bu yaygın anlamı sinemanın heryerinde gözlemekteyiz. Örneğin oğul annesini, babasının patronuyla oynaştığını görür(çocuğun eve gelme sebebi çok kötü bir çözümdür) annesini biraz hırpalar ama babasına bunu söylemez. Oğlanın babası, karısının kendisini aldattığından şüphlenir ama bunun deşifresi için hiç bir harekete geçmez. kısaca herkes konumundan rahattır. oğlunun ama cı araba almaktır, babanın amacı nedir bilen varmı arnızda, kadının illegal adamın dizlerine kapanma amacını hiç anlamadım.. hangi ileri ahlak anlayışının bir ürünüdür bu aile bilmiyorum bilen varsa lütfen beri gelsin... koca nın karakter eğrisini ve film içindeki bağlantılarını takip ediyorum, yok abi olmuyor kafam karışıyor. çocuğun karaktr eğrisini takip ediyorum ne alaka lan, kadının karakter eğrisini takip ediyorum adamın ayaklarına kapanması çok havada kalıyor... dediğim gibi bu film bir melodramdır ve sadece suspanse üzerine yoğunlaşşmıştır yani Nuri Bilge Ceylena sineması ulaşılmaz bir yerlerde değildir.
Fatih SELÇUK

Fulgura
Psycho
Mesajlar: 5159
Kayıt: 19 Oca 2011 20:25

Mesaj gönderen Fulgura » 09 Kas 2011 06:43

Sanırım filmi biraz farklı yorumlamışsınız.

İster orta sınıf olsun ister alt sınıf (ki film daha alt sınıf bir aileyi konu edinmiş ama farklı yaklaşımla burjuva ailesi de olabilirdi) aile kavramının da üzerinde kurulu olduğu bir "insani ikiyüzlülük" kavramını ortaya koyuyor. Yani hepimizin de bir parçası olduğu, bilip de birşeyler yapmadığımız (isterseniz "yapamadığımız" da denebilir) şeyler üzerine. Kahvecinin eve intikam için gelmesi filmin gidişatına uygun değil, adam kendi oğlunu temize çıkarabilmek için gönüllü olarak kendi girdiği duruma benzer bir durum yaratıyor. İroni de burada. Sonuçta meşhur fıkranın sonu gibi (yolda yürürken karşılarına çıkan dışkıyı yeme üzerine iddiaya giren iki kişinin fıkrası) sonda elde ne para kalıyor, ne namus ne de başka birşey. Kadının yalnızlığı ve bu türden bir ihtiyacı karşılayamayan vasat ve zaten ortada olmayan kocası yüzünden bir tür çaresizlikle girdiği "aşkı arama illüzyonu" bizlerin rahatça sezebileceği üzere boş çıkıyor. Durumu kurtarmak, aynı mutluluğu hapisten çıkan kocasında tekrarlamak için giriştiği çaba da (seksi iç çamaşırı giyip yatağa uzanıp onu beklemesi) adamın bundan huylanması üzerine yine boşa çıkıyor. Oğlan gördüğüne birşey yapamıyor, kadın yaptığına, koca da bildiklerine.

Film esasen bizim kültürümüzü ele alır gibi gözükse de sonuçta tüm kültürlerde bulunan ve cevabı da olmayan bir "insani ikiyüzlülük" temasını merkeze almış. NBC'nin diğer filmlerindeki görsel planlara olan eğiliminin burada olay kurgusuna kaymış olması bir farklılık yaratıyor.

Dramatik ironi konusuna gelince, film sözkonusu olduğunda biraz fazla yanlış anlaşılmaya yatkın bir kavram bu. Film anlatısının doğası gereği izleyici zaten ana karakterin (ya da diğer karakterlerin) görmediği çok şey görür ama bunların hepsine dramatik ironi denmez. Dramatik ironi daha çok merkezi bir unsurdur, hatta olayın sürükleyici ana merkezinde yer alır. Deyim yerindeyse "daha ağır ve önemlidir". Daha çok, karakterin kaçmakta olduğu şeye doğru koşmakta olması ve izleyicinin bundan haberdar olması gibi bir örnekle anlatılır (bkz. meşhur Oedipus Rex vakası). Yatakta karısı başka bir erkekle beraberken bir adamın eve doğru yürüyor olması tek başına dramatik ironi değildir. Tam anlamıyla dramatik ironi olması için bu adamın karısına doğru aşkla, kahvede diğerleriyle girdiği "ben ne kadar mutlu ve şanslı bir erkeğim" özlü bir tartışmadan sonra ilerliyor olması daha uygun olur.

Saygılar...
Sinema hem bir hastalık hem de tedavisinin ortak adıdır.

Sorularınızı özel mesaj yerine forum üzerinden herkese açık sormanızı rica ediyorum.

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 10 Kas 2011 02:33

biraz şu dramatik ironiyi tanımlarmısınız, drmamatik ironi nedir. örnekler lütfen. burdaki aile yapısı ayrı bir tartışma konusu onu ayrı tartışırız. Dramatik ironi Nasıl yanlış anlaşılan, değişken bir konudur. genle yapısını anlatıp örnekler vermeniz mümkünmü, hani şu seyirciye göre değişen yapısıyla ilgili...
Fatih SELÇUK

Fulgura
Psycho
Mesajlar: 5159
Kayıt: 19 Oca 2011 20:25

Mesaj gönderen Fulgura » 10 Kas 2011 07:26

Aslında tanımı ve örneği yukarıda verdim. Bence geleneksel edebiyat anlatılarında kullanılan bu terimlerin görsel bir anlatıya taşınmasıyla oluşan bazı karışıklıklar var. Bunları ayırdetmek güç olabilir ve kimsenin de bu ayrımı kusursuz yapabileceğini sanmıyorum. Trajik, dramatik, simge, imge vb terimleri gibi birçok edebi kavram zamanla erozyona uğrayarak artık her yerde kullanılır oldu. Üzücü olan her şeye trajik ya da dramatik denmesi gibi burada da esas anlamından kaymış bir durum var. Ama elbette konsensus artık bunu kabul ediyordur, ona birşey diyemem ama ben daha çok dramatik ironi kavramının doğasında yatan küçük bir noktanın gerekliğini anlatmaya çalıştım. Geneli kabul edenler istedikleri şekilde kullanabilirler.

Şimdi efendim, tekrar edecek olursam, filmde Ali, evine dönerken evinde karısının başka bir erkekle beraber olduğunu bilmemektedir. Filmde, bize önce kadının yatakta bulunduğu durum, sonra da Ali şen şakrak evine yürürkenki durum gösterilirse bu son derece sıradan birşeydir, her filmde yapılır, sinemanın doğasında olan bir anlatı tekniğidir. Buna dramatik ironi denmez ve denmemelidir, çünkü o zaman sinema anlatısındaki hemen her şey dramatik ironiye girer. Sonuçta, farklı sahnelerde farklı yerlerde olan olaylara tanık oluyoruz ve bu olaylardaki karakterler diğerini bilmiyorlar. Evet, yönetmen neyi gösterip neyi göstermeyeceğine karar verir ama sinemada zaten "Meanwhile back at the ranch" dönemine kadar giden bir durum var. Kısacası dramatik ironi "bir karakterin bir şeyi bilmemesi ama bizim biliyor olmamız" basitliğine indirgenemez, çünkü sinemanın doğası gereği olay öyle. Filmin içindeki karakterler diğer birçok şeyi bilmezken biz hepsine tanık oluruz.

Dramatik ironi terimi, dediğim gibi daha ağır, daha önemli bir durumu anlatır. Burada esas mesele bilip bilmemek değil, karakterin o durum ile ilgili niyet ve beklentilerinin tersinin söz konusu olmasıdır. Yani karakter kurtuluşuna koştuğunu sanarken biz bunun aslında tutsaklığa doğru bir koşuş olduğunu biliyorsak, dramatik ironiden bahsedilebilir. Vurgu bilip bilmemede değil, daha çok niyet ve beklenti ve bunların tersinin gerçek olmasında. Bu nedenle, Ali kahvehanede gazetede okuduğu bir haberde boynuzlanmış bir erkeğe güler, etraftakiler ile bunu paylaşır, sıradan bir erkek gibi bu konuda ifadeler kullanır, laf altından kendinin ne kadar erkek olduğunu, yatak performansından bahseder, "işte bunu yapamazsan elbette hatun takar sana boynuzu" diye kahkaha atar, üstüne de "hadi beyler, bana müsade, bekleyeni bekletmemek lazım" türünden bir laf sallar, ceketini alır sırtına ve sırıtarak yola koyulur. Olaylar gelişir. Biraz vasatça kurmuş olsam da işte bu gibi bir durumda biz hem evdeki durumu biliyoruz, hem de Ali'nin o andaki niyet ve beklentisini. Öykü bizde bu tezatı yaratmıştır. Burada komik bir etki için kullandım ama trajik bir durum için de kullanılabilir ki geleneksel edebiyattaki durum genelde öyledir.

Oedipus Rex'de olduğu gibi bir falcı bir kişiye "bu başbakan yüzünden savaş çıkacak ve sen de bu savaşta bizzat babanı öldüreceksin" vb der, ve o kişi o duruma düşmemek için oradan kaçar ve buna engel olmak için ülkenin başbakanına suikast düzenleyecek bir örgüte katılır. Bizler ise başbakanın daha önceki bir ilişkisinden nerelerde olduğunu bilmediği bir oğlu olduğunu biliriz ve bağlantıyı kurmuşuzdur. Böylece karakter engellemeye çalıştığı durumun yaratıcısı olur ve kehaneti engellemek bir yana gerçekleşmesinin nedeni olur. Savaş çıkar, babasını da öldürmüştür. Bu boyutuyla daha çok bilim kurgunun zaman yolcuğunu alt-türünde ilginç örnekleri vardır ama o zaman kavramının doğasından kaynaklanan paradokslara özel bir durum. Görüldüğü gibi, burada işi ironi yapan şey niyet ve bunun tezatı.


Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Sinema hem bir hastalık hem de tedavisinin ortak adıdır.

Sorularınızı özel mesaj yerine forum üzerinden herkese açık sormanızı rica ediyorum.

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 11 Kas 2011 06:10

arkadaşım senin ne demek istediğini yeminle hiç anlamıyorum. şu yukarda anlattığın şeyleri lütfen filmden örnekler vererek ve neyin neye denk geldiğini açıklarmısın. yada anlayabilen arkadaşlar bana yardımcı olursanız sevinirim.
Fatih SELÇUK

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 11 Kas 2011 06:28

''Dramatik ironi daha ağır daha önemli bir durumu anlatır''
demişsiniz...
Nedir o daha ağır daha önemli durumlar. ironinin edebiyat tanımını sinemadaki tanımını ve uygulama alanlarını daha geniş örnekler vererek anlatmanız mümkün mü?. Bize hem sinemasal anlamda hemde edebi anlamda daha derin bilgiler vererek açıklamanız mümkünmü; örneğin filozoflar bu işe nasıl bakıyordu, ama ta antik çağdan başlarsanız çözümlemeye çok daha aydınlanacağız... örneğin varolşu felsefede ve Oidipus Kompleksi'nde ya da sonrada Ortaçağ Tiyatrosu ve de Klasik Çağ İtalyan Tiyatrosu'nda bu konuya insanlar nasıl bakmıştır.
ve bu konunun bize aktarımı hangi ünlü senaryo yazarı tarafından tam olarak aktarılıp bu günkü şeklini almıştır. Sanırım eksik kaldım. Hani biraz detaylıca anlatırsanız değerli bilgilerinizden hem ben aydınlanırım hem de forumda senaryoyla uğraşan benim gibi nacizane arkadaşlar aydınlanır...
Ayrıca: Çelişki üzerine ve hareketin çelişkiler üzerine kurulu doğasından bahsedereniz ayrı bir sevinç duyarız. Saygılarıma...
Fatih SELÇUK

Fulgura
Psycho
Mesajlar: 5159
Kayıt: 19 Oca 2011 20:25

Mesaj gönderen Fulgura » 11 Kas 2011 06:37

fthslck yazdı:arkadaşım senin ne demek istediğini yeminle hiç anlamıyorum.

Sorun degil efendim... Saygilar...
Sinema hem bir hastalık hem de tedavisinin ortak adıdır.

Sorularınızı özel mesaj yerine forum üzerinden herkese açık sormanızı rica ediyorum.

fthslck
Dr.Strangelove
Mesajlar: 59
Kayıt: 18 Mar 2009 19:10
Meslek: Tiyatro SAnatçısı.

Mesaj gönderen fthslck » 11 Kas 2011 06:55

Vay anasını çokta kırılganız. Kırılma, gücenme arkadaşım şurda eğlenmek için yazıyoruz. Senin insan olman ve üzülmenin arşısında sinema nedir ki? Atışıyoruz işte hemen küsmeyiniz lütfeniniz.... Hadi Yaz yaz insanların bilgilerimize ihtiyacı var, konuş konuş, anlat anlat.. böyle kenara çekile küse kaybediyoruz zaten. devam devam...susma...
Fatih SELÇUK

Fulgura
Psycho
Mesajlar: 5159
Kayıt: 19 Oca 2011 20:25

Mesaj gönderen Fulgura » 11 Kas 2011 06:59

Neden kirilayim efendim? Tam aksine bildiklerimi soylemek, bilmediklerimi de ogrenmek icin buradayim. Bir tanim yapmissiniz ki icinde bir sorun var, ya da en azindan eksik. Bunu anlatmaya calistim ve ornekler verdim. Sordugunuz tum sorularin cevaplarini verdim ve aynisini sormussunuz. Artik anlatacak birsey kalmadi.
Sinema hem bir hastalık hem de tedavisinin ortak adıdır.

Sorularınızı özel mesaj yerine forum üzerinden herkese açık sormanızı rica ediyorum.

Kullanıcı avatarı
lightshadow
Mad Max
Mesajlar: 108
Kayıt: 07 Şub 2015 23:36
Meslek: Kamu

Mesaj gönderen lightshadow » 12 Şub 2015 21:52

Sıradan bir hayat yaşıyorken, bir olay zincirleme bir reaksiyona neden oluyor ve ardı sıra istenmeyen olaylar yaşanıyor. Sıradan bir hayat yaşıyorken bir anda kendimizi olaylar sarmalının içinde bulabiliyoruz. İşte bence Nuri Bilge de tam bu tetikleyici olaydan başlatıyor hikayeyi ve bize bu yaşanan olaylar karşısında insanların takındığı tavrın ne olduğunu gösteriyor ve anlatıyor.

Çoğu olay karşısında üç maymunu oynuyoruz. İlk olarak patron üç maymunu oynuyor. Kazayı şoförünün üstlenmesini istiyor ve işlemediği bir suçtan hapse girmesine kayıtsız kalıyor.
İkinci üç maymun rolünü çocuk oynuyor. Annesinin, babasının patronuyla ilişki yaşadığına şahit oluyor fakat kayıtsız kalıyor. Son olarak da babası, patronunun, oğlu tarafından öldürülmesi üzerine suçu bir başkasının üstlenmesini isteyerek üç maymunu oynuyor.
“The first draft of anything is shit.” Ernest Hemingway

Cevapla

“Yönetmenler” sayfasına dön