Senaristlere Bir Takım Düşünceler

Senaryonuz var ve yorum mu istiyorsunuz, paylaşıp başınıza dert almak mı istiyorsunuz. Sağdan ikinci kapı.
Forum kuralları
1. Bu forumda aradığınız/sattığınız/paylaştığınız senaryoyu tek bir başlık altında arayabilirsiniz.
O başlık şudur: viewtopic.php?f=3&t=20492#p188228

2. Paylaşım yaparken neye dikkat edeceğiniz ise; şu başlıkta yazar:
viewtopic.php?f=3&t=6086

3. Forum içi 100 mesaja ulaşmış olan kişiler, bu anabaşlıkta kendi ilanlarını açabilme hakkına sahiptir Diğerleri yukarıda belirtilen viewtopic.php?f=3&t=20492#p188228 başlığına yazmak zorundadırlar. (100 kabaca bir rakamdır.)

4. 18.04.2017 tarihinden önce bu forumlarda açılan başlıklar, "arşive" kaldırılacak. Bu şu demektir, mesajlarınıza ve başlıklarınıza erişebilirsiniz, ama mesaj atamazsınız. İsteğimiz, arayışınız sürüyorsa, ana başlığa mesajınızı kopyala yapıştır yapmanız. (100 mesajın üzerindeyseniz, 100 mesaj üzerindeyim ve başlığım arşive kaldırılmış şeklinde özel mesaj atın lütfen.)

Bu basit dört kurala uyulmadığı taktirde moderatörler mesajları onaylamayacak veya sileceklerdir.
Cevapla
JeanG
Moderator
Mesajlar: 1511
Kayıt: 23 Şub 2015 05:56
Konum: antalya-izmir

Senaristlere Bir Takım Düşünceler

Mesaj gönderen JeanG » 10 Tem 2018 01:10

Herkese merhabalar, uzun zamandır bu yazıyı yazmamaya çalışıyordum ve yönetimden senaryo başlıklarının bir başlıkta toplanmasını rica etmiştim. Ancak bu mesajı yazma gereksinimi duyuyorum çünkü foruma üye olduğumda gönderdiğim ilk mesaj bu başlık altında yazılanlarla neredeyse birebirdi.

Öncelikle bu mesajı yazmaya cüret etmeme sebep olan durumumu izah edeyim; 18 yaşımda ilk romanım yayımlandı. 2009'a tekabül ediyor. 2015 yılında ikinci romanım yayımlandı. İlk romanım yayınlandıktan sonra-bu kitap şu an 40. baskısını yapmıştır- yazarlığın eğitimini görebileceğiniz tek alan olarak dramatik yazarlığa kayıt oldum. Bölümümü birinci olarak bitirdim. Ulusal çapta yayınlanan dökü-drama senaryolarım ve ödüllü oyunlarım var. Sonuç olarak ben ve arkadaşlarım çok çalışmıştık ve kimsenin akıl edemeyeceğini düşündüğümüz senaryolar yazacaktık. Oysa durum böyle değilmiş.

Bir ya da iki yıl önce forumda dramatik metin yazımına ilişkin kuramsal bir yazı paylaşmıştım ve daha sonra bunu sildim. Silmemin sebebi forumdaki hiçbir yazar adayının buna ihtiyaç duymamasıydı.

Şimdi forumda yıllardır gördüğüm temel kriterler ile neden yanlış düşündüğünüzü açıklamaya çalışacağım;

1. Senaryonuz kesinlikle ve kesinlikle sandığınız kadar iyi ve eşsiz değil.

Zaman zaman forumdan kısa film çeken ve uzun metraja hazırlanmayı kafaya koyan arkadaşlar bana senaryolarını, sinopsislerini göneriyorlar. Ahkam kestiğimi kesinlikle düşünmemenizi isterim fakat bu seviyedeki arkadaşlar bile iyi bir senaryo yazma yolunda henüz emekleme aşamasındalar. Benim de henüz harika bir senaryom yok. Çünkü harika bir senaryo yazmak çok zordur.

Siz bir senaryoda senaristler neleri göz önünde bulundururlar, nelere dikkat ederler, nasıl bir denklem kurarlar, bununla ilgili kimler hangi kitapları yazmış ve kimler hangi kuramları oluşturmuş bunlara bakmadan "bir senaryo yazdım ve harika" derseniz ve sonra bana ya da başkasına "bir senaryom var, yardımcı ol ve milyoner ol" derseniz size gülerler.

İzlediğiniz ve içinde bir hikaye barındıran (hikaye kavramı bağlama göre değişebilir) her şey dramatik bir metindir ve dramatik metin 3000 yıllık bir tarihe sahiptir. 3000 yıl boyunca birilerinin üzerine düşündüğü, ürettiği ve dönemleri içerisinde harika eserler üretebilmek için çektikleri sancıyı göz önünde bulundurmamak bir yana, bundan bir haberken yazdığınız, aklınıza gelen şeyin mükemmel olduğunu düşünmeniz kelimenin gerçek manasıyla cehalettir. Bunu test etmeniz çok kolay; gerçeği söyleyebilen dostlarınız varsa onlara okutun, bu alanda ürettiği şeylere kıymet verdiğiniz insanlara okutun ve gerçekle yüzleşin. Deha olduğunuzu düşünüyorsanız deha dediğimiz insanların neler yaptıklarına bakın. Shakespeare bile bir nevi okuldan geçmiştir. Eserleri çoğunlukla bin yıllardır anlatılan yazılan hikayeleri Shakespeareyen bir uslupla yazılmıştır. Yani Shakespeare bile yeryüzünde olmayan bir şey üretmemiştir temelde. Kaçınızın vimeo hesabı var ve kaçınız vimeo'da vakit geçiriyor merak ediyorum. İnsanların sadece kısa film alanında neler üretebildiklerinden ne kadar haberdarsınız merak ediyorum.

2. Siz Amerika'da yaşamıyorsunuz. Amerikan sinema endüstrisinde istediğinizi yapabilecek bir konumda değilsiniz.

Devasa stüdyolar size milyon dolarlar sunmuyor. Siz Türkiye'de yaşıyorsunuz. Yaşadığınız ülkedeki psiko-sosyo-ekonomik durumu analiz edebilecek kadar okuma yaptınız mı, çağınızı ve coğrafyanızı analiz edebilecek duruma gelmek için yeterince emek ve vakit harcadınız mı? Yazdığınız senaryoya yüklüce para yatıracak yapımcının sizin düşünmediğiniz çok fazla şeyi düşündüğüne hiç ihtimal verdiniz mi? Ülke sineması neden bu durumda ve neden bazı insanlar bazı yollardan başarıya ulaşıyorlar hiç düşündünüz mü? Berbat bulduğunuz diziler, filmler, reklamlar neden öyle hiç bunun üzerine araştırma yaptınız mı?


3. Forumda milyoner yahut milyarder yapımcı yok. Bunun olduğunu sanıyorsanız söyleyeyim; yok.

Forumda "bağımsız, düşük bütçe film yapımı" yazıyor. Forumdan çıkmış yönetmenler var. Bu insanların nelerle uğraşıp nasıl film çekebildikleri üzerine kafa yordunuz mu?

Yapmadınız, sadece yazarlığa ilk adım atan herkes gibi yazdığınızın mükemmel ve eşsiz olduğunu düşündünüz. Devasa paraların döndüğü bir sektörde herkesin yanıldığını ve sadece sizin doğruyu bildiğinizi, tanrı vergisi bir yetenekle size bahşedilmiş olduğuna inandınız. Hikayenizi herkesten daha canlı ve daha gerçekçi olarak zihninizde canlandırdınız. Herkesin bunu izlemek isteyeceğine inandınız. Herkesin bunun kesinlikle çekip film, dizi olarak yayınlamak için can atacağına inandınız. Sadece sizi görmeleri ve yazdıklarınızın farkında olmaları gerekiyordu. Böyle değil. Hiçbir şey böyle işlemiyor.
Size tavsiyem çekilebilmeye uygun bir senaryo yazmak için çalışmanız. Kısa film senaryoları yazıp bunu paylaşmanız ve eşsiz bir ortam olan forumumuzda bunu diğer insanlardan yararlanabilmek için ortaya koyabilecek olgunluğa erişmeniz.

zaminnakhmedov
The Recruit
Mesajlar: 12
Kayıt: 01 Nis 2018 15:24

Mesaj gönderen zaminnakhmedov » 29 Tem 2018 23:00

Merhabalar,

Her zaman olduğu gibi öncelikle yazım farkları olduğu için özür diliyorum, Azerbaycandan olduğum için umarım kusuruma bakmazsınız.

Yukarıda yazılanlar hepsi gerçek, tam katılıyorum amma okuyub öyrendiklerime dayanaraq bir kaç kendi görüşümü eklemek istiyorum.

Öncelikle kısaca kendimi tanıtıyım:

Senaryo yazarlığına 2015 yılından başladım, bu işi para için yapmadım, 2006 yılından çalışıyorum ve geçimimi karşılıyorum, Allaha şükürler olsun şu an için maddi sıkıntım yoktur. Bu işten zevk almakla beraber, hem de kendi duygularımı ekranlarda görmek beni mutlu eder. Öylesine aklıma gelenleri yazmadım, okudum, öyrendim, her kese teşekkür ediyorum bu Forumdan da çok bilgi edindim. Üç adet Turkce senaryo yazdım ( ikisi tek bölüm, uzun metraj, biri 25+ dizi senaryosu ). Türkce yazmamın bir tek nedeni var, Turkceyi, Türkce konuşanları, Turk kardeşlerimizi sevdiyimden. Azerbaycanca da bir kaç senaryo yazdım, şu an Azerbaycanca yazdığım bir senaryoyu gerçekleştirmek için uğraşdayım, İnşallah her şey iyi geder. Gelelim bu mesaja cevap yazmamın asl sebebine:

Bence her şeyi senaristlerin üzerine yüklemek haksızlık olur. Senaristin yazmış olduğu basit bir sahne bile yonetmenin ve oyuncuların katkısıyla etkili ola bilir.

Mesela. Sahne: Nihan Özgürün söylediklerinin etkisiyle bahçeye girer, ev kapısını açıp eve geçer. Annesi Meliha teyze mutfaktan endişeli onu sesler.

... Meliha teyze: Nihan, Senmisin? Bu zamana kadar nerdeydin?

Meliha teyze mutfaktan ellerini mehrabaya silerek salona geçer, koridora yaklaşar. Nihan ayakkabılarını çıkarar, gözleri dolmuş . Meliha teyze konuşmaya devam eder.

Meliha teyze: Adam arar haber verer, kaç kez aradım, telefonun hep kapalı, hep kapalı.

Nihan sakin, gözleri dolmuş annesine bakar. Aniden ona sarılar, Meliha teyze şaşkın bakar. Nihan annesine sarılmış konuşmaya başlar.

Nihan: Anne hatırlıyormusun hep beni okutamadın deye üzülürdün.

Meliha teyze: Eee,

Nihan: Üzülme anne, üzülme..

Nihan annesine sıkı sarılıp ağlar. Meliha teyze Nihana sarılmış, kızının saçını okşar, Nihanın gözleri dolu dolu. Kamera onları yandan görüntüler.

Açıklama: Nihan bu sözleri onun lisede okuya bilmesi için onun haberi olmadan para yardımında katkısı olan, amma kendisinin yanlış anladığı için parayı yüzüne fırladığı erkek arkadaşı Özgürün gerçek hayat hikayesini öyrendikten sonra söyler. Özgür anne babası olmayan, kimsesiz çocuklar yurdundan kaçan, araba yıkamakla geçimini sağlayan, ilk okulu bile okuyamayan bir genc. Hikayesini uzun, açıklamak, zamanınızı almak istemem.
Bu sahne yazmış olduğum dizi senaryosunun sahnelerinden biri.

Senarist olarak ben mesela bu kadarını yaza bilirim, bu basit dialoqu iyi oyuncu ve iyi yonetmen daha etkili yapa bilir, hatta izleyiciyi ağlata bilir. İzleyici önceki sahneleri aklında bulundururken bu küçük dialog onu duygulandırır, dolayısıyla aklını karıştırır, Nihanamı üzülsün, Özgüremi üzülsün bilemez. Tam aksi de ola bilir.

Komediye gelince.

Mesela Sahne: Kismet Hakana bakar, gözlerinde endişe seziler. Kismet ( erkek) ellerini Hakana uzatarak konuşmaya başlar.
Kismet: Hakkını helal et kardeşim, sık sık beni ziyarete gel.
Hakan: Sen delirdinmi? Hastamısın kardeşim, ne bu hakkını helal et falan.
Kismet: Şu an olanları bir zaman uykuda görmüşdüm, babam o gördüyün tüfekle bana ateş etmişti, amma siyah inek kendini önüme atmış, kurşun ona ishabet etmişdi. ( Halbuki Kismet koşarak ineyin arkasına saklanmıştı ). O zaman ben köydeydim, koşullara bakılırsa şu an ya ben köyde olmalı, ya siyah inek burda olmalıydı, ikisi de olmadığına göre babam kesin beni vuracak.
O yandan Hasan beyin köylü jestleri arka pilanda ekrana gelir. Kaba beyimiz karşısına geçen tüm çalışanları kucaklar, bağırarak hal hatır sorar, tüfeyini elinden bırakmaz. Etrafdakılar korkmuş, şaşkın bakarlar.

İlk bakıldığında anlamsız görünen bu sahne oyuncuların jestleriyle ve yumoristik konuşmalarıyla komdeiye dönüşe bilir. Senarist sadece hikayeyi anlatmak ister. Bütceye gelince yazılmış olan sahnelerin her ikisi çok hem de çok az bütçe gerektirir, bu bence olayın asil sebep değildir.
Asil sebep yonetmen arkadaşların uzun zamandan bu yana birlikte çalıştıkları senaristlerden ve ya kendi senaryolarından başka kimsenin senaryosunun üzüne bile bakmamaları,neden, sen amatör senaristsin de arkadaşım ondan. Bana şöyle söyleyenler oldu mesela. Hikayen güzel, amma senaryoyu geliştirmen şart, hangi sahneleri geliştirmem şart deye sorduğumda, karmakarışık cevaplar.
Hep bazı senaristlerden okudum, benim senaryoma film çekseler tavan yapar, amma kimse okumuyor diye..... Kendi görüşümdür, amatör senaristsen, ya da oldukca egitimli olsan bile yeni başladıysan senaryonun okunması şansa kalmış. Lütfen yanlış anlamayın, sadece ben de kendi görüşümü paylaşmak istedim. Belki yanlış düşünüyorum deye fikirlerinizi dinlemeye hazırım.
Saygılarla!
Çok yükseklerde olmayı istemem, ne kadar yükseye kalkarsam kalkiyim illa bir gün düşüceyimi bildiyim için)))

Kullanıcı avatarı
HHK
Braveheart
Mesajlar: 1252
Kayıt: 01 Nis 2010 21:55
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen HHK » 02 Ağu 2018 22:10

zaminnakhmedov yazdı:
29 Tem 2018 23:00

Bence her şeyi senaristlerin üzerine yüklemek haksızlık olur. Senaristin yazmış olduğu basit bir sahne bile yonetmenin ve oyuncuların katkısıyla etkili ola bilir.
Sizin bu cümleniz zaten senaryodan ayrıca değerlendirilir. Senaryo ayrı, oyun ayrıdır. Oyunda, oyuncu ve yönetmeni, bu ikisinin verdiklerini ve verebilecek alternatiflerini değerlendirebilirsiniz. Sahne bunun bir büyüğüdür ve ışığından sanatına, canlı cansız tüm etkileşimleri gene oyuncu ve yönetmenle değerlendirebilirsiniz.

JeanG, bundan çok farklı şeyler söylüyor. Yönetmen ve oyuncu katkısından arındırılmış olarak senaryoyu konuşmuş. Özellikle senaristlere hitap ediyor. Fikir bulmak belki çok kolay ama senaryo yazmak gayret ve çok çalışma ister; hele hele onu eşsizleştirmek daha da çok çalışmayı gerektirir. İlham peşinde koşmak yerine daha çok araştırma yapmak gerekiyor.

Benim gözlemlediğim ise yeterince senaryo okumamamız. Ve okunacak senaryo bulamamamız.

İyi yönetmenlerimiz ve oyuncularımız var ama iyi senaristlerimiz yok.
- Şunu bir dene...
- Nedir bu?
- Tüm dualarının karşılığı diyebilirim.
Gia (1998)

Dnd
Raging Bull
Mesajlar: 291
Kayıt: 06 Eyl 2016 14:58

Mesaj gönderen Dnd » 03 Ağu 2018 12:11

Senaryo yazımı teknik bir konudur.
fikir ve hikâyeden bağımsız gelişebilir , anlatım dili senaristin konuya bakışını özetler ,
bunu en basit örnekle Stephen king ve kubrik arasındaki hikayede anlatabiliriz.

Stephen king romanı "shining" in film haklarını alan stüdyo kubrik 'e filmi teslim eder .

Kitap uretme sikintisi ceken bir yazarin kışın kapali olan sezonluk bir otelde ailesi ile bekçilik yapmayı kabul etmesi ve insanlardan soyutlanmis bu otelde yaratıcılığını tekrar kazanıp kitabını bitirme amacını anlatır fakat Otelde hakim olan kötü bir ruh yazar ve ailesini tehdit eder kısaca doğa üstü olay örgüsü olan bir hikayedir.

Senaryo kitaba uygun olarak yazılır fakat kubrik hikayedeki olayları doğa üstü bir güce baglamaktansa insani bir Psikolojiye ve cinnet geçirmeye bağlı olarak çekmek ister ,ona göre insanlardan soyutlanmis kapalı bir oteldeki aile ,zamanla psikolojilerini bozacaktir ,bu durum aile bireylerinin birbiriyle hesaplasmasina gidecek bir hal alacaktır .

Stephen king buna büyük bir tepki gösterir ve yönetmeni kitabını katletmekle suçlar hatta film cekilirken kitabın film haklarını geri almak için dava bile açar fakat kaybeder sonuçta "shining " gibi bir baş yapıt ortaya çıkar .

Stephen king filmi asla kendi hikayesi olarak görmez hatta bizzat kendisinin yapımcısı olduğu başka bir film daha çektirir ama film ilgi görmez .

Burda görüldüğü üzere yönetmen hikaye ve senaryo denklemi aslında çok değişken bir durumdur .

zaminnakhmedov
The Recruit
Mesajlar: 12
Kayıt: 01 Nis 2018 15:24

Mesaj gönderen zaminnakhmedov » 04 Ağu 2018 01:32

Benim soylemek istediyim de zaten bu, belki anlata bilmiyorum amma soylemek istediyim
binlerce senaryo okunmamış,öyle bir köşede duruyor, halbuki okunursa belki söylediğiniz
okunacak senaryolardan, az bütçe gerektiren, teknik ve içerik olarak çok güzel amma bir tanımadık senarist tarafından yazılmış,... peki bunu okumaya qayret etdikmi, hayır tabii ki. Neden, bu senaryoya film çekilirse ilgi çekmez, kimse izlemez der geçiriz, ya da hiç bunu bile söylemeyiz. Böyle senaryoları ve senaristleri keşf etmek yerine kestirib atmayı tercih ediyoruz, malesef.
Genel olarak kendi görüşümümdür tabii ki. Aslında konuyu saptırmıyorum tam senaryo üzerine konuşuyorum, eşsiz bir senaryo yok zaten, ama güzel lakin hayla okuyucusunu bekleyen yüzlerce senaryolar vardlr. Örnek vermicem, bir kaç ünlü filmlerin senaryolarını okudum, çok sevilen, çok da hareketli bir filmin senaryosuyla bir siteden gördüyüm, sadece bir kaç kişinin okuduğu ( bir kaç kişiden bir benim - tanımadığım bir senaristden) başka bir senaryo arasında büyük bir farka rastlamadım, yani artı eksi aynı teknik, aynı hareketlilik, aynı reng ( tabi mevzular farklı).
Tek fark birine film çekilmiş, çok sevilen, öbürü daha okuyucusunu ya da izleyicilerini bekliyor.

Her hangi yönetmen ya da oyuncu arkadaşlarla sıkıntım yok, kimseyi de hedeflemiyorum, her kese sayqım sonsuz, sadece söylemek istediyim şu ki JeanG arkadaşın söylediyi şartları uygulasan bile, eğer amatör senaristsen senaryon okunmaz, ya da okunursa çok şanslıymışsın.
Bunları öylesine söylemiyorum tabi, okuduklarımdan, gördüklerimden, duyduklarımdan kaynaklı bu kanaetdeyim. Tabi kendi görüşümümdür.

(Azerbaycandan olduğum için Türkce yazım hatalarımdan dolayı özür diliyorum)
Çok yükseklerde olmayı istemem, ne kadar yükseye kalkarsam kalkiyim illa bir gün düşüceyimi bildiyim için)))

Kullanıcı avatarı
paul.newman
Dr.Strangelove
Mesajlar: 57
Kayıt: 02 Oca 2018 03:16

Mesaj gönderen paul.newman » 04 Ağu 2018 13:09

JeanG yazdı:
10 Tem 2018 01:10
Size tavsiyem çekilebilmeye uygun bir senaryo yazmak için çalışmanız. Kısa film senaryoları yazıp bunu paylaşmanız ve eşsiz bir ortam olan forumumuzda bunu diğer insanlardan yararlanabilmek için ortaya koyabilecek olgunluğa erişmeniz.
Bence üzerinde durmamız gereken nokta bu. Bu platformu senarist arkadaşlar ilan sitesi gibi kullanmamalı. Burada ilan olarak verilen senaryoların çekilme ihtimali gerçekten çok düşük. Herkes senaryosunu açık bir şekilde paylaşsa, kısa filmlere nasıl eleştiriler getiriliyorsa bu senaryolar da benzer şekilde değerlendirilebilir. Herkes için kendini geliştirme fırsatı olur bu. Senaryo yapısı üzerine topluca kafa yorulmuş olur.

Şu an ben paylaşmıyorum, çünkü bitmiş bir senaryom yok. Olan arkadaşlar da bence bir şekilde paylaşmalı ve bunlar toplu şekilde tartışılabilmeli ki hepimiz kendimizi geliştirebilelim.

Kullanıcı avatarı
Bağımsız
Alien
Mesajlar: 703
Kayıt: 24 Mar 2015 04:57
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen Bağımsız » 04 Ağu 2018 14:02

Senaristlere değil de senaryo yazmaya niyetlenenlere böyle düşünceleri aktarmak gerek sanki. Tecrübeden yoksun, ilk hevesli kişilerin reaksiyonları hedeflenmiş ama bu kişilerdeki cesaret de tecrübeye sahip insanlarda olmuyor. Bazı durumlarda bu deli cesaretine sahip insanlar, tecrübeli, nerede durması gerektiğini bilen insalardan öne çıkabiliyor. Sadece film sektöründe değil, çoğu yerde. Benim tavsiyem; bilin, kulak verin ama geri durmayın. Varsa deneme şansınız, neyse artık yapımcı kapısı mıdır, Hollywood'a açılmak mıdır, deneyin ama yoksa duvara defalarca toslamanın manası yok. Ne kadar sabırlı olduğunuzu kendi kendinize bir anlayın. Anlık sıçrama mı, zamana yayılan bir ilerlememe mi size cazip ya da tahammülünüz içinde bunu düşünün. Anlık gerçekleşsin diye diretiyorsanız işiniz çok daha zor. Bu forum, film çekimine daha odaklı olduğu için burada "kendin çek", "çekebileceğini yaz" önerisi daha çok geliyor doğal olarak ama sadece yazma güdüsüyle yola çıkmış birine bunu kabul ettirmek çok da kolay değil, zaten herkese de uygun değil.

JeanG
Moderator
Mesajlar: 1511
Kayıt: 23 Şub 2015 05:56
Konum: antalya-izmir

Mesaj gönderen JeanG » 08 Ağu 2018 15:20

forumda soyle bir yanilgi var; herkes hikayesini dort dortluk kurmus da senaryonun bicimsel teknigine takilmis.
senaryo, oyku, roman, oyun hepsi hikaye kurar, bicim ve baglam degisir.
kubrick ve king orneginde bicim ve medya farkli, uslup farkli elma ile armut uretilmek isteniyor.
ve buradaki kimse buna inanmiyor ama icgudusel olarak kimse mukemmel bir hikaye kuramaz. bu olayin salt ilham ve hayal gucune dayandigini sanmak her meslege uzaktan bakip fikir yurutmek gibi bir durum. okuldan bahsetmiyorum. calismaktan bahsediyorum.
hicbir ornek de yoktur salt hayalgucuyle iyi kurulu eser vermis. tarihteki herkes sureclerden gecmistir. hangi sanat dalinda aksi mumkun ki?
herkes cesur olsun tabii, ben kimseye birakin bu isi yahut denemeyin demiyorum. bilakis daha hizli ilerlemeleri icin denedikce farkedecekleri ve eger pes etmezlerse yapacaklari seyleri simdiden yapmaya baslamalarini soyluyorum.

Cevapla

“Senaryo ve Hikaye” sayfasına dön