Senaryo Arayanlar/Satanlar/Paylaşanlar - Ana Başlığı

Senaryonuz var ve yorum mu istiyorsunuz, paylaşıp başınıza dert almak mı istiyorsunuz. Sağdan ikinci kapı.
Forum kuralları
1. Bu forumda aradığınız/sattığınız/paylaştığınız senaryoyu tek bir başlık altında arayabilirsiniz.
O başlık şudur: viewtopic.php?f=3&t=20492#p188228

2. Paylaşım yaparken neye dikkat edeceğiniz ise; şu başlıkta yazar:
viewtopic.php?f=3&t=6086

3. Forum içi 100 mesaja ulaşmış olan kişiler, bu anabaşlıkta kendi ilanlarını açabilme hakkına sahiptir Diğerleri yukarıda belirtilen viewtopic.php?f=3&t=20492#p188228 başlığına yazmak zorundadırlar. (100 kabaca bir rakamdır.)

4. 18.04.2017 tarihinden önce bu forumlarda açılan başlıklar, "arşive" kaldırılacak. Bu şu demektir, mesajlarınıza ve başlıklarınıza erişebilirsiniz, ama mesaj atamazsınız. İsteğimiz, arayışınız sürüyorsa, ana başlığa mesajınızı kopyala yapıştır yapmanız. (100 mesajın üzerindeyseniz, 100 mesaj üzerindeyim ve başlığım arşive kaldırılmış şeklinde özel mesaj atın lütfen.)

Bu basit dört kurala uyulmadığı taktirde moderatörler mesajları onaylamayacak veya sileceklerdir.
tuncay1907
Dr.Strangelove
Mesajlar: 75
Kayıt: 03 Şub 2012 19:22

Re: Senaryo Arayanlar/Satanlar/Paylaşanlar - Ana Başlığı

Mesaj gönderen tuncay1907 » 23 Ağu 2018 00:36

Elimde güzel bütçesi çok düşük bir köy komedisi var.İlgilenenlere bunu paylaşabilirim. Referansta gösterebilirim. Herkese iyi çalışmalar.

oncukaraman
The Recruit
Mesajlar: 1
Kayıt: 12 Nis 2018 14:59

Mesaj gönderen oncukaraman » 26 Ağu 2018 18:57

Merhaba arkadaşlar. İsyan adlı kısa film senaryom aşağıdadır. Okuyup da eleştiri ve önerilerini benimle paylaşmak isteyenleri dinlemek isterim. Teşekkürler.
E-mail: oncukaraman@gmail.com

İSYAN
(Anton Çehov’un “Çekilmez İnsanlar” hikâyesinden esinlenilmiştir.)


KARAKTERLER
Hasan: 21-22 yaşlarında evin büyük oğlu. İstanbul’da Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği okumaktadır. Yaz aylarını kasabada, tarlada anne babasına yardım ederek geçirmektedir. Okullar başlayalı iki hafta olmasına rağmen tarladaki işler yeni bittiği için İstanbul’a okuluna gidememiştir. Dürüst, adil, cesur bir karaktere sahiptir. Ancak doğduğu günden itibaren babasının aile bireyleri üzerinde kurduğu otorite sebebiyle aile içi ilişkilerde karakter özelliklerini gösterememekte ve babasıyla yaşadığı çatışmalarda pasif kalmaktadır.
Celal: 43-44 yaşlarında Hasan’ın babası. Kasabada bulunan iki camiden birinde imam. Ayrıca kayınpederinden karısına kalan 10 dönümlük tarlada çiftçilik de yapmaktadır. Somurtkan, sert, otoriter, eski kafalı, dediğim dedik bir karakterdir. Aile içerisinde herkese korku salmakta, köylüler arasında ise hiç sevilmemektedir. Hiçbir akrabasıyla ilişkisi bulunmamakta ve uyumsuz yapısı sebebiyle de akranlarıyla ahbaplık edememektedir. Kasabalılar imamdan öylesine yaka silkmişlerdir ki namazlarını kılmak için hep diğer camiye gitmektedirler.
Hatice: 38-39 yaşlarında Hasan’ın annesi. Ev hanımı. On yaşında babasız kalmıştır. Annesi Hatice 16 yaşındayken köyün genç imamıyla evlenmesine karar vermiştir. Genç kızlığında mutlu bir insan olmakla birlikte kimlik sahibi olamadan erken yaşta evlendirildiği için kocasıyla geçirdiği yirmi yılı aşkın süre sonunda korkak, boyun eğen, ruhsuz bir insan olup çıkmıştır.
Muhammet: Hasan’ın küçük kardeşi. 11-12 yaşlarında 6. Sınıf öğrencisi.
Büşra: Hasan’ın küçük kardeşi. 8-9 yaşlarında. 3. Sınıf öğrencisi.
Kenan: Hasan’ın üniversiteden sınıf arkadaşı.


1.DIŞ.GÜN.EVİN BAHÇESİ
Celal evin bahçesinde çeşmede ellerini yıkamaktadır. Yüzünde her zamanki somurtkan ifadesi vardır. Sakalları dağınık birbirine karışmıştır. Güneş tam tepede, gökyüzü ışıl ışıldır. Evin açık kapısından salon görülmektedir. Ellerini yıkadıktan sonra salona doğru bakar. İçeride herkes sofraya oturmuştur. Daha sonra başını yukarı kaldırıp sinirli sinirli göğe bakar. Başını indirir. Ellerini açıp dua okumaya başlar.

2.İÇ.GÜN.EV
Evin giriş kapısı direkt salona açılmaktadır. Solda duvarın dibinde bir tane 55 ekran tüplü televizyon, televizyonun hemen önünde karşılıklı iki kanepe bulunmaktadır. Duvarda Celal’in annesiyle babasının fotoğrafları ve üzerinde Kâbe silueti bulunan bir tane kilim göze çarpar. Evin giriş kapısıyla kanepelerin arasına yer sofrası kurulmuştur. Hasan, Hatice, Muhammet ve Büşra dizüstü oturmuş Celal’in sofraya gelmesini beklemektedirler. Bütün tabaklara çorba konmuş ama kimse yemeye başlamamıştır. Celal kapıdan yavaşça içeriye girer. Bağdaş kurup yere oturup hiç bir şey söylemeden çorbasını içmeye başlar. Celal çorbasını içmeye başlayınca diğerleri de kaşıklarını alıp çorba içmeye başlarlar. Hasan çorbasını içerken bir yandan da annesiyle bakışmaktadır. Kaşığını masaya bırakıp öksürdükten sonra babasına bakar ama konuşmaya başlayamaz. Babasının çorbası bitip tabağına yemek konduktan sonra tekrar öksürüp bu sefer konuşmaya başlar.

HASAN
Bugün akşam otobüsüyle yola çıkacağım baba. Okul başlayalı iki hafta oldu. Dersler Eylül birde başladı.
CELAL
Daha ne duruyorsun? Git tabi. Bekleyip de ne yapacaksın burada. Allah yolunu açık etsin.
(Beş, on saniye kadar süren sessizlik sonunda)
HATİCE
Yol için para lazım olur çocuğa.
CELAL
Para mı? Doğru ya parasız nasıl gideceksin? Söyleseydin ya daha önce.
(Elini arka cebine atıp cüzdanını çıkarır.)
Ne kadar lazım?
HASAN
İstanbul’a otobüs 120 lira.
CELAL
İyi al sana 200 lira. Kalanını yolda harçlık edersin.
HASAN
Sağol baba.
(Bir süre bekledikten sonra.)
İstanbul’a gittikten sonra iş bulmam iki, üç haftayı bulabilir. Bir aylık yemek ve yurt parası için de 400 lira verebilir misin?
CELAL
(Oğlunun suratına bakıp içini çeker)
Al sana 300 lira daha. İdareli harcarsan yeter.
(Hasan parayı aldıktan sonra bir süre daha babasına baktıktan sonra başını eğip yemeğine devam eder. Bir süre daha sessizlik içinde geçtikten sonra.)
HATİCE
Celal çocuğun giyecek bir şeyi kalmadı doğru dürüst. 200 lira daha versene. Üstüne başına bir şeyler alsın.
CELAL
Benim botlarım baya yeni sayılır. Onları götürsün.
HATİCE
Bari bir pantolon parası verseydin.
(Hatice sözünü bitirdikten sonra Celal yemek yemeyi bırakır. Hatice’ye dik dik bakar.)
Üzerindekilerle insan içine çıkılır mı hiç?
CELAL
(Celal birden ayağa kalkar. Sağ elinde tuttuğu cüzdanı sofranın ortasına atar.)
Alın ya hepsini alın. Neyim var neyim yok alın. İliğimi kemiğimi sömürün.
(Muhammet ve Büşra sofradan kalkarak arka odalardan birisine giderler. Hasan ve Hatice ise elindeki kaşıkları sofraya bırakıp başlarını öne eğerler. Celal sofraya attığı cüzdanı alıp içinden paraları çıkarır. Teker teker yere atmaya başlar.)
Alın. Bununla ayakkabı alın. Bununla pantolon alın. Bununla gömlek alın. Takım elbise de ister misiniz beyim? Alın bununla da takım elbise alırsınız.
(Yerde paralar birikmiştir. Hasan yüzünü kaldırıp konuşmaya başlar.)
HASAN
Baba bir dinler misin beni?
CELAL
Sus. Ne dinleyeceğim.
HASAN
(Yutkunduktan sonra konuşmasına başlar.)
Çocukluğumdan beri hep böyle yapıyorsun ama artık çocuk değilim. Çekilmez oldu bu hallerin.
CELAL
Sus dedim sus. Ufacık çocuğun bana ettiği laflara bak. Ben senin yaşındayken anneme babama para gönderirdim. Sen durmadan para iste benden. Al ne kadar istiyorsan, sonra da defol git evimden bir daha da gelme.
HATİCE
O nasıl söz Celal?
CELAL
Sus sen de sus. Hep sen şımarttın bu çocukları zaten. Bütün suç senin. Hiç birinizi istemiyorum evde. Defolun gidin hepiniz.
(Celal yerde yığılı paraların üzerine tükürdükten sonra hızla dışarı çıkar)
HASAN
(Celal salondan dışarıya çıktıktan sonra)
Anne, babamın bu ufacık şeylere parlamaları çekilmez oldu artık. İki lokma yemek yiyoruz herkesin burnundan geliyor.
(Cebindeki parayı çıkarıp yerdeki paraların üzerine atar.)
Parasını falan da istemiyorum onun. Ben bir yerlerden bulup buluşturup çıkarım yola.
HATİCE
Keşke benim elimden bir şey gelse ama gördün işte oğlum.
(Hatice ağlamaya başlar.)

3.İÇ.GÜN.YATAK ODASI
Hasan yattığı odaya girer. Odada iki adet divan vardır. Büşra ve Muhammet divanlardan birisine yan yana oturmuş ve gözlerini yere dikmiş, sessizce oturmaktadırlar. Küçük odada bir süre volta attıktan sonra cebinden telefonu çıkarıp arkadaşı Kenan’ı arar.

KENAN
Alo!
HASAN
Nasılsın Kenan? İyi misin kardeşim?
KENAN
İyi vallahi nasıl olsun abi. Geldik başladık işte okula. Sen nasılsın? Ne zaman geleceksin?
HASAN
İyi diyelim iyi olsun. Tarlada işler biraz uzadı ondan gecikti biraz gelmem kardeşim. Bugün akşam çıkacağım yola yarın orada olurum. Ya, biraz pat diye olacak da Kenan bir 200 lira yollayabilir misin bana sende varsa. Yola çıkacağım ama para yok hiç. Birkaç haftaya öderim geri.
KENAN
Tamam, abi yollarım ayıp ediyorsun. Sesin de sıkıntılı geliyor. Hayırdır?
HASAN
Gelince anlatırım kardeşim uzun hikâye. Ben ibanı atarım birazdan sana. Çok sağ olasın.
KENAN
Ne demek abi, lafı bile olmaz. Bende olması lazım senin iban numaran ama sen her ihtimale karşı at tekrar. Sen ibanı attığın gibi yollarım ben parayı. Görüşürüz hadi dikkat et kendine. Gelince ararsın İstanbul’a.
HASAN
Sende dikkat et kardeşim. Tamamdır, arayacağım.
(Elini cebine atıp cebinden 20 lira çıktığını görür. Divanın altından bavulunu çıkarıp eşyalarını yerleştirmeye başlar.)

4.DIŞ.GÜN.DOLMUŞ
Hareket halindeki köy dolmuşu içerisinde ön sıralarda 5-6 kişi bulunmaktadır. Hasan en arkada beşli koltukta tek başına oturmaktadır. Pencereden dışarıyı seyretmektedir.

5.İÇ.GÜN.OTOGAR
Hasan otogarın içinde bilet satılan yazıhanelerin önünde yürümektedir. İstanbul’a bilet almak için otobüs firmalarından birinin yazıhanesinin önünde durur. Saatine bakar.

HASAN
Kolay gelsin. İstanbul otobüsü bir saat sonra değil mi?
BİLET SATICISI
Hoş geldiniz efendim. Evet, tam bir saat sonra otobüsümüz hareket edecek.
HASAN
Yer var mı?
BİLET SATICISI
Var efendim. Kaç kişi olacaktı? Bir kişi mi?
HASAN
Evet. Bir kişi. Cam kenarı olursa iyi olur.
BİLET SATICISI
Tamamdır. Bir kişi cam kenarı. Otuz altı numarayı veriyorum. 120 lira efendim.
HASAN
(Bankamatik kartını çıkarıp görevliye uzatır. Kartını ve biletini aldıktan sonra)
Kolay gelsin.
BİLET SATICISI
Teşekkür ederim. Hayırlı yolculuklar.

6.DIŞ.GÜN.OTOGAR
Hasan otogarın açık alanında, otobüslerin hareket ettiği yerde bankta otobüsün kalkış saatini beklemektedir. Bavulu yanında yoktur. Gözünü bir noktaya dikmiştir. Elleri birbirine kenetlenmiş, dirseklerini bacaklarına yaslamış, dişlerini sıkmaktadır. Birbirine kenetlenmiş ellerini kaldırıp yüzünü kaptır. Bir müddet böyle durduktan sonra aniden yerinden kalkar. İstanbul otobüsünün yanındaki muavinin yanına gider.

HASAN
Ustam bavulumu alabilir miyim? Şu mavi olan.
MUAVİN
Tabi hemen vereyim.
(Bagaja doğru döner. Daha sonra arkasında duran Hasan’a doğru dönerek)
Bir sıkıntı mı var beyefendi?
HASAN
Acil bir işim çıktı da gidemeyeceğim.
(Bavulunu alır, hızlı hızlı yürümeye başlar.)

7.DIŞ.GÜN.SOKAK
Hasan elinde bavuluyla sokakta yürümektedir. Evin dış kapısının önünde durur. Bir süre kapıya baktıktan sonra kapıyı açarak içeriye girer. Bahçeyi geçip evin iç kapısını açar.

8.İÇ.GÜN.SALON
Hasan içeriye girdiğinde annesini kanepelerden birinde, ellerini dizine koymuş, kamburu çıkmış, yüzünü yere dikmiş şekilde ağlarken bulur. Hasan’ı karşısında gören Hatice onu gördükten sonra daha sesli bir şekilde ağlamaya devam eder. Hasan elindeki bavulu kapının yanına bırakıp annesinin yanına oturur. Annesi yüzünü kaldırınca, annesinin yüzünün bir tarafının şiştiğini ve morardığını görür.

HASAN
Babam nerede?
(Cevap alamaz)
O dövdü değil mi? Sen dövmüyor diyordun telefonda konuştuğumuzda ama kesin ben okuldayken dövüyor değil mi seni?
(Tekrar cevap alamaz.)
Büşra ile Muhammet nerede anne?
HATİCE
Teyzene yolladım onları. Sen niye döndün oğlum? Bir şey mi oldu?
HASAN
Tamam, ben gidip alacağım onları teyzemden. Akşama da hep beraber yemek yiyeceğiz. Babamla adam akıllı konuşmanın vakti geldi artık. O yüzden geri döndüm. Yeter ya. Sus, sus, sus bir yere kadar. Seni döver. Kardeşlerimi de dövüyor muhtemelen. Çocukluğumda beni de döverdi. 21 yaşına geldim şimdi de sözleriyle dövüyor. Her yaz tatilinde en az bir kere kovuluyoruz evden. Kesin ya. Akşam gelsin eve konuşacağım. Yeter artık.
HATİCE
Oğlum hiç konuşmasan. Sinirlenir tekrar. Huzurumuz kaçmasın şimdi. Kaç kere konuştunuz. Tekrar konuşsan ne değişecek ki?
HASAN
Annecim ne huzurundan bahsediyorsun sen. Bizim evde hiç huzurumuz oldu mu ki? Varsın bir günümüz daha huzursuz geçiversin. Bu konuşmamız da değişecek anne. Değişmek zorunda. Ben hemen gidip geliyorum teyzeme.
(Hasan evden çıkar.)

9.İÇ.GÜN.SALON
Büşra ile Muhammet gözlerini yere dikmiş, dizüstü sofrasının yanında oturmaktadırlar. Hasan ile Hatice ise akşam yemeği için sofraya çatal, kaşık, tabak getirmektedirler. Sofraya her şeyi getirdikten sonra Hasan ile Hatice de sofranın yanına dizüstü çökerler. Hasan eline kaşığı aldıktan sonra etrafındakilere bakar.

HASAN
Hadi afiyet olsun. Bugün babamı beklemeyeceğiz yemeğe başlamak için.
HATİCE
Oğlum bugüne kadar bir kere bile baban sofraya oturmadan yemeğe başladık mı? Olur, mu öyle şey? Saygısızlık olur.
HASAN
Anne adam seni oğluna destek olmak için konuştun diye dövmüş. Sen hala saygıdan falan bahsediyorsun. O bize hiç saygı gösterdi mi bugüne kadar?
(Hatice cevap vermez.)
Annecim bak lütfen al o kaşığı eline. Başla yemeğe. Lütfen.
(Hatice yavaşça kaşığı eline alır. Hasan kardeşlerine doğru döner.)
Abicim hadi sizde başlayın. Bakın annem de başladı.
(Büşra ile Muhammet de kaşıklarını ellerine alıp yemeğe başlarlar. En sonunda Hasan da başlar yemek yemeye. Bir süre sonra evin dış kapısının açıldığının sesi duyulur. Büşra ve Muhammet ellerindeki kaşıkları sofraya bırakırlar.)
HASAN
(Yüksek sesle)
Alın çabuk o kaşıkları elinize.
(Çocuklar kaşıkları geri alarak yemeğe devam ederler. Daha sonra iç kapı açılır ve içeriye Celal girer. Hasan’ın evde olduğunu görünce bir an şaşırır. Bağdaş kurup sofraya oturur. Hatice Celal’in önündeki tabağı alıp yemek doldurur.)
CELAL
Hayırdır, bensiz yemeğe başlanır mı oldu?
HATİCE
Çocuklar çok acıkm…
(Hasan Hatice’nin sözünü keser.)
HASAN
Anne dur bir saniye. Acıktığımızdan değil. Ben öyle karar verdim.
CELAL
Bak sen Hasan beye. Bu evde ne zamandan beri sen karar verir oldun? Ben seni sabah kovmadım mı hem ne diye geri geldin sen?
HASAN
Otogara kadar gittim ama sonra geri dönmeye karar verdim. Annemi niye dövdün?
CELAL
Hesap mı vereceğim bir de sana?
HASAN
Hesap vermek değil de, soruyorum işte. Neden dövdün?
CELAL
Evin reisinin işlerine karışırsa dayağı da yer böyle.
HASAN
Yemek bitsin konuşacağız seninle baş başa.
CELAL
Ne konuşacakmışız? Diyeceğin bir şey varsa şimdi söyle.
HASAN
Doğru söylüyorsun aslında. Herkesin önünde yapmak lazım bu konuşmayı. Senden tek isteğim söyleyeceklerimi sonuna kadar dinle. Ondan sonra ne olacaksa olsun. Anne sen de sakın sözümü kesme. Bugün sabah bize saydırıp gittikten sonra bana verdiğin paraları bıraktım sofranın yanına. Daha sonra bir arkadaşımdan borç istedim. Sağ olsun yolladı o da hemen. Bavulumu hazırlayıp çıktım yola. Dolmuşla hareket ettik Bergama’ya doğru. Gidiyoruz yavaş yavaş. Meydandan köyün çıkışına kadar bakındım etrafıma. Sonra içimden dedim ki; bir daha asla buraya geri dönmeyeceğim. Bunu belki yüz kere tekrar ettim kendi kendime. Dönmeyeceğim. Dönmeyeceğim. Dönmeyeceğim. Daha önce de en az on kere kovdun beni bu evden. Onlarda da dönmeyeceğim derdim ama bir şekilde yumuşardım sonra. Ama bu sefer kesin kararlıydım. Dönmeyecektim. Çocukluğumda sırf bu evde kalmamak için Yatılı Bölge Okulu’na gittim biliyor musun? Daha sonra Öğretmen Lisesi. En sonunda da Üniversite derken geldik bu günlere. Dönmeyeceğim derken aklıma bunlar gelmeye başladı. Yani hiçbir zaman ben bu evde olmak istemedim. Bu evde derken senin yakınlarında olmak istemedim. Yaz tatilleri dışında da gelmedim pek. Sen de biliyorsun üniversiteye başlayana kadar neredeyse hiç para istemedim senden. Ama 8-9 yaşından beri de her yaz köpek gibi çalıştım tarlada. Küçüklüğümde senden korktuğum için çalışırdım. Büyüdükten sonra ise annemin işini hafifleteyim diye çalışır oldum. Bunlar geçiyor aklımdan böyle hızlı hızlı. Sonra birden aklıma şey geldi. On bir yaşlarında falandım galiba. Yine bir yaz tarlada çalışırken yanlışlıkla çapayı ayağıma vurmuştum da ayağım yarılmıştı. Ben can havliyle bağırıp kendimi yere atmıştım. Sonra ayakkabımı çıkarırken sen bir anda yanımda bitip beni deliler gibi dövmeye başlamıştın. Söylediklerini bugün gibi hatırlıyorum hala. “Ne salak şeysin sen bir işi beceremiyorsun. Şimdi işi gücü bırakıp hastaneye gideceğiz” demiştin bana. Bu hikâye en son ne zaman aklıma geldi onu hatırlamıyorum bile. Ama bugün aklıma geldi işte. Sonra düşünmeye başladım. Bir baba evladı kan revan içindeyken onu neden döver? Cevap veremedim bu soruya. Daha sonra bugüne kadar yediğim onlarca dayak geçti gözümün önünden. O dayaklarında da haklı bir sebep bulamadım. Yıllarca hayvan gibi ezdin, aşağıladın hep beni, bizi. Biz de kölen gibi hep itaat ettik sana. Neyse o arada Bergama’ya otogara geldik. Bileti aldım. Oturdum. Bu anlattıklarım teker teker aklımdan geçtikten sonra kesin kararımı vermiştim. Dönmeyecektim bir daha. Kurtuldum sonunda dedim. Sonra annem, Büşra, Muhammet geldi aklıma. Annem aynı acıları çekmeye devam edecek ve kardeşlerim de benim yaşadıklarımın benzerlerini yaşayacaklardı. Son bir kez dönüp seninle konuşmaya karar verdim. Ama eve geri dönüp annemin halini gördükten sonra sana söyleyeceğim şeylerin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini anladım. Hiçbir akrabamız seninle görüşmek istemiyor. Hiç arkadaşın yok. Camine namaz kılmaya bile gelmiyor hiç kimse. Şunu düşündün mü ya hiç? Neden kimse beni istemiyor? Neden kimse beni sevmiyor diye?
CELAL
Ne biçim konuşuyorsun lan sen benimle it.
(Celal Hasan’a tokat atar. Celal Hasan’a tokat attıktan sonra Büşra ile Muhammet başka odaya gitmek için ayağa kalkarlar. Hatice de ağlamaya başlar.)
HASAN
Büşra, Muhammet oturun çabuk yerinize.
(Babasına doğru döner.)
Ben gerçekleri söylüyorum. Bu güne kadar hep bildiğimiz ama söylemeye cesaret edemediğimiz gerçekleri söylüyorum.
(Celal bir kez daha tokat atmak üzereyken Hasan Celal’in elini havada tutar.)
CELAL
(Celal ayağa kalkar.)
Sen iyi bir dayağı hak ettin. Babanla nasıl konuşulacağını unutmuşsun sen.
(Hasan’ın kafasına bir tane yumruk attıktan sonra saçlarından tutar.)
HASAN
Asıl şimdi seninle nasıl konuşacağımı anladım. Daha doğrusu seninle konuşulmayacağını anladım.
(Babasının yüzüne bir yumruk atar.)
HATİCE
Ne yapıyorsun oğlum sen?
HASAN
(Hasan ile Celal boğuşmaya başlarlar. Hasan Celal’in üzerine çıkıp boğazını sıkmaya başlar. Celal nefessiz kalkmaya başlayınca Hasan ellerini Celal’in boğazından çeker. Ayağa kalkar. Sofradan bir tane bıçak alır.)
Şimdi defol git bu evden. Eğer geri dönersen allah belamı versin ki öldürürüm seni. Duydun mu beni.
(Hasan ayağıyla Celal’i dürter.)
Çabuk kalk ve defol git.
(Celal yavaşça ayağa kalkar. İlk önce sofrada oturan karısı ve çocuklarına bakar. Sonra Hasan’a doğru bakar. Arkasını dönüp yavaş adımlarla evden dışarıya çıkar. Hasan Celal odadan çıktıktan sonra sofradakilere bakar. Annesi ağlamayı bırakmıştır. Hatice, Muhammet ve Büşra başlarını yere dikmişlerdir.)
Anne, Muhammet, Büşra başınızı kaldırın.
(Hepsine teker teker bakıp gülümser.)

-SON-
En son oncukaraman tarafından 28 Ağu 2018 12:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
aksanmehmet
The Recruit
Mesajlar: 37
Kayıt: 15 Şub 2016 23:21
Meslek: 3D Modelleme, Animasyon
Konum: İstanbul
İletişim:

Mesaj gönderen aksanmehmet » 27 Ağu 2018 00:35

Merhaba, güzel bir kısa film çekmek istiyorum. Bunun için bir senaryo arıyorum. Amatör bir yapım olacağını düşünerek aşağıdaki şartlara uygun senaryosu olan, ya da sadece hikayesi olan ama senaryosu olmayan kişiler mail atabilirler.
1: Yaklaşık 15 dk olmasını istiyorum, +/- biraz oynayabilir elbette.
2: İstanbul içi çekileceğinden dolayı dağ/köy vb olmazsa iyi olur ancak gerekirse senaryo güzelse mekan arayıp buluruz.
3: Korku, dram, romantizm filmi olmaz, aksiyon olabilir ancak silah efekt vs zor olabilir, o nedenle pek tercih etmiyorum. Komedi veya tamamen farklı türler olabilir.
4: Mekan (mağaza, otel, cami, ev vs) ve oyuncu (genç, yaşlı, çocuk, bebek vs) konusunda kısıtlama yok, senaryoya göre mekan ve oyuncu bulurum İnşaallah. Önemli olan senaryonun güzel olması.
5: Okul nedeniyle önümüzdeki sene yaz tatilinde çekmeyi düşünüyorum, o nedenle kar/kış/yağmur gibi olaylar olmamalı.
6: Amatör bir yapım olacak, kar odaklı olmayacak. O nedenle senaryo yollayacak kişiler önceden veya sonradan para vb talep etmemeliler. Elbette jenerikte senaryo kısmında isimleri yazacak.

Bu şartlara uygun senaryosu olan kişiler aksanmehmet@gmail.com mail atabilirler.

TheSceneristTR
The Recruit
Mesajlar: 1
Kayıt: 01 Eyl 2018 15:14

Mesaj gönderen TheSceneristTR » 01 Eyl 2018 15:30

Arkadaşlar öncelikle herkese merhabalar ,
Yazımı fazla uzun tutmamaya çalışacağım,
Gerilim , Gizem ve fantastik tarzlarda TR sinemasında görmediğim senaryolarım var .
Gerçekten bu işe gönül vermiş ve gerçekten kısa film / film çekmek isteyen arkadaşlarla iletişime geçmek isterim.
Senaryolarımın bedeli yalnızca filminizde senaristi tanıtmanız ve ismime yer vermektir.

Senaryo başlkılarımdan bazıları;

Düğün sabahı cinayet (Gizem/polisiye)
Koleksiyoncu Piç ( gizem /polisiye)
Kayıp kitap ( fantastik/gerilim/macera)
Aklım sende ( aşk / dram )
Oyun ( gizem )
PaRaparola ( polisiye/ komedi )
Ses-sizlere ( müzikal / aşk / dram)
Ada (bilimkurgu)

Cevapla

“Senaryo ve Hikaye” sayfasına dön