Felek - Kısa Film

Forum üyeleri bitirmiş oldukları projelerini burada eleştiriye açııyor, üyeler kırbaçları çıkartıyor.
Cevapla
Karabayke
The Recruit
Mesajlar: 2
Kayıt: 07 Kas 2017 10:43
İletişim:

Felek - Kısa Film

Mesaj gönderen Karabayke » 12 Kas 2017 17:28

Merhaba. İki yıllık bir hazırlık süreci (psikolojik ve teknik olarak) sonrası sinemaya adım attığım ilk filmim. 6 ay boyunca hazırlandığım senaryomu çekemeyip bir gün içerisinde -kafamda yeni bir film oluşturup, aynı gece kurgusunu yapıp İstanbul'a döndüm. Her şey bittikten sonra uzanıp filmi izlerken acılı, sancılı günlerin bu kadar tatlı geldiğini ilk defa hissetmiştim. Keyifli seyirler :)) (tamamen amatörce ve yönetmenliği, kurgusu vs. tek bir kişi tarafından yapılmıştır)



"7. KısaKes Film Yarışması, KısaKes Lisevizyon Ödülleri, KısaKes; Ekip Özel Ödülü. 2017
11. GAÜ Liselerarası Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2017
1. Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Lıselerarası Kısa Fılm Yarısması, Dördüncülük Ödülü. 2017
6. Akdeniz Üniversitesi Kısa Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2017
70. Cannes Film Festivali, Short Film Corner, KISAKES Film Festivali Seçkisi. 2017
1. Tarık Dursun K. Kısa Film Festivali, Yarışma Filmleri, Web Gösterim. 2017
3. Marmaris Kısa Film Festivali, Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Finalist. 2017"

Kullanıcı avatarı
Bağımsız
Wizard of Oz
Mesajlar: 555
Kayıt: 24 Mar 2015 04:57
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen Bağımsız » 12 Kas 2017 18:37

Anlatmak istediğinizi anlattığınıza inanıyor musunuz? Bir de planların süresini ayarlarken kıstasınız ne idi?

JeanG
Braveheart
Mesajlar: 1174
Kayıt: 23 Şub 2015 05:56
Konum: izmir

Mesaj gönderen JeanG » 12 Kas 2017 19:03

bu ilk film mi onu sormak istiyorum önce. sonra filmdeki kişiler, - karakter değiller- oyuncu değil anlıyorum. ses ekipmanınız yok anlıyorum. lensiniz yok anlıyorum. mevsim zor anlıyorum. fakat filmde ne anlatıyorsunuz bunu anlamıyoruz.
sinematografiye dair bir şey yok. bir sahnede ne anlatmak istediğinizi planlamamışsınız. senaryonuz çok eminim ki çalakalem. ışık kullanmamışsınız, kadraj planlamamışsınız. bizi şarkı çalana kadar kişilerden hep uzakta tutuyorsunuz bunun sinematografik bir sebebi var mı bilemiyorum. iki kere kadraja giren kedi var. anlamı nedir? bilemiyoruz. alan derinliği hiç kullanmamışsınız. çok şey var. ben sanıyorum ki artık bir şey çekmeliyim diyerek kendinizi ittiğiniz bir iş bu. ancak bunu yapana dek geçen sürede çok sancı çekmemişsiniz. hayatınızın bir parçası olmamış bu film. sinemaya çok emek harcamamışsınız. tripod ile çektiğinizi anlıyorum fakat sadece elde çekerek ve warp kullanmayı bilerek çekebileceğiniz inanılmaz planlar olabilir. makinenizin canon olduğunu düşündüm eğer öyleyse fena değil dinamik aralık.

kurgu için diyebileceğim çok çok az plan çekmişsiniz. çok az. çok eksik var sadece uğraşılmamasından kaynaklı. bir sonrakinde filmi çekmeden önce masa başında çekmenizi dilerim.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 9964
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)

Mesaj gönderen KEzzAP » 12 Kas 2017 19:38

Şimdi arkadaşı dövmeyelim bence, çünkü bu arkadaşın suçu değil. İyi niyetli bir çaba. Kısmen hoşluklar da var. O kadar.

Ortada bir suç yok zaten de başka bir şeyden bahsediyorum. Yıllarca, kendim de bir fark etme ve dönüşüm süreci yaşadıktan sonra, ki bu da 2008 falan eder, her yerde, elime fırsat geçtikçe her sinema konuştuğum ortamda aslında ülkede bir çeşit Nuri Bilge Ceylan salgını ortaya çıktığını, bunun yeni sinemacıları çok etkilediğini ve etkileyeceğini, hatta iyi filmin-sanatsal filmin bununla özdeşleştirileceğini, insan hayatından sıradan bir kesiti uzun planlarla anlatan gençlerin film yaptık diyerek ortaya çıkacaklarını bas bas bağırıyorum. Yanılmadığımı defalarca gördüm.

Alttaki ödüller ve gösterimler esas sorgulanması gereken. Nuri Bilge Ceylan'ın benim şahsen çok problemli olduğum minimalist sinemada ulaşılabilecek doruk noktalardan biri olduğuna inanıyorum. Her ne kadar sinemasını başta politik olarak çok sorunlu görsem de, belirli bir estetik ile o estetiğin arkasındaki felsefeyi iyi birleştirdiği kesin. Buna itiraz edemem, seveni de anlarım. Fakat benim onun filminde politik olarak sorunlu gördüğüm şeyler bir dakika bile sorgulanmaz ve bir sinema tanrısı ilan edilirse, eline kamerayı alıp bu ülkenin en ödüllü yönetmeni kim= Nuri Bilge Ceylan; nasıl film çekiyor=şöyle; o zaman ben de öyle çekeyim şeklinde kolaycı bir denkleme varmasını kim engelleyecek? Tamam yapsınlar etsinler, bu seviyede sorun yok. Ama işin sektörel boyutuna geçelim.

Türkiye'de bağımsız olarak üretilen filmlerin hepsi neden birbirine benziyor? Daha doğrusu neden hepsi minimalist bir estetik ile yapılıyor. Türkiye bağımsız sineması bu kadar politik ve sosyolojik hengamenin içinde uzun süre sigara içen insanların, odun kıran köylülerin hikayesini suya sabuna dokunmadan anlatıyor. Neden? Hadi geçtim bunu. Dünya bağımsızları tek bir odada zaman yolculuğunu sorgulayıp dünyaya bir şeyler anlatırken, biz neden 90 dakika boyunca yolda yürüyen insanların ne idüğü belirsiz hezeyanlarını izliyoruz.

Nuri Bilge'nin aslında hiç suçu yok. O kendi sinemasını yapıyor. Pastasını yiyor.
Fakat çok nadir sorguluyor insanlar onun filmlerini. Politik açıdan çok az sorguluyor en başta.
O yüzden bu arkadaşa bir şey demeye kimsenin hakkı yok.

Bu şekilde devam et kardeşim. Bir sürü gösterim alacaksın, bir sürü de ödül.
Emin olabilirsin. Ama biraz varoluşçu felsefe ve o konuda kitaplar oku. Harmanlarsan ve estetik meselelerde de kendini geliştirirsen iyi bir yere varırsın.

halostendap
Last Samurai
Mesajlar: 3989
Kayıt: 04 Mar 2012 22:41
Meslek: komedyen
Konum: Düzce

Mesaj gönderen halostendap » 12 Kas 2017 22:53

hayattan da sıkıcı bir film. mayıs sıkıntısı 2. gıcırdayan kapıyla Zeki Demirkubuz a da gönderme yapılmış bence :D
filmin adı ölümü bekleyenler.
filmde etkilendiğim tek görsel anlatım (müzikle de desteklenmiş) kapıdan çıkmayı beklerken, mezarın başına yapılan kesme.
emeğinize sağlık. başarılarınızın devamını dilerim. ödüller liselilerin yarışmasından olduğuna göre siz de bi liseli misiniz? bir liseliye göre gayet başarılı bi çalışma bence.
eski nickim intercapiller.

Halo Standup | https://www.youtube.com/c/HalitYalçın

Kullanıcı avatarı
Bağımsız
Wizard of Oz
Mesajlar: 555
Kayıt: 24 Mar 2015 04:57
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen Bağımsız » 13 Kas 2017 01:19

NBC'nin Avrupa insanına hoş gelen depresif anlatımının yerli bağımsızları bozması - yönlendirmesi böyle filmlerin türemesinde ana etken tabi. NBC filmleri tekniğiyle, görselleriyle övülür genellikle ama daha dün izlediğim bir NBC filminde şöyle görseller vardı:

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

İlk bakışta hoş görseller bunlar, ışık var gölge var vs. ama ilk açıda adamların sağ arka çaprazından gelen ışık sonrakinde ön sağ çaprazından daha sonrakinde ön sol çaprazından geliyor. Böyle ışığı kafana göre koyar kullanırsan iyi görseller yakalarsın tabi. Bu sahnede tek ışık kaynağı adamların sağ arka çaprazından gelen araba farı. Adamların genel planında ışık - gölge olsun diye ana ışığı adamlara değdirmemiş bile. Niye? Hoşluk olsun. Yine birçok görsel hata var aynı filmde de sıralamaya vakit yok. Biraz yabancıyım NBC filmlerine, methedildiğini duyuyorum ama pek izlemiyorum, dün zaten yine NBC etkisiyle mi başka bir bunalım film anlayışıyla mı ne çekilmiş bol ödüllü Mavi Dalga diye bir film izledim, uzun süre bu tarz filmlere bakmam daha. Burada da görünce yapan birilerini muhatap alıp sormak istedim ama kendisi de anlamamış galiba ne yaptığını.

Sietpictures
Dr.Strangelove
Mesajlar: 85
Kayıt: 18 Kas 2016 01:49

Mesaj gönderen Sietpictures » 13 Kas 2017 01:45

Nuri Bilge Ceylan benim için kişisel seviye de çok önemli bir sinemacı, bana sinemayı sevdiren adamlardandır. Ülkede kendisine karşı oluşan ön yargı üzücü. Zamanında filmlerini savunurken bana ''elma sahneci geldi kaçın'' diye saldıranlar bile olmuştu, komik.

Arkadaşın filminde Ceylan etkisi olduğu belli. Fakat bir Ceylan filmi 1 dakikalık geniş ve en önemlisi boş karelerden oluşmaz. Kezzapın varoluşcu kitap önerisinin üstüne Anton Chekhov'un hikayelerini öneri olarak eklemek istiyorum. Ceylan'ın sinemasını anlamak için şart.

JeanG
Braveheart
Mesajlar: 1174
Kayıt: 23 Şub 2015 05:56
Konum: izmir

Mesaj gönderen JeanG » 13 Kas 2017 09:55

bence nbc bu konuda biraz haksız yeriliyor. bu adam sevdiği, kendine has bir sinema yaparak başladı olaya. bir yol buldu ve oradan yürüdü. bunu yapmasının sebepleri de başta bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmesiydi. amatör oyuncu, az ekip, az para gibi. çektiği filmler bu yoksunluklarla film çekmenin nbc tarzı bir formülüydü. bence insanların bu tarz filmler çekmek istemesi ama bir şey anlatmayı becerememesi nbc'den çok festivallerin suçu. böyle bir gelenek oluştu. temalar bile belli bir festivalde ödül almak istiyorsanız, senaryonuz ne kadar riyakar olsa da gösterim falan alıp sevinirsiniz. ne işe yarıyorsa artık. iyi film yaptım ben falan dersiniz ancak iyi film değil bunlar. nbc'nin filmleri iyidir. senaryosu kötüdür. her şey planlıdır. bağımsız'ın yazdıkları ilginç ben farketmemiştim. her şeyi de harika değilmiş demek ki. ama iyidir. :)

Dnd
Raging Bull
Mesajlar: 230
Kayıt: 06 Eyl 2016 14:58

Mesaj gönderen Dnd » 13 Kas 2017 10:47

Şimdi NBC bizim kısa filmcilere virüs gibi bulasiyor onu bende kabul ediyorum.
Fakat çekilen karelerin bir kompozisyonu bir derinliği olmayınca sıkıyor gerçekten, arkadaş zaten senaryo ile değil doğaçlama çektiğini belirtmiş doğal olarak bir on hazırlık yok , festival jurileri kral çıplak hikayesindeki gibi "sanatsal " sinemadan cakmadigimiz belli olmasın diye bu tarz filmleri incelemeden" Hımmm anlatmak istediğini anladim" diyerek ödülü yapıştırıyor çoğu zaman ama eminim o jurilerin her birine ne anladın bu filmden iki satır yaz desek birbirinden bağımsız 50 farklı şey yazarlar.

Bu işin bug ı da bu bence ,ortaya at bırak onlar anlam yüklemeye ugrassin.

Bir yönetmenin anlatım dili enaz 3-4 filmde tam anlaşılır hale gelir . Bu yüzden arkadaşı eleştirmeye gerek yok filmde yorum yapmaya da bence gerek yok .

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 9964
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)

Mesaj gönderen KEzzAP » 13 Kas 2017 13:28

Nuri Bilge'ye karşı oluşan ön yargı mı?
Nuri Bilge'ye karşı oluşan bir ön yargı varsa o olumlu bir ön yargıdır ki bu tartışmanın burada alevlenmesinin sebebi de bu zaten. Bakın bunu ispatlayamam ama, bir filmi nuri bilge ceylan çeksin ama kimseye söylemeyelim çekenin o olduğunu. Normalde olacağından çok daha olumsuz yergi alır. Dediğim gibi ispatlayamam, çok spekülatif söylediğim, ama yıllarca girdiğim sinema ortamları, sohbetleri, kurumları okuduğum onlarca yazı bana bunu hissettiriyor.

Ama dediğim gibi adama değil bu eleştiri. Bu adamın bir tarzı ve tavrı var, o tarz ve tavır içinde başarılı. Bu tarzın ve tavrın Avrupa Sinema camiasında bir karşılığı var, Uzakdoğu'da da var. Burada da kısmen var. Fakat entelektüel camianın çok basit bir tespiti yapamaması inanılmaz travmatik sonunlara neden oluyor. Şöyle anlatayım: Bu ülkenin toplumcu gerçekçi bir bağımsız sineması var mı? Ekspresyonist bir bağımsız sineması var mı? İzlenimci bir bağımsız sineması? Gerçeküstü falan buralara girmiyorum bile. Ne var? Bağımsız sinema olarak bu akımlardan hiçbiri yok. Türlere girmiyorum bile. Bunları bir de "olmayan" türlerle çarpın. Ne var bu ülkede, minimalist bir estetiğe sahip, ya da daha doğru bir ifadeyle burjuva eleştirel gerçekçiliği denilebilecek dram sineması var. Ülkenin entelektüeli bu durumu tespit etmeden, Nuri Bilge Ceylan'ın özellikle Uzak'la kazandığı başarıdan sonra bağımsız-sanat sineması denilen şeyi Nuri Bilge Ceylan ile eşleştirdi, bunu da dünya üzerindeki benzer yönetmenleri yücelterek yaptı. Yapmaya devam ediyor. Bunun psikopatalojik bir karşılığı da var. Ona Dnd değinmiş kısmen. Burjuva eleştirel gerçekçiliği, ve gerçeküstücülüğün kısmen bir cazibesi vardır, herkese erişemez, ayrı bir çaba gerektirir. Bu çaba gerektirilen alanın içinde olmak, egoda bir "bilgiden doğan güç" hissi yaratır. Çoğunlukla Dnd'nin belirttiği gibi temelsiz olduğunu gördüm. Filmden zerre bir şey anlamadan David Lynch öven tonlarca insan gördü bu gözler. Ben işim ve alanım gereği felsefeyle iç içeyim, ben ucundan kıyısından anlarım bu filmleri, ha şuna bakmak lazım, şunu anlatıyor galiba derim, ama okumak lazım daha derin okumalar yapmak lazım daha derin kavrayışlar için. Ama bu tek başına anlama hissini çok değerli bulmadığımdan uğraşmaya da değer bulmuyorum açıkçası. Neyse... Kaçırılan nokta şu. Hem burjuva eleştirel gerçekçiliği ve gerçeküstücülüğün bu egoya güç bahşeden yapısından kaynaklı olarak, hem de ülkenin ve dünaynın apolitikleşmesinin bir neticesi olarak bağımsız sinema aslında diğer sanatsal akımların dışarıda bırakıldığı bir şeye evrildi Türkiye'de. Dolayısıyla yeni çıkan filmler kendilerini hep bu alanda tanımlamak istiyorlar. Burada var olmak istiyorlar. Bense bunun politik bir şey olduğunu gayet iyi biliyorum ve alternatiflerinin üretilmesi için mücadele ediyorum. Tek derdim ve uzunca çene çalmamın sebebi bu.

JeanG
Braveheart
Mesajlar: 1174
Kayıt: 23 Şub 2015 05:56
Konum: izmir

Mesaj gönderen JeanG » 13 Kas 2017 15:10

ben bu konunun nuri bilgeyle pek ilgisi olduğunu sanmıyorum. o da yıllar içinde etrafında gelişen durumu izleyip bundan faydalanmıştır bence. uzakla beraber dünyada adı anılan bir yönetmen olmaya başladıktan sonra burada "lan bu adam bu yaptığı şeyle ödül falan alıyor demek ki bizim anlamadığımız acayip bir şey yapıyor" mantığıyla türkiyede bu kadar ilginç bir noktaya geldi. benzer bir sinemayı semih kaplanoğlu da yapıyordu. son olaylı filmini izlemedim hala aynı şeyi mi yapıyor bilmiyorum. ancak şunu diyebilirim ki, aynı ödülleri reha erdem alsaydı yine manasız reha erdem taklitleri izlerdik, zeki alsaydı zekiyi izlerdik. bu tamamen türkiye'nin sosyokültürel fakirliğinden kaynaklı bir durum bence. ama aynı şey aynı sinema muhabbetlerinde Trier için de geçerli, haneke için de, lynch için de geçerli. zaman içinde sektörlerde bu adamlar bir imaj kazanıyor ve sermaye de bunu körüklüyor. tüketici tüketiyor. bir şey anlamıyor ama muhabbetini yapmayı seviyor. herkes mutlu. bu adamlar için övgüler yağdıran insanların kaçıyla yılmaz güney konuşabilirsiniz? durum türkiye'yi tanıyan biri için çok olağan geliyor bana. benim en trajik bulduğum nokta bu kısa filmleri çeken insanların yanılgısı. yaptıkları şeyin nbc gibi değerlendirileceğine inanıyorlar. nbc ye övgüler yağdıran insanlar nbc'den keyif almıyor ki.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 9964
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)

Mesaj gönderen KEzzAP » 13 Kas 2017 17:43

Haklısın, Nuri Bilge'nin üzerine kalıyor biraz ihale ama durum dediğin gibi.

Dnd
Raging Bull
Mesajlar: 230
Kayıt: 06 Eyl 2016 14:58

Mesaj gönderen Dnd » 13 Kas 2017 20:32

NBC yolu açan adam bu yüzden yaptığı işte başarılı eğer bu tarz yapımları NBC ekseni içinde yorumluyor isek kıyas noktası mecburen o oluyor.

"Hayat akarken en uygun noktaya kamerayı bırakıp, olup biteni o açıdan olduğu gibi görmek bence iyi bir stil fakat yönetmenlik o kamerayı nezaman kapatıp hangi kareye keseceğin noktasinda sanat oluyor "
NBC sineması ile yazdığım bir inceleme yazısında bu şekilde belirtmişim. Aradan geçen zamanda fikrim değişmedi, gerçekçi bir varoluş bu noktada şekillenirse ancak sanat oluyor ,oteki türlü ızdırap haline dönüşür.

Hanekeyi hala japon sanan adamların olduğu bir piyasada , funny gameste meşhur yumurta sahnesi üzerine felsefe yapmak , Crash filmindeki araba seks ve varoluş eksenini izah etmek falan bence işin entel sidik yarışı kısmı.

Yılmaz Güney sineması içinde aynısı geçerli , ideolojik dayatma ile yorum kasmak yada göründüğü şekilde yorum yapmak arasında
Yılmaz Güney'in ilk filmi ile son filmi arasındaki fark kadar açık fark var .

Bu gorecelik deryasinda bence filmleri yönetmenden dinlemek en doğru sonuca ulaştırır bizi .

Kullanıcı avatarı
paciente
Braveheart
Mesajlar: 1961
Kayıt: 15 Mar 2012 17:57

Mesaj gönderen paciente » 13 Kas 2017 22:12

Ben sevdim filmi. Biraz da duygulandım.
Ses problemli olmasa daha iyi olurdu tabi. Kadrajlar özenliydi ama sıkıntılar da var. Amca eve girerken yaptığınız pan sıkıntılı. Muhtemelen zemin biraz yamuktu o yüzden pan'ın sonuna doğru kadraj eğrilmiş. Planlar uzun geldi. Daha kısa olabilirdi.

Minimalist filmlere sadece Türkiye'de NBC etiketi vuruluyor. Dünya'da NBC sineması diye bir şey yok. Bu yüzden bu konuya girmiyorum. NBC'nin beslendiği kaynaklara gönderme yapılması daha doğru olur.

Şu var aslında: Sinema henüz bebek bile değil. Çok yeni bir anlatım dili. Çok genç. Henüz oturmuş bir karakteri yok. Bağlam bağımlı değil. Çerçevesi/sınırı henüz bilinmiyor. Bu yüzden yapılan her film bana göre çok değerli.

"Sinema ne olmalı?" sorusuyla ilgili kişisel görüşüm net: Sinema emekten yana olmalı. Halktan yana olmalı. Dayatılanı değil gerçeği anlatmalı. Bunu yaparken uzun plan mı olur, bol kesmeli aksiyon mu olur, ne olursa olsun çok önemli değil. Yeter ki bir derdi olsun ve göze kulağa hitap etsin.

Cevapla

“Filminizi Paylaşın” sayfasına dön