Bir ülke sinemasının başarı ölçütü nedir?

Tamam... Daha çok için kavramsal kısmındasın. Tartışmak istiyosun. Gel o zaman.
Tolga Depo
Raging Bull
Mesajlar: 262
Kayıt: 24 Oca 2009 04:43
Konum: İstanbul

Re: Bir ülke sinemasının başarı ölçütü nedir?

Mesaj gönderen Tolga Depo » 23 May 2012 22:02

Görkem aynı makalelerin farklı paragrafları yazıyoruz. Ben idealden bahsediyorum. Böyle olursa ancak olabilir gibilerinden. Ben de mevcut durumun farkındayım, ara ara da yazmışım. Hem ben genel konuşuyorum. Mevzu ülke sineması. Değerlendirilmeye alınmayan kesim de ülke sineması mevzuları içinde sayılabilir ama "sonuç"ta yer almazlar. İkili ilişkilerle olup biten projeler, magazine yaslı pazarlama anlayışı, tek cümlelik filmler falan bunlar bilindik şeyler.

Ülke sineması deyince ülkenin sinemaya nasıl baktığını da göz önünde bulundurmak gerek. Türkiye'de sinema eğlence sektörünün bir parçası. İran'da sanat, Amerika'da bacasız sanayi, Hindistan'da öteki dünya. Türkiye'deki sinema salonlarının büyük kısmının artık AVM'lerde bulunması, kapitalizmin tadını iyice alan halkın toplu eğilimleri, yerli filmlerin gişe sayısının ve toplam gişe sayısının her yıl artarak gitmesi, sinemanın hala en hızlı para kazandıran işlerden biri olması gibi nedenlerden dolayı Türk sineması gelişecektir. Diğer sinema uğraşçılarının (Forumdan ve değerlendirme dışı kalanlardan bahsediyorum.) bu duruma etki edebilecekleri bir şey yok. Çünkü mevzu özünde ağır kapital.

Düşük bütçe örneklerine gelince, bütçe - yapım mevzularına uzak değilim. Ben de çektim geçen sene belki hatırlarsın Temmuz'da, buradan haberini paylaşmıştım. 30.000'e falan mal oldu son haline kadarkiyle. Selçuk'un bütçesi gibi, yani, tam bütçe bu değil ve açıklayamam. Sadece pazar sonrası ödenecekler var diyeyim. Ama ben yaptığımızı ülke sineması içinde değerlendiremiyorum. Bunlar münferit girişimler. Cesaret isteyen, birçok şeyi göz ardı etmeye neden olan, delicesine yoran, en sonunda da filmden çok filmin içine dahil ettiğin insanların sorumluluğunu - baskısını hissettiğin girişim.

50.000'e iki uzun metraj çok göreceli kavram. 50.000 kenarda dursun, mobese kayıtlarından kurgulayıp binlerce uzun metraj da yapabilisin. Ben hala aynı şeyi söylüyorum. Çok başarılı kısa filmci ülke sineması için sadece bir bireydir. Örnek de istemişsin ama kendin örnek vermişsin: İlker Canikligil. Çok iyi bir kısası yok muydu Onun.

Ezik olduğumuz görüşüne de sonuna kadar katılıyorum.

Kullanıcı avatarı
Görkem
Moderator
Mesajlar: 2733
Kayıt: 17 Ara 2007 15:28

Mesaj gönderen Görkem » 23 May 2012 22:13

Eyvallah tolga depo... yanıldığını düşündüğüm birşey yok gibi.
Filmini görebiliriz umarım. Şööle kimsenin okumayacağı 7 sayfa bi inceleme yaziim de pasım gitsin. KAç zamandır yazmıyorum bişiler. :)
Çevremizdeki "önem"leri, önemli görünmeyi başaran önemsizler yüzünden fark edemiyoruz....
https://twitter.com/gorkemoge" onclick="window.open(this.href);return false;

Kullanıcı avatarı
Görkem
Moderator
Mesajlar: 2733
Kayıt: 17 Ara 2007 15:28

Mesaj gönderen Görkem » 23 May 2012 22:20

Bu arada, son bir not: mobesa kayıtlarıyla çekilmeye ve kurgulanmaya "uygun" başyapıt da vardır! Ben, parasız da olsa, iyi film çekmekten bahsediyorum. Parasız çekmeye uygun proje yazmak ve üretmek... Bunu Cem Yılmaz yapamaz! Sen yaparsın, ben yaparım...
Çevremizdeki "önem"leri, önemli görünmeyi başaran önemsizler yüzünden fark edemiyoruz....
https://twitter.com/gorkemoge" onclick="window.open(this.href);return false;

Tolga Depo
Raging Bull
Mesajlar: 262
Kayıt: 24 Oca 2009 04:43
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen Tolga Depo » 25 May 2012 10:00

İyi dileğin için sağol Görkem. Filmin müzik işi kaldı, ses - müzik stüdyosunda şu an, yapılıyor. Sinema filmi halini görebileceğiz büyük ihtimal. İncelemeni okuma fikri bile heyecan verici.

"Parasız çekmeye uygun proje yazmak ve üretmek." Benim başlangıç noktam buydu. Öyle de devam ettim. Ama parasızlık filmin zenginliğine ister istemez olumsuz yansıyor. Plan, zaman, üstüne düşünme vs. o olumsuzluğu alır kanısındayım ama o rahatlığı bulmak da zor.

Kullanıcı avatarı
HHK
Braveheart
Mesajlar: 1252
Kayıt: 01 Nis 2010 21:55
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen HHK » 25 May 2012 17:56

Tolga Depo yazdı:İyi dileğin için sağol Görkem. Filmin müzik işi kaldı, ses - müzik stüdyosunda şu an, yapılıyor. Sinema filmi halini görebileceğiz büyük ihtimal.
Çok iyi bir haber aldık arada... Ne zamandır beklemedeyiz ;)
- Şunu bir dene...
- Nedir bu?
- Tüm dualarının karşılığı diyebilirim.
Gia (1998)

X_y_Z
The Recruit
Mesajlar: 11
Kayıt: 20 Kas 2012 02:30
Meslek: öğrenci

Mesaj gönderen X_y_Z » 22 Kas 2012 05:57

amerikan ana akım filmlerine özenmeyi bırakmak.

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10409
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 22 Kas 2012 12:32

X_y_Z yazdı:amerikan ana akım filmlerine özenmeyi bırakmak.
Onun yerine Avrupa festival filmleri formatına özenmek değil mi?
Bu ülkede Amerikan ana akım sinemasına özenen filmlerden çok diğer filmlere özenen filmler çoğunlukta oysa ki. Bence biraz ezbere konuşuyoruz konu buraya gelince.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Kullanıcı avatarı
HHK
Braveheart
Mesajlar: 1252
Kayıt: 01 Nis 2010 21:55
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen HHK » 22 Kas 2012 14:39

KEzzAP yazdı:
X_y_Z yazdı:amerikan ana akım filmlerine özenmeyi bırakmak.
Onun yerine Avrupa festival filmleri formatına özenmek değil mi?
Bu ülkede Amerikan ana akım sinemasına özenen filmlerden çok diğer filmlere özenen filmler çoğunlukta oysa ki. Bence biraz ezbere konuşuyoruz konu buraya gelince.
+1

Bir de özenti de tartışılabilir. Zira özenti odağı olan Avrupa Sineması'na bakıldığında bariz farklılıklar görünebiliyor. Hele hele uzun ve altyapısız kadraj planları ve dramtiği zayıf yapıları göze batan unsurlar, bunlar rahatlıkla farkedilebiliyor...
- Şunu bir dene...
- Nedir bu?
- Tüm dualarının karşılığı diyebilirim.
Gia (1998)

X_y_Z
The Recruit
Mesajlar: 11
Kayıt: 20 Kas 2012 02:30
Meslek: öğrenci

Mesaj gönderen X_y_Z » 23 Kas 2012 04:19

HHK yazdı:
KEzzAP yazdı:
X_y_Z yazdı:amerikan ana akım filmlerine özenmeyi bırakmak.
Onun yerine Avrupa festival filmleri formatına özenmek değil mi?
Bu ülkede Amerikan ana akım sinemasına özenen filmlerden çok diğer filmlere özenen filmler çoğunlukta oysa ki. Bence biraz ezbere konuşuyoruz konu buraya gelince.
+1

Bir de özenti de tartışılabilir. Zira özenti odağı olan Avrupa Sineması'na bakıldığında bariz farklılıklar görünebiliyor. Hele hele uzun ve altyapısız kadraj planları ve dramtiği zayıf yapıları göze batan unsurlar, bunlar rahatlıkla farkedilebiliyor...
arkadaşlar dediğimdeki amaç genel olarak özenmeyi bırakmaktı. avrupa filmlerine de özenmeyeceğiz tabii ki. kendi özgün tarzımızı yaratabilmeyiz. fransız yeni dalgacıların , italyan yeni gerçekçilerin yaptıkları gibi. biraz deneyci olmalı yönetmenlerimiz. Bunu zamanında lütfi akad, metin erksan, halit refiğ gibi yönetmenlerimiz yapmaya çalıştılar başarılı da oldular ama gelgelelim sansürlerden baskılardan kurtulamadılar. filmleri izlenmediği için aç kalmamak için popüler filmler yapmak zorunda kaldılar. ve sonra yitip gittiler. bunların tartışılması lazım . sanatçıya destek olunmalı bir ülkede en önemli ölçüt budur aslında :)

muhammeta
Mad Max
Mesajlar: 179
Kayıt: 19 Haz 2012 21:35

Mesaj gönderen muhammeta » 23 Kas 2012 04:59

Sinema en kapitalist sanattır. Sinema en büyük reklam aracıdır. Sinema paranın bizzat kendisidir. Sinema ile işçi-emekçi-köylü'nün haline milleti ağlatırsın ama çare olamazsın.
Bakıyosun, adam cannesda en iyi ödülü almış ama hiçbirimiz beğenmiyoruz, başkası yine cannesda en iyi kısa ödülünü aldı adını bile hatırlamıyoruz. Seneye birimiz oscar alsa emin olun yine değişen bir şey olmaz.
Türk sineması diye bir kavram başlı başına saçma. Olay, kim Türk, neresi Türk yurduna kadar saçmalayabilir. Anadolu burası. Yol geçen hanı. Kültürler kaynaşması mı dersiniz yozlaşması mı, orasını bilemem ama memleketimizde karışık bir hal var yaradılışı gereği. Ve bu herşeyimize doğal olarak yansımış durumda. Demokrasimizde kör topal, üniversitelerimizde, siyasetimizde, müziğimizde, sinemamızda. Herşeyimiz arada kalmışlığa mahkumdur. Bu coğrafyadan kimse özgünlük falan beklemesin çünkü olmayacak. Her zaman doğu ile batı arasında bir yerde olacağız. Ne Bollywood olacaz, ne Holy. Ne İran olacaz, ne Fransa. Hep arasında kalacaz. Arri kameranın altına tahta tripodlar koyacaz. Fransız züppesi gibi bakan oyuncalarımız, Afgan mülteciler gibi yürüyecek.
Kısa keseyim azizim, bizden bir halt olmaz demiyorum, bizden özgünlük, kendine haslık, işte bu kareler Türk sinemasının karakteristik özelliğidir diyecek yapıtlar çıkmayacaktır. Böyle bir ahval ve şeraitte başarı ölçütü, sürekli o sektörün en iyisi ile kendimizi mukayese etmektir. Gelişmekte olan bir ülke olarak, her alanda sürekli gelişmekte olan ülke sınıfında kalacağız. Onun için gelişmişler hep gelişmiş kalacak ve bizde başarı ölçütümüzü onların başarılarıyla karşılaştıracaz diyemedim ya la :)
"Su Akar, Yatağını Bulur."

X_y_Z
The Recruit
Mesajlar: 11
Kayıt: 20 Kas 2012 02:30
Meslek: öğrenci

Mesaj gönderen X_y_Z » 23 Kas 2012 06:42

muhammeta yazdı:Sinema en kapitalist sanattır. Sinema en büyük reklam aracıdır. Sinema paranın bizzat kendisidir. Sinema ile işçi-emekçi-köylü'nün haline milleti ağlatırsın ama çare olamazsın.
Bakıyosun, adam cannesda en iyi ödülü almış ama hiçbirimiz beğenmiyoruz, başkası yine cannesda en iyi kısa ödülünü aldı adını bile hatırlamıyoruz. Seneye birimiz oscar alsa emin olun yine değişen bir şey olmaz.
Türk sineması diye bir kavram başlı başına saçma. Olay, kim Türk, neresi Türk yurduna kadar saçmalayabilir. Anadolu burası. Yol geçen hanı. Kültürler kaynaşması mı dersiniz yozlaşması mı, orasını bilemem ama memleketimizde karışık bir hal var yaradılışı gereği. Ve bu herşeyimize doğal olarak yansımış durumda. Demokrasimizde kör topal, üniversitelerimizde, siyasetimizde, müziğimizde, sinemamızda. Herşeyimiz arada kalmışlığa mahkumdur. Bu coğrafyadan kimse özgünlük falan beklemesin çünkü olmayacak. Her zaman doğu ile batı arasında bir yerde olacağız. Ne Bollywood olacaz, ne Holy. Ne İran olacaz, ne Fransa. Hep arasında kalacaz. Arri kameranın altına tahta tripodlar koyacaz. Fransız züppesi gibi bakan oyuncalarımız, Afgan mülteciler gibi yürüyecek.
Kısa keseyim azizim, bizden bir halt olmaz demiyorum, bizden özgünlük, kendine haslık, işte bu kareler Türk sinemasının karakteristik özelliğidir diyecek yapıtlar çıkmayacaktır. Böyle bir ahval ve şeraitte başarı ölçütü, sürekli o sektörün en iyisi ile kendimizi mukayese etmektir. Gelişmekte olan bir ülke olarak, her alanda sürekli gelişmekte olan ülke sınıfında kalacağız. Onun için gelişmişler hep gelişmiş kalacak ve bizde başarı ölçütümüzü onların başarılarıyla karşılaştıracaz diyemedim ya la :)
aslında şöyle düşünmek lazım. bu kadar malzeme varken neden hala basmakalıp filmler yapıyoruz?

Kullanıcı avatarı
ilkersn
Braveheart
Mesajlar: 1513
Kayıt: 27 Ağu 2012 01:45
Konum: Samsun

Mesaj gönderen ilkersn » 24 Kas 2012 00:45

Yaratıcılığımız desen var, Yazarlarımız desen var, teknolojimiz desen biryere kadar hadi o da var. Ama ne yok arkadaş... Elini taşın altına sokacak, dünyaca izlenecek bir film yapacak bir adam yokmu cidden çok merak ediyorum. Şimdiye kadar yoktu hadi şimdi niye yok sene 2012. Fikirmi kalmadı, paramı yok ne yok..
filmleriniz için müzikler
Son Kısalarımız: Kader & Eris

Kullanıcı avatarı
hegel
Braveheart
Mesajlar: 1152
Kayıt: 25 Oca 2007 10:10
Meslek: İşçi
İletişim:

Mesaj gönderen hegel » 13 Eyl 2018 11:49

Metin Erksan sinemasının ve kişiliğinin çok iyi irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer sinemamız gerçek başarıyı yakalayacaksa yol haritası orada gömülü duruyor. Gerisi hikaye.
Kalem Oynatan İle Ayı Oynatanın Buluştuğu Yer

http://kalemoynatanileayoynatannbulutuu ... pot.com.tr

Kullanıcı avatarı
KEzzAP
Site Admin
Mesajlar: 10409
Kayıt: 31 Eki 2005 17:07
Meslek: Akademisyen (Siyaset Bilimi)
İletişim:

Mesaj gönderen KEzzAP » 13 Eyl 2018 12:44

Metin Erksan'ın, Sevmek Zamanı filminden hiç hoşlanmam.
Tuhaf, sahiciliği olmayan bir denemedir bana göre.
Youtube sinema eğitim kanalım: https://www.youtube.com/user/GerillaFilmYapimi

Cevapla

“Filmcilik Üzerine Tartismalar Yorumlar” sayfasına dön