Çöpten Hikayeler | ...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Yeni siteyle ilk kez karşılaşanların giriş yapabilmek için şifrelerini sıfırlamaları gerekiyor.

Şifre sıfırlamak için buraya tıklayın

 

Eski bir url'den yönlendirilmişseniz, sağdaki arama kutusunu kullanın.

Çöpten Hikayeler | Kurmaca kısa film  

Sayfa 3 / 4
paciente
(@paciente)
Barry Lyndon Moderator
Gönderen: @halostendap
Gönderen: @paciente
Gönderen: @halostendap

Abi niye çektiniz bu filmi?

Soruyu anlamadım valla.

abi bu soruyu sormamdaki maksat, çekilen görüntü ve konuşmaların filmin sonuna hizmet etmediği. 

Şimdi anladım:)

CevapAlıntı
Başlığı açan Gönderildi : 23/11/2020 9:28 pm
paciente
(@paciente)
Barry Lyndon Moderator
Gönderen: @hasbatur

Hayatta her an karşımıza çıkabilecek durum ve olayları sanki çok önemli bir şeymiş gibi çekip göstermenin anlamı nedir? 

İşleniş ve senaryoyla ilgili eleştirileriniz dikkate alınmalı. Özellikle fotoğraf makinesi ile ilgili eleştiri ve katkı çok yerinde olmuş. Ancak yukarıdaki cümleyi tartışmakta fayda var. İnsana dair olup da her an karşınıza çıkmayacağının garantisi olan bir durum var mı?

Dosya haber yapmakla film yapmayı birbirine karıştırmamak lazım. Sinema bir anlatı türüdür ve sıra dışı hikayelere ihtiyaç duymaz. Gündelik, her an karşınıza çıkacak olaylarda da anlatmaya değer yönler vardır. İyi anlatırsanız alkışlanırsınız, kötü anlatırsanız eleştirilir ya da yuhalanırsınız. 

CevapAlıntı
Başlığı açan Gönderildi : 23/11/2020 9:55 pm
halostendap
(@halostendap)
William Wallace

ben olsam bu filmi şöyle yazardım: oğlunun babasının temizliğiyle nasıl dikkatle ilgilendiği görüntüler verirdim. çöp toplamaktan gelmiş olsun ve önce kendini temizleyip sonra babasının temizliğiyle ilgilensin mesela. burayı da ayrıntılı gösterirdim. filmin çoğunu buna ayırırdım izleyici inandırmak için. sonra babası çıkmasın diye kapıyı kilitlediğini gösterirdim. sonra yaralandığında gelen sağlıkçılara babasının kilitli kaldığını mırıldanmasıyla bitirirdim. anlatamazdı derdini...

insta https://www.instagram.com/napiyonlan_

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 1:21 am
Cem123
(@cem123)
Mad Max

Benim yerli, bağımsız ve sıfır bütçeli kısa filmleri beğenme eşiğim düşük, yani kolay beğeniyorum, çünkü niyet çoğu zaman iyi oluyor, teknik sorunları da yönetmen hali hazırda biliyor; o yüzden tartışılan çoğu şeye katılmakla beraber, aynı eleştirileri yöneltmiyorum. En nihayetinde gerçekten bu ülkede film yapmak zor. Benim de kesinlikle yayınlamadığım, göstermediğim, izletmediğim, sadece dersleri geçmek için çekip teslim ettiğim kısa filmlerim oldu; kötü olduklarını biliyorum ancak elimden o geldiği için, hoca "bu ne şimdi" dediğinde, "insan gücü yok, ekipman yok, bilgi yok hocam, ne yapayım" diyordum, günün sonunda yüksek not veriyordu yine. Evet ticarette ve sanatta işler okulda yürüdüğü gibi yürümüyor biliyorum, bunu herkes biliyor; arkadaşımızın yaptığı aslında en büyük hata, kurmaca bir film yapması. Aslında tartıştığımız konu o; çünkü kurmaca yaptığında(yani diyaloglu, karakterli, senaryolu, olay örgülü vs.) çok fazla parametre doğuyor. Siyah-Beyaz, sessiz, deneysel bir film çekse (onun da zorluklarını biliyorum, deneysel ile deney arasında çok ince bir çizgi var), bu kadar tartışmazdık. Öte yandan, eğer biz bir film çekiyorsak ve bunu bir izleyiciye sunuyorsak, o izleyicinin de geri dönüş yapması, hissettiklerini söylemesi çok doğal ve normal. 

Bu arada benim yazmadığım bazı yorumlar ben yazmışım gibi, benim yazdığım bazı yorumlar da başkaları yazmış gibi gözüküyor, sizde de gözüküyor mu? Bir tane dosya ekledim bu konuya dair, bu yorumu ben yapmışım gibi gözüküyor ama ben yapmadım.

Dosya eki kaldırıldı
CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 11:11 am
spidervis
(@spidervis)
Barry Lyndon Admin
Gönderen: @cem123

Bu arada benim yazmadığım bazı yorumlar ben yazmışım gibi, benim yazdığım bazı yorumlar da başkaları yazmış gibi gözüküyor, sizde de gözüküyor mu? Bir tane dosya ekledim bu konuya dair, bu yorumu ben yapmışım gibi gözüküyor ama ben yapmadım.

Eski mesajlarda başkasından alıntı yapılmışsa, kimden ne zaman alıntılandığı yeni sistemde gözükmüyor. O yüzden tüm mesaj tek kişiye aitmiş gibi görünüyor. Yazıda bir anlamsızlık varsa, genelde ilk paragrafa kadar olan kısım başkasından alıntılanmıştır.

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 11:33 am
corvallis
(@corvallis)
Django

Biz bu projeyi 2017 yılında işledik geçtik. bana çok katkısı oldu, ünlü birileri ile çalışmadan önce muhakkak senaryonun işlenişi hakkında ayrıntılı bir toplantı yapmanızı tavsiye ederim. Eğer ki sizin işleyişinize müdahale ediyorsa muhakkak uyarın yada çalışmayın ama oyuncunun filme katkı sağlayacak bir  önerisini varsa dinleyin peşinden gidin onun tecrübesinden yararlanın. oyuncu seçimleri doğru bir şekilde seçilmiş olmalı aksi takdirde başka parametreler girer ve sonuç gene hüsran olur. ben bunları yapamadığım için zaman yetersizliğinden ve özgüvenimden dolayı hata ettim. Buda filme kötü bir katkı sağladı, diğer castta ki arkadaşlar tecrübesiz olmasından dolayı o büyük abimizde pek oralı olmadı yön göstermedi ve zamanı olmadığı için 5 saat sonra gitti. o da projeye profosyonel anlamda yaklaşmadı. Bu tamamen benim tecrübe eksiliğimden kaynaklandı. Eğer biraz zamanımız olsaydı bunları telafi edebilecek zamanımız olurdu. sabah saat 6 da gelip 3 saat uykuyla sete gelip, sarhoş gibi gezmesine bir anlam vermekte istemiyorum. biz ciddiyetsiz değildik,  işin en kötü yanı sesi alamadık elimizdeki ekipmanlar sesi almamıza musade etmedi, çanakkale de film çekmek isteyenler 10 kere düşünsünler. tekrardan seti toplayamadığımız için gidip sesleri tekrardan boş bır mekanda aldık, o da mahvetti bizi, parasızlık da cabası, dslr dan raw geçmininde gölünü yemiş bulunduk çunkü pc yetersiz geliyordu bilgisayarımda kurgu yapabilmek için hatim indiriyordum. senaryo bu değildi bu benim en büyük hatamdı.. gururuma yediremediğim içinde yeniden filmi çekmek istemedim. Bu haliyle de memnunum.. kendimi savunmuyorum. bu hatalar olmasaydı şuan başka şeyler konuşuyor olurduk. ben bir çok şeyi tecrübe ettim.. ve bu durumdan dolayı mutluyum...biraz duygusal bir yapım olduğu aşikardır. çunkü ciddi emek verdim. sinema emek işidir. ekip işidir ve ciddi bir iştir. hata kaldırmaz. ciddi bir ekip kurmanın maliyetini de size söylemem gerek yok herhalde, tek başınıza her şeye yetemezsiniz umarım açıklayıcı olmuştur. ''örnektir'' Benim düştüğüm hatalara düşmeyin, kusurlar muhakkak olur. Son projemde de aynı hatalara düşmemek adına bazı kişiler ile çalışmamaktan son anda kurtuldum. çunkü yaklaşım aynı idi,  En önemlisi iyi bir senaryo dogru zaman doğru kişiler üzerinde çalışmış olmanız gereken onlarca parametre..  sevgiler. korkmayın çekin yayınlayın sevdiğiniz işlerden vazgeçmeyin kimse sizden daha değerli değildir.

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 1:31 pm
Hasbatur
(@hasbatur)
Forrest Gump
Gönderen: @paciente
Gönderen: @hasbatur

Hayatta her an karşımıza çıkabilecek durum ve olayları sanki çok önemli bir şeymiş gibi çekip göstermenin anlamı nedir? 

İşleniş ve senaryoyla ilgili eleştirileriniz dikkate alınmalı. Özellikle fotoğraf makinesi ile ilgili eleştiri ve katkı çok yerinde olmuş. Ancak yukarıdaki cümleyi tartışmakta fayda var. İnsana dair olup da her an karşınıza çıkmayacağının garantisi olan bir durum var mı?

Dosya haber yapmakla film yapmayı birbirine karıştırmamak lazım. Sinema bir anlatı türüdür ve sıra dışı hikayelere ihtiyaç duymaz. Gündelik, her an karşınıza çıkacak olaylarda da anlatmaya değer yönler vardır. İyi anlatırsanız alkışlanırsınız, kötü anlatırsanız eleştirilir ya da yuhalanırsınız. 

Gündelik, her an karşımıza çıkacak olaylarda tabii ki anlatmaya değer yönler vardır; ama mesele tam da bu işte. Ele aldığımız olayda böyle bir yön varsa eğer, yönetmenin bunu açık ve net olarak göstermesi gerekir. Çeşitli sebeplerle her gün binlerce insan ölüyor bu ülkede. Hepsinin de kendi içinde bir hikâyesi, dramatik bir arka planı mutlaka vardır. Ama bir ölüm olayını naklen çekmekle film olarak çekip göstermek arasında, salt duygu sömürüsü dışında, bir fark olmalıdır. O farkı görüyorsak ve bu gördüğümüz şey de bizde bir farkındalık yaratıyorsa, işte o film o zaman filmdir. O film, o olayı kendine konu edinen yönetmenin bilincinden, kişiliğinden, duygu derinliğinden ve dünya görüşünden etkilenerek bize ulaşır ve biz de bunu böyle algıladığımız için o filmden etkileniriz.

Dosya haber dediğiniz şeyde bile alt metinde gizli bir anlam, bir yönlendirme, bir bilinç yapıcılık vardır. Ama siz eğer kısa film ya da bir film çekiyorsanız, her an karşımıza çıkabilecek bir olayı aynen ve hiçbir anlam, içerik, renk, biçim ve söylem farklılığı katmadan çekip gösteremezsiniz. Kimseye yapma diyemeyiz tabii ama yaparsanız da eleştirilere katlanacaksınız. Normal bir şeydir bu.

Ben kamera konusunda bazı fikirlerimi paylaştım diye bana kameraman gözüyle ya da bir teknik adam gözüyle bakmayın. O yönlerim de vardır tabii ama benim asıl yetkinlik alanım senaryodur.

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 4:09 pm
Hasbatur
(@hasbatur)
Forrest Gump

@corvallis Çıktığımız yolda karşılaştığımız her şey bir deneyimdir, bunlardan ders çıkarmak en büyük kazancımız olmalıdır. Yetkinlik, devamlı olarak denemeyi ve yanılmayı gerektirir. Olumsuz düşüncelerden sıyrılalım ve önümüze bakalım. Çocukken ilkokul defterimin arkasına basılı bir özlü söz vardı, onu hiç unutmam: "Görebildiğin en uzak yere kadar git, oraya varınca daha ilerisini de göreceksin"

Bir yola baş koymuş herkese ithaf olunur 🙂

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 4:17 pm
halostendap
(@halostendap)
William Wallace

neticede yönetmenin açıklamalarını okuduktan sonra diyeceğim: Ellerinize sağlık abi gene iyi kurtarmışsınız.

Bu eleştirileri yaparken ben daha iyisini yapardım diye söylemiyorum bu arada. bunun 10 da 1 i kadar güzel bir film çekemedim. Ben eleştiriyorum çünkü eleştirmek de eleştirilmek de insanı geliştiriyor. 

insta https://www.instagram.com/napiyonlan_

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 5:24 pm
corvallis
(@corvallis)
Django

@hasbatur dediğin gibi önümüze bakmalıyız. Daha gidilecek çok yol var. 

CevapAlıntı
Gönderildi : 24/11/2020 5:45 pm
Cem123
(@cem123)
Mad Max

Ne bu forumda, ne YouTube ya da Vimeo gibi sitelerde, ne de çevremde tanıdığım insanlarda, eleştirilmeyecek, mükemmel bir yerli kısa film, orta ya da uzun metraj ya da dizi görmedim bugüne kadar(Yerli, düşük ya da sıfır bütçeli, gerilla tarzı ya da bağımsız işlerden bahsediyorum). Siz de görmemişsinizdir. 2013 yılında, o zamanlar yaşı benden büyük bölümden bir asistan arkadaş, o zamanın parasıyla yaklaşık 5.000 TL bütçesi olan bir kısa bir film yaptı. Bugünün parasıyla ortalama 15.000 liralara denk geliyor, yani ciddi bir filmdi. Resmen ekipte değildim, çekimde, sette, post'da bulundum sadece, ayak işleri yaptım; iki oyunculu, oyunculara ek olarak yaklaşık bir düzine ne yaptığını çok iyi bilen insanın, çok iyi hazırlanarak ve planlayarak hayata geçirdiği bir projeydi. Yönetmenin veya filmin adını vermiyorum, çünkü bahsedilmesini istemez burada, kendisi bugün filmin adını anmıyor, akademisyenliği bıraktı, reklam/dizi piyasasına irili ufaklı işler yapan, bazen de sağda solda eğitim/ders veren biri artık; pek tanınan biri de değil zaten. Film, sadece benim için değil, ekipteki herkes için mükemmel olmuştu; yerli ve yabancı festivaller hedeflenmişti; fiyaskoyla sonuçlandı. Çok sert ve kötü eleştiriler aldı, herhangi bir ödül de alamadı; unutuldu gitti. Konu dönüp dolaşıp bütçeye geliyor. O filmin görüntü yönetmenliğini yapan kişiyle seneler sonra bir yerde karşılaştım, filmden bahsettik, "neden olmadı" gibisinden; ve dediği şuydu: "5.000 liralık değil, 20.000 liralık bir senaryoydu aslında o, onu 5.000 liraya yapmak yerine 1.000 liralık bir fikri 5.000 liraya çekmeliydik". Bu başlıkta tartıştığımız film için konuşmuyorum, genel olarak ülke olarak sorunumuz bu; "neyi, ne kadar yapabiliriz" sorularını sormak gerekiyor. En başta kendimiz memnun kalmak için. İyisiyle kötüsüyle tecrübe elbette tecrübedir, ama yabancı öyle başarılı kısa filmler var ki, örnek versem burada, diyeceksiniz ki "ama bir kere onun senaryosu çok iyi". E tamam da, senaryo revizyonu, düzenlemesi de zaten bütçe. Kendi yazdığın şeyi bir uzmana okutup edit ettirmek, ya da hikayeni direkt olarak bir senariste yazdırmak, diyalogları defalarca kez iyileştirmek de bir bütçe. Arkadaşımız Çanakkale rüzgarlarından bahsediyor, haklı; ben de Kilyos sahilinde sesli çekim yaptım zamanında, ben de çakıldım. Ben de dublaj yaptım, olmadı. Sorunun cevabı basit ve iki türlü, "ya o ekipmanla o ses orada alınmayacak" ya da "paraya kıyılacak". Günün sonunda hepimizin birbirimizi cesaretlendirmesi, takdir etmesi lazım, eline kamera alıp kayıt tuşuna basan herkes değerli bir eylemde bulunuyor, biz "neyi daha iyi yapabiliriz" kısmına odaklanalım.

CevapAlıntı
Gönderildi : 25/11/2020 1:42 pm
paciente
(@paciente)
Barry Lyndon Moderator
Gönderen: @hasbatur
Gönderen: @paciente
Gönderen: @hasbatur

Hayatta her an karşımıza çıkabilecek durum ve olayları sanki çok önemli bir şeymiş gibi çekip göstermenin anlamı nedir? 

İşleniş ve senaryoyla ilgili eleştirileriniz dikkate alınmalı. Özellikle fotoğraf makinesi ile ilgili eleştiri ve katkı çok yerinde olmuş. Ancak yukarıdaki cümleyi tartışmakta fayda var. İnsana dair olup da her an karşınıza çıkmayacağının garantisi olan bir durum var mı?

Dosya haber yapmakla film yapmayı birbirine karıştırmamak lazım. Sinema bir anlatı türüdür ve sıra dışı hikayelere ihtiyaç duymaz. Gündelik, her an karşınıza çıkacak olaylarda da anlatmaya değer yönler vardır. İyi anlatırsanız alkışlanırsınız, kötü anlatırsanız eleştirilir ya da yuhalanırsınız. 

Gündelik, her an karşımıza çıkacak olaylarda tabii ki anlatmaya değer yönler vardır; ama mesele tam da bu işte. Ele aldığımız olayda böyle bir yön varsa eğer, yönetmenin bunu açık ve net olarak göstermesi gerekir. Çeşitli sebeplerle her gün binlerce insan ölüyor bu ülkede. Hepsinin de kendi içinde bir hikâyesi, dramatik bir arka planı mutlaka vardır. Ama bir ölüm olayını naklen çekmekle film olarak çekip göstermek arasında, salt duygu sömürüsü dışında, bir fark olmalıdır. O farkı görüyorsak ve bu gördüğümüz şey de bizde bir farkındalık yaratıyorsa, işte o film o zaman filmdir. O film, o olayı kendine konu edinen yönetmenin bilincinden, kişiliğinden, duygu derinliğinden ve dünya görüşünden etkilenerek bize ulaşır ve biz de bunu böyle algıladığımız için o filmden etkileniriz.

Dosya haber dediğiniz şeyde bile alt metinde gizli bir anlam, bir yönlendirme, bir bilinç yapıcılık vardır. Ama siz eğer kısa film ya da bir film çekiyorsanız, her an karşımıza çıkabilecek bir olayı aynen ve hiçbir anlam, içerik, renk, biçim ve söylem farklılığı katmadan çekip gösteremezsiniz. Kimseye yapma diyemeyiz tabii ama yaparsanız da eleştirilere katlanacaksınız. Normal bir şeydir bu.

Ben kamera konusunda bazı fikirlerimi paylaştım diye bana kameraman gözüyle ya da bir teknik adam gözüyle bakmayın. O yönlerim de vardır tabii ama benim asıl yetkinlik alanım senaryodur.

Soruma cevap vermemişsiniz.  Eğer "gündelik hayata dair her şey film olur" fikrini kabul ediyorsanız sizden alıntı yaptığım cümleyi hangi referansla yazdınız? 

Sizin verdiğiniz cevap "bir fikir nasıl film olur" sorusuna verilecek yanıtlardan biri. 

Benim sorum ise şuydu: İnsana dair olup da her an karşınıza çıkma ihtimali olmayan bir durum var mı? Karşı olduğunuz ve benim itiraz ettiğim şey bu. 

CevapAlıntı
Başlığı açan Gönderildi : 26/11/2020 5:32 pm
Hasbatur
(@hasbatur)
Forrest Gump

Ne demek istediğini pek anlayamamış olsam da anladığım kadarıyla cevaplayayım.

Aslında üzerinde durduğun şeyin filmle ve sinemayla bir ilgisi yok. Bir olayın karşımıza çıkma ihtimali olması başka, ondan bir film yapmak başkadır. Her olaydan, her durumdan ille de bir film yapabiliriz demek temelden yanlıştır. Filmini çekmiş oluruz ama film yapmış olmayız.

Gündelik hayata dair her şey film olur; ama içinden başka insanları ilgilendirecek bir fikir çıkartabilirsen.

Attan düşen bir adamı attan düştüğü şekliyle çekip gösterirsen attan düşmüş bir adamın filmini çekmiş olursun. Ama attan düşmüş bir adamın atla olan ilişkisini özgün bir bakışla irdelersen, işte o zaman film yapmış olursun.

Sinema bir sanattır. Sanatın işlevi ise ortaya alışılagelmişin dışında farklı bir renk, biçim, tavır, görüş, üslup ve yorum koymaktır. Biz bir manzara resmi yapabiliriz; ama o manzarayı olduğu gibi resmedersek fotoğraf makinesinden ne farkımız kalır? Aynı manzaranın fotoğrafını da çekebiliriz; ama gözümüzle gördüğümüzü göstermenin dışında bir şey yapmamışsak, o manzarayı belgelemek dışında bir şey yapmış olur muyuz?

İnsana dair olup da her an karşımıza çıkma ihtimali olmayan bir durum yoktur. Öyle ya da böyle çıkar ya da bizim karşımıza çıkmasa bile birilerinin karşısına çıkması ihtimali mutlaka vardır. Hiç kimsenin karşısına çıkmamış bile olsa, çıkabilmesi ihtimali milyarda bir bile olsa, o ihtimal sonuçta vardır. Ama film bu olaylardan ve durumlardan sadece beslenir, onları kuru kuru satmaz, birebir "Aha bu böyle olmuştur" diyerek göstermez. Anlatmak istediğim budur.

CevapAlıntı
Gönderildi : 27/11/2020 2:46 am
desert333 beğendi
desert333
(@desert333)
Morpheus

@Hasbatur'un son mesajda ifade ettiklerinden anladığım sanatın birazda evrensellik duygumuza yada fikriyatımıza seslenmesi gerekiyor oluşu galiba. Evet sanat sinemasal anlamda sanat sıradan olaylara hatta kimsenin karşılaşmayacağı durumlara işaret edebilir fakat bu durumu anlatmakta bir tümellik olması gerekir. Bu evrensellik duygusu aslında sosyolojik olguların bizi ilgilendiriyor oluşu ve toplumsal bir varlık oluşu sebebiyledir ancak unutulmamalı ki en otobiyografik durumlar başkalarının hayatlarında inanılmaz etkiler bırakıyor, en öznel-subjektif anlatılar(sanatın her kademesinde) insanların yapılan o eserin ciddi ciddi uzun yıllar peşinden gitmesine neden oluyor. Sözgelimi ben Nuri Bilge'nin Kasaba'sının fanları olmuş olan insanlar görüyorum oysa ki o film çok subjektif ve neredeyse gerçeği çok yalın(hani kamerayı koy ve çek şeklinde tabir edilir ya) haliyle anlatma çabasında olan bir film. Laf uzadı ama son kertede şunu ifade edeyim filmi beğenmekle beraber evet Hasbatur'a katılarak final sahnesinin biraz inandırıcılık tarafıyla havada kaldığını söyleyerek bitireyim. @paciente ellerinize sağlık beğendim.

CevapAlıntı
Gönderildi : 27/11/2020 8:00 am
Hasbatur
(@hasbatur)
Forrest Gump
Gönderen: @desert333

... Sözgelimi ben Nuri Bilge'nin Kasaba'sının fanları olmuş olan insanlar görüyorum oysa ki o film çok subjektif ve neredeyse gerçeği çok yalın(hani kamerayı koy ve çek şeklinde tabir edilir ya) haliyle anlatma çabasında olan bir film.

Kasaba filmi aynen dediğiniz gibi, katılıyorum. Ama siz kalkıp o kasabaya gitseniz ve filmde tasvir edilen o kasabayı görmek isteseniz, göremezsiniz. Siz o kasabanın NBC'nin zihninden geçerek bir filme aksetmiş sanatsal yorumunu izlemişsinizdir çünkü, gerçek hayattaki kendisini değil. O zaman film değil belgesel olurdu zaten. Sinema teknikleriyle, görsel etkilerle, müzikle ve özel olarak seçilmiş oyuncuların amaca yönelik yoğrulmasıyla ortaya çıkmış "yeniden tasarım" bir kasabadır sizin filmde izlediğiniz. Benim de anlatmak istediğim budur işte; siz her olaydan, olgudan ve durumdan tabii ki bir film çıkartabilirsiniz;  ama bunu yaparken, ele aldığınız konudan insanları ilgilendirebilecek ya da etkileyebilecek bir söz, bir söylem, bir bakış açısı, bir güzellik ya da önerme çıkartabiliyorsanız.

CevapAlıntı
Gönderildi : 27/11/2020 3:41 pm
Sayfa 3 / 4
Paylaş: